belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yazıtın alt kısmında ilk yayınlarda belli olmayan bir damga bulunmaktadır.Au dessus du portail subsiste une inscription devenue illisible.
Göstermesi istenen mucize de belliydi.Mais le monument devait témoigner de sa piété.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Les motivations de cet acte ne sont pas claires.
Bu eylemlerin bittiği zaman bellidir.Lorsque le nombre d'états possibles est fini.
O kısım tam olarak belli değildir.La zone n'est pas clairement définie.
Belli bir hücre veya hücre tipinde bulunan proteinlerin tamamı onun proteomu olarak adlandırılır.L'ensemble des protéines exprimées dans une cellule constitue son protéome.
Vakat belli bir delir yoktur.Aucun repère chronologique n'existe.
Erişim tarihi Mayıs 8, 2008. ^ Bellini, Paul.Comment faire ? 8 novembre : Adéodat Ier, pape.
Mesajın belli bir amacı vardır.Il marque un but.
Bu da sadece yakından belli olur, örneğin yakalandıklarında.Voir aussi appointé, quand le bout est pointu.
1817) 1801 - Vincenzo Bellini, İtalyan besteci (ö.23 septembre : Vincenzo Bellini (° 1801), compositeur italien.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.On ne sait pas lequel des quatre commande.
Şu anda ne olacağı belli değil.On ne sait pas actuellement ce qu'il est devenu.
1990'lı yılların ortasında yeni jenerasyon kendini belli etmeye başladı.Au début des années 1960, le besoin d'un système plus général se fit sentir.
Grup 2011 şubat ayında uzunluğu belli olmayan bir süre ara vereceklerini duyurdu.En février 2011, le groupe annonce une pause indéterminée.
Eğitim almış olduğu bellidir ve her konuda iyi kötü bilgi sahibidir.Il se passionne pour toutes les matières enseignées et n'éprouve aucune difficulté à apprendre.
Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.La plupart du temps, ces personnages ont des missions solos.
Boğularak öldükleri belli oluyordu.On suppose qu'il s'est noyé.
İnce belli çay bardaklarında servis edilir.Le thé est servi dans des bols en bois.
Bu söz konusu eylem, belli bir sürecin başlangıcıdır.C'est le début d'une certaine notoriété.
İstemeden faul yaptığı her halinden belli olan Metin Tekin, hakemden özür diledi.Je veux et j’exige d’exquises excuses du juge.
Cevap bellidir.Réponses équivoques.
Tabloları günümüzde dünyanın belli başlı müzelerinde ve galerilerinde sergilenir.Aujourd'hui, il expose ses tableaux dans les musées et galeries du monde entier.
Jargon, belli bir etkinlik, meslek veya grupla ilişkili olarak tanımlanmış bir terminolojidir.Un jargon est le vocabulaire spécialisé d'une profession ou d'une activité.
Bu tur için fikstür 23 Haziran 2006'da belli oldu.Cette pierre fut temporairement retirée du chantier le 23 juin 2006.
Telif hakları, genellikle belli bir süre için geçerlidir.Les restrictions sont généralement valables à certaines heures de la journée.
Oyun belli sayıda turlardan oluşur (örnek: 3, 5, 7, 9 veya 11 tur).Tour avec un nombre impair d'étages (trois, cinq, sept, neuf ou treize).
Böylelikle tüm dallarda adaylar belli olur.Cela est valable pour tous les espaces de noms.
"Yavaş dediğimiz şey, uzun zaman içinde belli bir mesafenin kat edilmesidir.Elle consiste à faire le maximum de distance en un temps donné.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.La CLASSE a plusieurs instances.
Firâkî'nin doğum tarihi belli değildir.La date de naissance de Bicknor est incertaine.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Par conséquent l'existence même de Sponsianus demeure non démontrée.
Genelde belli bir kültün dinî gereklerini yerine getirmek onları bir araya getirirdi.Mais au fur et à mesure, une certaine relation de complicité les unit.
Soundwave, Avustralya'nın belli başlı şehirlerinde düzenlenen yıllık müzik festivali.Le Soundwave, ou Soundwave Festival, est un festival organisé dans les plus grandes villes australiennes.
Belli bir hedef kitleye hitap eder.Une cible désigne une zone valable.
Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.Se rio de todos, es obvio que está sufriendo.
Casus belli.Es obvio quién es el espía.
Bir sınıfta belli sayıda sandalye vardır.En una clase hay un determinado número de asientos.
Bellick bütün hayatı boyunca hep bir gardiyan olmak istemiştir.Bellick siempre quiso ser guardia de prisión.
Önceki işi, tam olarak belli olmasa da o, işini "teknik danışman" olarak belirtmektedir.Su trabajo anterior no está claro, aunque se denomina a sí mismo como un "supervisor técnico".
Kardeşleri onu çok sevmektedir ancak bunu belli etmezler.Sus hermanos le dijeron: «Esto no es nada agradable.
Bellick’i hücresinden bu gece çıkaracaklardır.Bellick por la noche es sacado de su celda.
Elagabalus'la boşanmalarının ardından Faustina'ya ne olduğu belli değildir.No queda claro qué pasó con Faustina después de su divorcio de Heliogábalo.
Ayrıca her meclis belli problemleri incelemek için özel, veya seçme, komiteler atayabilir.Además, cada Cámara puede nombrar, o seleccionar, comités especiales para el estudio de problemas específicos.
Dorothy’nın aile kış aylarında Kahire'de yaşadı ve her sene yılın belli dönemlerini İngiltere’de geçirirlerdi.Su familia vivía en El Cairo en los meses de invierno y regresaba a Inglaterra cada año.
Siperlerin ise belli bir koruma seviseyi vardı.Las puertas daban una cierta protección.
Bellick gardiyanların odasının altındaki tünelde tuzağa düşmüştür ve kaçışa tanık olur.Bellick queda atrapado en el túnel bajo la caseta de los guardias y es testigo de excepción de la fuga.
Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi.Parecía ya claro entonces que Weber se dedicaría a las ciencias sociales.
Nasıl koştum belli değil.Yo no sé como escapé.
Bellick'in geçmişi rüşvet ve mahkûmlara kötü muamele ile doludur.Bellick tiene un largo historial de corrupción y abuso de presos.
Anlatıcı da vadiyi terk ederek ismi belli olmayan "tuhaf bir şehirde" yaşamaya başlar.El narrador decide partir a una «extraña ciudad».
Bellick, Fox River’a geri döner.John Abruzzi vuelve a Fox River.
Mesajın belli bir amacı vardır.Tiene un propósito específico.
Belli bir tepkime hızı için gereken substrat miktarı da önemlidir.La cantidad de sustrato necesario para obtener una determinada velocidad de reacción también es importante.
Olasılıkla Jacopo Bellini'nin bir dizaynı olup, Antonio Gambello tarafından yapıldı.Fue quizás construida por Antonio Gambello a partir de un diseño de Jacopo Bellini.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Luchó por varios cambios como la abolición de la esclavitud.
Arabanın son durumu belli değildir.El destino del coche en sí es desconocido.
Bu yüzden kendilerini hemen belli ederler.Esto hace que se les reconozca al instante.
Gerçekte durum daha da karmaşık olup kızın öğretmeni olan Dr Romualdo da genç Bellina'ya gizlice aşıktır.Complica las cosas aún más el doctor Romualdo, tutor de Bellina, que también está enamorado de ella.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Ambos parecen tener algún elemento de verdad.

İlgili Sayfalar