belli ile cümle
belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Köyün belli başlı bir tarihi yoktur.C'est un village dont l'histoire n'a rien de particulier.
İl belli yeraltı madenlerine de sahip olmaktadır.On le trouve aussi dans des mines profondes.
Böyle bir önermenin belli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.Une telle conjecture doit prendre en compte certaines conditions nécessaires.
Familyanın bilimsel sınıflandırmadaki yeri tam olarak belli değildir.Leur territoire dans la région des Éduens n’est pas précisément localisé.
Böylece cinsiyet belli olur.Le Romantisme est alors évident.
GSM operatörleri belli noktalarda çekmektedir.Les émetteurs du GEE envoient des impulsions à des instants précis.
Greta Garbo'nun belli başlı bütün filmlerini o yönetmiştir.Toute sa vie elle fut fascinée par le destin cinématographique de Greta Garbo.
Görgü, bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiğini gösterir.Caractère, la manière dont une personne va réagir dans une situation donnée.
"YAŞ kararları belli oldu".Les finales en -age sont prononcées ,.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Le grand changement est la chute du catholicisme.
Her birinin terfi edeceği görevler belliydi.Chaque médecin devait assurer sa promotion.
Gerçekte durum daha da karmaşık olup kızın öğretmeni olan Dr Romualdo da genç Bellina'ya gizlice aşıktır.Pour compliquer davantage la situation, le Dr Romualdo, tuteur de Bellina, en est lui aussi amoureux.
Savaşın kaybedileceği belli olmuştur.Il n'y a plus de doute que la guerre est perdue.
Yüzbaşı Bellick, Nika'yı daha önce bir yerde gördüğünü düşünmektedir.Bellick soupçonne immédiatement Nika et a l'impression de l'avoir déjà vue.
19. yüz yılın ortalarından 20. yüz yılın ortalarına kadar Bellingham bölgesinde kömür çıkartıldı.Le charbon est extrait à Bellingham entre le milieu du XIXe siècle et le milieu du XXe.
Bellick, bir gece daha revirde kalabilmek için hemşireye yalvarır.D'ailleurs Charlotte passera une nuit à l'infirmerie.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.C'est un signe de la grande confiance dont il jouit déjà.
Susan ve Ross birbirlerinden hoşlanmazlar ve bunu belli etmekten çekinmezler.Rachel et lui ne semblent pas être d'accord sur ce qu'ils doivent chanter.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.Le FI est utilisé pour comparer différentes revues dans un même domaine.
Bu kavimlerin nerden geldikleri belli değildir.On ignore d'où viennent ces Démons.
Bu uygulama yluyla kişi belli bir yoğunlaşma gücü, yani joriki elde eder.L'une d'elles l'intéresse jusqu'à l'obsession : celle des Yorkin.
Bellick, Dr. Tancredi'nin yanına gider ve ona Fox River Eyalet Hapishanesinde çalışıp çalışamayacağını sorar.Bellick l'a approchée et lui a appris qu'une place de docteur était disponible à la prison de Fox River.
Bunları anlatmıyorum çünkü hangisinin doğru olduğu henüz belli değil.Je leur réponds que non, car la loi est claire.
Yılın belli zamanlarında, belli yıldızlar doğar ve batar.À certains moments de l'année, certaines étoiles vont se lever ou se coucher au lever ou au coucher du Soleil.
23 Şubat - Gentile Bellini, İtalyan ressam (d.23 février : Gentile Bellini, peintre italien, à Venise.
Yanıtla (İng. reply): Belli bir adresten gelen iletiyi yanıtlamak icin kullanılır.In-Out (Request-Response) : Un message nécessitant une réponse est envoyé au destinataire.
Bunda hecelerin yeri değiştirilerek belli bir kelime veya hece eklenir.Oublier de changer le « o » final d’un mot en /ə/ et le prononcer .
Eşyalarından tatile gittikleri bellidir.Départ en vacances.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.J’avoue ne pas le discerner clairement.
Christopher Columbus burada evlenmiş ve belli bir süre burada yaşamıştır.Kristy Cotton est mariée et semble avoir retrouvé une vie normale.
Birçok kıtası var ve belli bir nakaratı yok.Ces piliers sont incomplets et il manque certaines assises.
Bellick ise borudan kurtulmuştur.C'est ainsi que Bellick meurt noyé.
Antiloplar belli bir gruba dahil değildir.Les espèces nommées merisiers ne forment pas un groupe à part entière.
Çünkü; yörüngeleri üzerinden, sapmadan, belli bir doğrultuda giderler.Puis ils ouvrent une autre voie en libre, la voie Cames-Sarthou.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Les noms de ses parents ne sont pas connus.
Tüm sınıflandırmalar belli değildir.Sa classification est incertaine.
"The Game Awards 2015'te Yılın Oyunları Belli Oldu".Il a été nommé "Joueur Esport de l'Année 2015" aux Game Awards 2015.
Beyaz propagandanın kaynağı bellidir.À bas la fausse propagande.
Naaşı, İstanbul Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi; ancak mezar yeri belli değildir.Il a été enterré dans un cimetière arménien à Istanbul, mais la localisation exacte de sa tombe est inconnue.
Seçimler sonunda 399 milletvekili belli oldu.Du fait de la loi électorale, 139 députés sont finalement élus.
Fakat bu grupların görevleri arasındaki farklılık ve ayrılık tam olarak belli değildir.Le lien entre ces différences structurelles et les différences fonctionnelles reste mal compris.
Bu şekilde belli dönemler halinde günümüze kadar süren yeni bir edebiyat başlamıştır.Je commençai d’abord par envisager une version se passant de nos jours.
Ancak belli bir süre sonra üretim durduruldu.Sa production a très vite été arrêtée.
Bu kalenin çevre surları kısmen yıkılmış olsa da halen yerleri bellidir.Les fossés qui entouraient le monument existent encore mais ils sont en partie comblés.
Prosedürel terimi belli bir fonksiyonu (yordamı) hesaplayan bir işlemi ifade eder.Elle explique comment calculer une fonction récursive.
Güreşi bırakan pehlivan, zembilini duvara asmasından belli olur.Des panneaux accrochés au mur montrent comment il est devenu sourd.
Gerçek bestecisinin adı belli değildir.Ainsi, le nom du véritable propriétaire n'est pas encore connu.
Bu olaylar sırasında Theodora'nın hala hayatta olup olmadığı belli değildir.La question de la survie de Théodora à ces événements n'est pas tranchée de manière certaine.
Ailesinin kökeni tam olarak belli değildir.Ses origines familiales sont incertaines.
"Guns N' Roses' Chinese Democracy Çıkış Tarihi Belli Oldu".Les Guns N' Roses sortent enfin après plus de 13 ans d'attente Chinese Democracy.
Bu turun fikstürü 15 Mart 2007 günü belli oldu.La production de cette version est logiquement stoppée le 15 mars 2005.
"Cumhurbaşkanlığı takvimi belli oldu".L'implication du Président se précise.
Bu durum kadınlara karşı tavırlarında kendini belli etmektedir.Elle est connue pour ses prises de position en faveur des femmes.
Görünmezlik rünü sizi belli bir süre görünmez yapar.Son don lui permet de se rendre invisible pour quelques secondes.
Bu işlem belli bir süre devam eder.Cette démarche prend cependant un certain temps.
Ayrıca, belli bölümlrinde okyanusal iklim özellikleri görülmektedir.On y observe les caractéristiques du climat océanique.
Kazanan şarkı ise Televoting oyu ile belli olmuştır.Les chansons gagnantes seront déterminées par télévote.
Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı.Chaque battlestar en emporte un certain nombre.
Lincoln hemen Bellick'e seslenir, Kellerman'nın geri çekilmekten başka çaresi kalmaz.Lincoln signale alors sa présence à Bellick afin d'échapper à l'agent Kellerman.
Kökenleri ve asıl amacı 2013 Noel özel bölümü "The Time of the Doctor"da belli olmuştur.Ce dernier point a été contredit par l'épisode spécial de Noël 2013, L'Heure du Docteur.