belli ile cümle
belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Der genaue Pathomechanismus ist bislang noch unverstanden.
Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar.Sie kehren heute aber als von der Schule selbst bestimmtes Schulprofil wieder.
Bazıları ise yaşamlarının belli bir kısmında çok çekirdek taşırlar.Einige Punkte seines Lebens scheinen gesichert.
Bu varlık katları, belli bir diziye göre bir öncekinden doğar.Dort soll sich schon früher rechts der Weil ein einzelnes Gehöft befunden haben.
Figürlerin iç ayrıntıları kazılarak belli edilmiştir.Die Elemente der Stichprobe sind vermutlich zufällig entnommen worden.
31 Ağustos 2015 tarihinde başbakan yardımcılarının görev dağılımı belli oldu.Am 31. August wurden die einzelnen Aufgaben der Minister bekannt gegeben.
Nasıl koştum belli değil.Wie das Verfahren ausging, ist nicht bekannt.
Alınan eşyalar belli bir süre içinde aynı ücretle geri satılabiliyor.Verbliebene Exemplare wurden im selben Jahr auf einer Auktion verkauft.
Kendilerini pembe giyimleriyle belli ederler.Alle bewundern ihr rotes Kleid.
Ligler belli kurallar bakımından birbirinden ayrılmıştır.Die Regeln weichen je nach Organisation teilweise voneinander ab.
Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli.Er sieht in jedem Begriff eine phänomenologische Bestimmung.
Albümün adının Venom olacağı belli oldu.Der Markenname lautete Venom.
Edebiyat ve Eleştiri, başlangıçtan beri temelde belli bir çizgide varlığını sürdürmekte.Film-, Buch- und Schallplattenkritiken hatten von Anfang an einen festen Platz im Heft.
Böylece uzayaracıın şekli kabaca belli oldu ve araştırmalar bu temelde sürdürüldü.Dort wurde der Sarg geöffnet und die sterblichen Überreste wurden untersucht.
Belli, Kuzey ve Orta İtalya boyunca birkaç defa seyahat ediyordu.Belli unternahm Reisen nach Nord- und Mittelitalien.
Okyanuslardaki büyük girdaplar plastikten çöpleri belli bir yere toplar.Es gibt Überlegungen, den Plastikmüll in den Ozeanen zu entfernen.
Firâkî'nin doğum tarihi belli değildir.Riquets Geburtsdatum ist unsicher.
Eğer sıcaklık ve basınç sabitse, belli bir hacmi vardır.Bei einer Schwüle oder drückenden Hitze fühlt man Beklommenheit.
Boğalar ise belli bir büyüklüğe gelince satılır.Die Blüten können nur durch Insekten einer bestimmten Größe bestäubt werden.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Beide haben potenziell schwerwiegende Schwachstellen.
Borsa, belli kurallara göre, talep edilen mallar için organize edilmiş piyasa.Eine Börse ist ein nach bestimmten Regeln organisierter Markt vertretbarer Sachen.
Cornflakes ile belli bir yere geldi.Er ist mit kleinen Cornuti versehen.
Belli bir noktanın gösteriminde önce enlem sonra boylam olmak üzere bir değer çifti kullanılır.Vorführung Bei einer Vorführung steht ein tanzendes Paar im Mittelpunkt.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.Dabei stößt er auf Fragen oder Widersprüche.
Belli bir noktadan sonra ısıl denge sağlanır.Anschließend sei mit einer Phase verstärkter Erwärmung zu rechnen.
Belli tadilat ve yenileme çalışmalarından sonra Temmuz 2013'te açıldı.Nach einer umfassenden Sanierung konnte er den Betrieb ab Juli 2013 wieder aufnehmen.)
Ege'de CASUS BELLİ.ABC der Spione.
1817) 1801 - Vincenzo Bellini, İtalyan besteci (ö.Musik (1831): Vincenzo Bellini.
Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.Er habe sie, obwohl nicht sichtbar, zweifellos gelenkt.
William Caxton'ın ailesi belli değildir.Claude-Antoine Péccots Vater ist unbekannt.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Der Grund für diese Kämpfe ist nicht klar.
1888 yılından, 1908 yılına kadar, bölgeyi tek ve belli bir yönetici yönetmemiştir.Bis zum Jahre 1808 blieb dieser ohne eigenen musikalischen Leiter.
Bu şişiklikler belli bir zaman sonra tekrar yok olurlar.Die Flügel verlieren sie nach einer gewissen Zeit wieder.
Mimarı belli değildir.Der Erbauer ist unklar.
Erişim tarihi: 15 Mayıs 2018. ^ "Adayların oy pusulasındaki yerleri belli oldu".Abgerufen am 15. Januar 2018. Die Linke bestimmt Kandidaten für Landtagswahl.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.Es stört sie, dass wir vor ihren Wohnungen protestieren können.
Para belli bir zamana kadar yeter.La monnaie suffira provisoirement.
Yer belli değil.Le lieu n'est pas précisé.
27 Nisan 2016 tarihinde Coal Hill'in artık okul değil bir Akademi olduğu belli olmuştur.Il est révélé le 27 avril 2016 que Coal Hill n'était plus une école mais une université.
Diğer kültürel başarılar ancak belli bir bölgeye ya da bir döneme özgüdür.D'autres réalisations culturelles sont au contraire spécifiques à une région ou à une époque.
Can çalma yaptığınız vuruşun belli bir kısmının sizin canınıza eklenmesini sağlar.Vous tuez une multitude d’enfants pour vous débarrasser d’un seul, et Celui que vous cherchez vous échappe !
Belli ki, siz ve büyüleyici aileniz - Lisa, Homer, Bart ve Maggie — kamp yapıyorsunuz.De toute évidence, vous et votre charmante famille — Lisa, Homer, Bart et Maggie — faites du camping.
1969'un sonunda, Kuzey Denizi'nde büyük petrol ve gaz kaynakları olduğu açıkça belli olmuştu.Fin 1969 il était clair qu'il y avait d'importantes réserves de pétrole et de gaz.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hurry to the Dove's Nest of Evil (鳩よ悪の巣へ急げ, Hato yo Aku no Su e Isoge?)
Sonuç olarak bugünde kullanılan Bellingham ismi kullanılması kararlaştırıldı.La décision se porta alors sur le nom Bellingham, le nom actuel.
Bu kurama göre, evrenin belli bir başlangıcı da yoktur.Et ceci implique que l'univers n'a pas de point d'origine.
Ayrıca kimden olduğu belli olmayan bir bebeği de vardır.Il avait également une sœur dont on ne sait rien.
Geleneksel olarak belli bir şekilde tanınmış portlar özel uygulamalar ile ilişkilidir.Par convention, des ports bien connus sont associés avec certaines applications spécifiques.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Enfin, quatre anges portent chacun un Evangile.
1990 yılından sonra ise belli şartlarla adaya giriş izni verilmiştir.Néanmoins, depuis 1990, il est permis sous certaines conditions d'entreprendre l'ascension.
Bellingham'in adı şehrin konumlandığı koydan gelmektedir.Le nom de Bellingham vient de celui de la baie sur laquelle la ville est située.
Adından da belli olduğu gibi oldukça şişmandır.Elle est très rusée, comme l'indique son nom.
Eylül Katliamının belli başlı sahnelerinden biri olmuştur.C’est un épisode des massacres de Septembre.
Roma'da hukuk ve hitabet konusunda belli bir üne kavuştuktan sonra, askerlik kariyerine başladı.Après s'être fait une réputation à Rome comme juriste et orateur, il entame une carrière militaire.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Ne vous ai pas dit si j'y resterai mort ou vivant. …….
Son 'D' belli grupların şeytanı, uğursuz veya satanic betimlenmesini gösterir.Le dernier "D" se réfère à la représentation de certains groupes comme diabolique, démoniaque ou satanique.
Bellick ile anlaşır.En collaboration avec Belliard.
Roman Bellic, Niko Bellic'in kuzenidir.Il est d'ailleurs le responsable de l'enlèvement de Roman Bellic, le cousin de Niko.
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.La nature exacte de R136a n'était pas claire et faisait l'objet de discussions.
Belli bir süre sonra da ağabeyine teslim olarak öldürülmüştür.Ensuite il poursuit ses frères et les extermine.