Ana içeriğe geç
Sözlük

belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Boğalar ise belli bir büyüklüğe gelince satılır.Die Blüten können nur durch Insekten einer bestimmten Größe bestäubt werden.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.Beide haben potenziell schwerwiegende Schwachstellen.
Borsa, belli kurallara göre, talep edilen mallar için organize edilmiş piyasa.Eine Börse ist ein nach bestimmten Regeln organisierter Markt vertretbarer Sachen.
Cornflakes ile belli bir yere geldi.Er ist mit kleinen Cornuti versehen.
Belli bir noktanın gösteriminde önce enlem sonra boylam olmak üzere bir değer çifti kullanılır.Vorführung Bei einer Vorführung steht ein tanzendes Paar im Mittelpunkt.
Bu yaklaşımlarda belli sorunlar ve çelişkili görüşler vardır.Dabei stößt er auf Fragen oder Widersprüche.
Belli bir noktadan sonra ısıl denge sağlanır.Anschließend sei mit einer Phase verstärkter Erwärmung zu rechnen.
Belli tadilat ve yenileme çalışmalarından sonra Temmuz 2013'te açıldı.Nach einer umfassenden Sanierung konnte er den Betrieb ab Juli 2013 wieder aufnehmen.)
1817) 1801 - Vincenzo Bellini, İtalyan besteci (ö.Musik (1831): Vincenzo Bellini.
Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.Er habe sie, obwohl nicht sichtbar, zweifellos gelenkt.
William Caxton'ın ailesi belli değildir.Claude-Antoine Péccots Vater ist unbekannt.
Bu hareketin sebepleri belli değildir.Der Grund für diese Kämpfe ist nicht klar.
1888 yılından, 1908 yılına kadar, bölgeyi tek ve belli bir yönetici yönetmemiştir.Bis zum Jahre 1808 blieb dieser ohne eigenen musikalischen Leiter.
Bu şişiklikler belli bir zaman sonra tekrar yok olurlar.Die Flügel verlieren sie nach einer gewissen Zeit wieder.
Mimarı belli değildir.Der Erbauer ist unklar.
Erişim tarihi: 15 Mayıs 2018. ^ "Adayların oy pusulasındaki yerleri belli oldu".Abgerufen am 15. Januar 2018. Die Linke bestimmt Kandidaten für Landtagswahl.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.Es stört sie, dass wir vor ihren Wohnungen protestieren können.
Para belli bir zamana kadar yeter.La monnaie suffira provisoirement.
Yer belli değil.Le lieu n'est pas précisé.
27 Nisan 2016 tarihinde Coal Hill'in artık okul değil bir Akademi olduğu belli olmuştur.Il est révélé le 27 avril 2016 que Coal Hill n'était plus une école mais une université.
Diğer kültürel başarılar ancak belli bir bölgeye ya da bir döneme özgüdür.D'autres réalisations culturelles sont au contraire spécifiques à une région ou à une époque.
Can çalma yaptığınız vuruşun belli bir kısmının sizin canınıza eklenmesini sağlar.Vous tuez une multitude d’enfants pour vous débarrasser d’un seul, et Celui que vous cherchez vous échappe !
Belli ki, siz ve büyüleyici aileniz - Lisa, Homer, Bart ve Maggie — kamp yapıyorsunuz.De toute évidence, vous et votre charmante famille — Lisa, Homer, Bart et Maggie — faites du camping.
1969'un sonunda, Kuzey Denizi'nde büyük petrol ve gaz kaynakları olduğu açıkça belli olmuştu.Fin 1969 il était clair qu'il y avait d'importantes réserves de pétrole et de gaz.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hurry to the Dove's Nest of Evil (鳩よ悪の巣へ急げ, Hato yo Aku no Su e Isoge?)
Sonuç olarak bugünde kullanılan Bellingham ismi kullanılması kararlaştırıldı.La décision se porta alors sur le nom Bellingham, le nom actuel.
Bu kurama göre, evrenin belli bir başlangıcı da yoktur.Et ceci implique que l'univers n'a pas de point d'origine.
Ayrıca kimden olduğu belli olmayan bir bebeği de vardır.Il avait également une sœur dont on ne sait rien.
Geleneksel olarak belli bir şekilde tanınmış portlar özel uygulamalar ile ilişkilidir.Par convention, des ports bien connus sont associés avec certaines applications spécifiques.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Enfin, quatre anges portent chacun un Evangile.
1990 yılından sonra ise belli şartlarla adaya giriş izni verilmiştir.Néanmoins, depuis 1990, il est permis sous certaines conditions d'entreprendre l'ascension.
Bellingham'in adı şehrin konumlandığı koydan gelmektedir.Le nom de Bellingham vient de celui de la baie sur laquelle la ville est située.
Adından da belli olduğu gibi oldukça şişmandır.Elle est très rusée, comme l'indique son nom.
Eylül Katliamının belli başlı sahnelerinden biri olmuştur.C’est un épisode des massacres de Septembre.
Roma'da hukuk ve hitabet konusunda belli bir üne kavuştuktan sonra, askerlik kariyerine başladı.Après s'être fait une réputation à Rome comme juriste et orateur, il entame une carrière militaire.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Ne vous ai pas dit si j'y resterai mort ou vivant. …….
Son 'D' belli grupların şeytanı, uğursuz veya satanic betimlenmesini gösterir.Le dernier "D" se réfère à la représentation de certains groupes comme diabolique, démoniaque ou satanique.
Bellick ile anlaşır.En collaboration avec Belliard.
Roman Bellic, Niko Bellic'in kuzenidir.Il est d'ailleurs le responsable de l'enlèvement de Roman Bellic, le cousin de Niko.
Merkezi bileşen R136a'nın doğası başlangıçta belli değildi.La nature exacte de R136a n'était pas claire et faisait l'objet de discussions.
Belli bir süre sonra da ağabeyine teslim olarak öldürülmüştür.Ensuite il poursuit ses frères et les extermine.
Köyün belli başlı bir tarihi yoktur.C'est un village dont l'histoire n'a rien de particulier.
İl belli yeraltı madenlerine de sahip olmaktadır.On le trouve aussi dans des mines profondes.
Böyle bir önermenin belli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.Une telle conjecture doit prendre en compte certaines conditions nécessaires.
Familyanın bilimsel sınıflandırmadaki yeri tam olarak belli değildir.Leur territoire dans la région des Éduens n’est pas précisément localisé.
Böylece cinsiyet belli olur.Le Romantisme est alors évident.
GSM operatörleri belli noktalarda çekmektedir.Les émetteurs du GEE envoient des impulsions à des instants précis.
Greta Garbo'nun belli başlı bütün filmlerini o yönetmiştir.Toute sa vie elle fut fascinée par le destin cinématographique de Greta Garbo.
Görgü, bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiğini gösterir.Caractère, la manière dont une personne va réagir dans une situation donnée.
"YAŞ kararları belli oldu".Les finales en -age sont prononcées ,.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Le grand changement est la chute du catholicisme.
Her birinin terfi edeceği görevler belliydi.Chaque médecin devait assurer sa promotion.
Gerçekte durum daha da karmaşık olup kızın öğretmeni olan Dr Romualdo da genç Bellina'ya gizlice aşıktır.Pour compliquer davantage la situation, le Dr Romualdo, tuteur de Bellina, en est lui aussi amoureux.
Savaşın kaybedileceği belli olmuştur.Il n'y a plus de doute que la guerre est perdue.
Yüzbaşı Bellick, Nika'yı daha önce bir yerde gördüğünü düşünmektedir.Bellick soupçonne immédiatement Nika et a l'impression de l'avoir déjà vue.
19. yüz yılın ortalarından 20. yüz yılın ortalarına kadar Bellingham bölgesinde kömür çıkartıldı.Le charbon est extrait à Bellingham entre le milieu du XIXe siècle et le milieu du XXe.
Bellick, bir gece daha revirde kalabilmek için hemşireye yalvarır.D'ailleurs Charlotte passera une nuit à l'infirmerie.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.C'est un signe de la grande confiance dont il jouit déjà.
Susan ve Ross birbirlerinden hoşlanmazlar ve bunu belli etmekten çekinmezler.Rachel et lui ne semblent pas être d'accord sur ce qu'ils doivent chanter.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.Le FI est utilisé pour comparer différentes revues dans un même domaine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
belli ile cümle - Sayfa 22 - belli kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App