belirsizlik ile cümle

belirsizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ama neyse ki bu ‘büyük’ belirsizlik yakın bir tarihte son bulacak.In werkelijkheid is het "onvolmaakte" resultaat het gevolg van de lange bouwgeschiedenis.
Belirsizlik: Tamamıyla belirli olma eksikliği, yani, bir olasılığının birden fazla olma durumu.Absolute schaarste: als er te weinig van een bepaald goed is.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.Daarbij is risico meetbaar, terwijl dat voor onzekerheid niet het geval is.
Tür içinde taksonomik olarak bir belirsizlik bulunmaktadır.Er is enige onzekerheid over de taxonomie.
Şekilleri de belirsizlik gösterir.De vorm bleef onduidelijk.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Jest również niewidomy (na co od razu wskazuje jego imię).
Bir tür belirsizlik oluştu.Można zauważyć pewną nieścisłość.
Hangisinin baskın olduğu konusunda bir belirsizlik vardır.Termin ante quem jest niepewny.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.Nawet daty życia jego życia są niepewne.
Yaşanan bazı belirsizlikler projesinin başlamasını geciktirdi.To zdarzenie opóźniło start jego kariery zawodowej.
Oliver'ın ayrılmasına az bir zaman kala, çift kendilerini belirsizlik ve hasret içerisinde bulur.Kiedy Jonathan wyjeżdża i zostają sami, oboje nie potrafią ukryć swoich uczuć.
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.W Japonii fakt ten został przyjęty neutralnie.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.W historii tej są pewne nieścisłości.
Ölçüm verilerinin ağırlıklı ortalamaları ile ilişkili belirsizlikNiespójny zapis wielkości procentowych.
Ancak görünen o ki dönemin İsveç politikasındaki belirsizlik onun eserlerini de etkilemişti.Sveriges roll i detta krig tycks dock bara ha varit nominell.
Josephus'un hayatı belirsizlikler ile çevriliydi.Vad som hände med Józsefs kvarlevor är oklart.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.Som tillhörande en verklighet i tiden är människan verksam.
Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.Precis 13 år senare var den beskrivna oklarheten anledning till en öppen konflikt.
Belirsizlikler yumağı!Основи імунології.
Bununla birlikte Doğu/Batı karşıtlığının tam tanımı belirsizlikler taşımaktadır.Vztahy mezi Východem a Západem se přesto vyznačovaly zjevným napětím.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.Víte sice, že je to nepravděpodobné, ale nechcete riskovat, když existuje způsob, jak tomu zabránit.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Klíčové chybějící informací (t.j. informační potřeby) lze taktéž identifikovat na tomto místě.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.În acest sens, ar fi fost de incertitudine fără risc, dar nu risc, fără incertitudine.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Principiul de incertitudine a fost formulat de către Werner Heisenberg în 1927.
Bu durum Heisenberg belirsizlik prensibi olarak bilinir.Acest fenomen este cunoscut ca principiul incertitudinii al lui Heisenberg.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Faptele bune sunt necesare, dar sunt insuficiente pentru inviere.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.Asupra acestuia există o incertitudine.
Belirsizlik yok.Nu există nici o ambiguitate.
Belirsizlik yok.Nu există nici o incertitudine.
Anlama, Belirsizlik ve Çok-Anlamlılık (2. bas.).Az igazat és csakis az igazat a macskákról (Nagy mancs sorozat 2.)
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.Ja on elettävä sen tuoman epävarmuuden kanssa.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.Hänen mukaansa riskille voidaan laskea arvo, mutta epävarmuudelle ei.
Tersine, momentumdaki belirsizlik küçüldükçe, aynı oranda konumunun belirsizliği büyür.Täten mitä pienemmäksi epävarmuus paikassa vähenee, sitä suuremmaksi epävarmuus liikemäärässä kasvaa.
Bu Heisenberg belirsizlik ilkesi olarak bilinir.Parhaiten Heisenberg tunnetaan epätarkkuusperiaatteen kehittämisestä.
Belirsizlik ilkesi enerji ve zaman ilişkisi için de geçerlidir.Sama kirjoittaja kertoo sateen ja ajan alkuperästä.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.Αυτό είναι το σημείο στο οποίο βρίσκεται σήμερα η ανθρωπότητα.
Belirsizlik ilkesi enerji ve zaman ilişkisi için de geçerlidir.Η μεταφυσική θεώρηση είναι απώλεια χρόνου και ενέργειας.
Bu Heisenberg belirsizlik ilkesi olarak bilinir.Τα φυσικά χαρακτηριστικά του Σάιντινγκ Σπρινγκ είναι άγνωστα.
Belirsizlik artıyorsa, algılayan için doğru algılama zorlaşır.Αν υπάρχει αμφιβολία καλό είναι να γίνεται υπερηχογράφημα.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Werner Heisenberg postulerede sit usikkerhedsprincip i 1927.
Yine de Jaebeom hakkındaki belirsizlik devam ediyordu.Janjaweed fortsatte imidlertid sine angreb.
1647-48 yıllarında yazılan eserlerde terime dari belirsizlik görülür.Bøker og tekster som ble utgitt i årene 1647–1648 reflekterte ofte denne terminologiske usikkerheten.
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.Men denne usikkerheten må mennesket leve med.
Risk aynı zamanda belirsizlikle kasıtlı etkileşim olarak da tanımlanabilir.Dette indikerer at prosessering også kan skje på et ubevisst nivå.
Josephus'un hayatı belirsizlikler ile çevriliydi.Kehidupan Yosefus penuh dengan ambiguitas.
Eğer On'lu olmasaydı her şey belirsizlik içinde ve karanlıkta kalırdı.Tanpa pengetahuan ini, manusia tidak akan mengalami pencerahan dan tetap berada dalam kegelapan.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.Dengan demikian, saat ini penyakit-penyakit tersebut berdampak terbatas bagi manusia.
Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.Pada tahun yang sama, ia meluncurkan Forbidden Affair aroma nya.
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.Hôn nhân đồng giới không được công nhận tại Nhật Bản.
Hangisinin baskın olduğu konusunda bir belirsizlik vardır.誰が推薦人であったのかについては不確かな点がある。
Musaşi'nin doğumu ile ilgili belirsizlikler de bulunmaktadır.オーラヴの誕生日については不確かなところがある。
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.目立たないように生きている。
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.人間不信に陥っている。
Buna dair en titiz arayışımızın tek sonucu korku ve belirsizliktir.苦手・欠点 唯一はっきりと分かる欠点は高所恐怖症。
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.日本での伝承状況は不明である。
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.這引致圖像模糊。
Örneğin, Avustralya mega faunasının ani yok oluşunun zamanlaması konusunda belirsizlikler bulunmaktadır.例如,就澳洲巨型動物群突然滅絕的時間很含糊。
Öyleyse, üyelik fonksiyonun değeri hakkında bir belirsizlik olduğunda, insan ne yapar ?假如會員無法承擔財務方面的責任,則只能成為觀察員。
Hatta ölüm tarihinde bile belirsizlik vardır.사소한 경험 속에는 ‘죽음’ 역시 존재한다.

İlgili Sayfalar