belirsizlik ile cümle

belirsizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bu değerdeki bağıl standart belirsizlik 1 × veya 10 ppm'dir.The relative standard uncertainty in this value is 1×10–5 or 10 ppm.
Bu, yeni bir kayıt dışılığın yanı sıra bir miktar belirsizlikle sonuçlanır.This results in a fresh informality as well as a certain inconclusiveness.
Aslında temel belirsizlik kategorilerini bu terimlerle kavramsallaştırır.In fact, it conceptualizes its basic uncertainty categories in these terms.
Iliou persis muhtemelen MÖ 7. yüzyılda yazıldı, ancak çok fazla belirsizlik vardır.The Iliou persis was probably composed in the seventh century BCE, but there is much uncertainty.
Bu algı, kişi belirsizlik olduğunu düşünmediğinde de belirsiz olabilir.This perception can be ambiguous without the person perceiving it as ambiguous.
Karşılaştırmalı belirsizlikComparative ignorance
Tversky, insanların olasılıksal bir evrende belirsizlik altında yaşadıklarına inanıyordu.[1]Tversky believed that humans live under uncertainty, in a probabilistic universe.[20]
Kuramsal belirsizlikler, ilk ilkelerden kestirimlerde bulunmayı engelledi.Theoretical uncertainties have precluded making predictions from first principles.
Bütçe konusunda yüksek belirsizlikler bulunmaktadır.There are high uncertainties about the budget.
Hayatını çevreleyen belirsizlikler birden çok isim kullanmasından kaynaklanmaktadır.The uncertainties surrounding his life stem from his supposed use of multiple names.
Belirsizlik ilkesi enerji ve zaman ilişkisi için de geçerlidir.Eine ähnliche Unschärferelation gilt zwischen Energie und Zeit.
En önemli belirsizlik birinci maddededir.Unsicher ist der erste Teil.
Toplam İspanyol kayıplarına dair bir belirsizlik bulunmaktadır.Über die indianischen Verluste existiert insgesamt kein Konsens.
Parti arşivlerinde de bu konuya dair çatışmalar ve belirsizlikler olduğu görülmektedir.Es ist immer aufgefallen, dass es im Buch Spannungen und Widersprüche gibt.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.Sie setzt sich heute für den säkularen Humanismus ein.
Kiyarüstemi'nin filmleri önemli ölçüde belirsizlik içerir.Stumvols Spielfilme sind weitgehend bedeutungslos.
"Çılgın yılları" şüphe ve belirsizlik içeren bir dönem izlemiştir.Aux années folles succède une période de doute et d’incertitude.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.En lui l'humanité est unie à l'Être.
Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.La même année, elle a lancé son parfum Affair Interdite.
Belirsizlik ilkesiyle onaylandı.L'évasion est préméditée.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Mais une telle représentation est ambigüe !
Fakat birey olası sonuçlar hakkında belirsizlik yaşar.Les individus déforment les probabilités.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.Là encore, l'ambiguïté règne.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Falta indudablemente la demostración.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Este principio fue enunciado por Werner Heisenberg en 1927.
Belirsizlik epistemolojik delil ve sonuç arasındaki ilişkinin durumudur.Nexo causal entre acción y resultado.
Riskin yapısı tam anlamıyla çok sayıda belirsizlik ve çeşitlilik ile belirginleşir ve kesinleşir.Todas las decisiones implican cierto grado de incertidumbre y duda.
Tüm bu belirsizlikleri çözmek için kompleks sayılardaki imajiner birim tanımına sadık kalmalıyız.Se debe entonces pulir la figura para quitar todo tipo de imperfecciones.
Onaylama ilkesi olarak bengi dönüş bu belirsizlikle yaratmayı getirir.El retorno se realiza mediante un salto indirecto a dicha posición.
Yaşanan bazı belirsizlikler projesinin başlamasını geciktirdi.Alcune incertezze ritardarono l'inizio dei lavori.
Kiyarüstemi'nin filmleri önemli ölçüde belirsizlik içerir.Gli Untitled Film Stills costituiscono un oggetto ambiguo.
Terimin gerçek anlamı ile ilgili bir belirsizlik mevcut olsa da "ev" (domus) sayısı da listelenmiştir.Elenca anche il numero di "case" (domus), sebbene vi sia incertezza sull'esatto significato del termine.
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.Dio non è quindi più rilevante per l'umanità.
Eta Scorpii'nin sınıflandırılmasında çeşitli belirsizlikler vardır.Ci sono parecchie incertezze sulla classificazione di Eta Scorpii.
Belirsizlik ilkesi enerji ve zaman ilişkisi için de geçerlidir.Lo stesso avviene - per ragioni diverse - anche per l'indeterminazione energia/tempo.
Bir tür belirsizlik oluştu.Un altro genere d'ignoranza.
En önemli belirsizlik birinci maddededir.Il primo singolo estratto è La precisione.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Al contrario, la scienza esiste per investigare esattamente quel che non si sa (ancora) spiegare.
Belirsizlik beni ürkütüyordu.Неизвестность меня пугала.
Bu bir belirsizlik zamiridir.Это неопределённое местоимение.
Belirsizlikler yumağı!Тайные амбиции!
Fakat birey olası sonuçlar hakkında belirsizlik yaşar.Риск - Влияние неопределенности на цели.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.На вид кажется безобидным, но это вовсе не так.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Список содержит, по всей видимости, неточности.
"Çılgın yılları" şüphe ve belirsizlik içeren bir dönem izlemiştir.وأعقب تلك الفترة "سنوات الجنون" بما في ذلك الشكوك وعدم اليقين.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.وافتقر إلى وضوح الوجهة في الحياة آنذاك.
Yargı altında Belirsizlik: Keşif ve Önyargıları.تحت حكم اليقين : الاستدلال والتحيز.
İsrail devleti resmî olarak nükleer belirsizlik diye tanımlanan bir siyaset izlemektedir.تتبع إسرائيل سياسة الغموض فيما يتعلّق بترسانتها النووية.
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.ورأيي بأنه يجب أن لا هوادة مع هذه الحركة.
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.Vamos ter que viver com essa incerteza.
Bununla birlikte ':', tayf değerlerinde bazı belirsizlikler olduğunu göstermektedir.Contudo, o ':' indica alguma incerteza no valor espectro.
Şekilleri de belirsizlik gösterir.Seu estilo é igualmente incerto.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.É aí que você tem a ambiguidade.
ISO 31000 (2009) / ISO Kılavuzu 73: Riskin 2002 tanımı 'hedefler üzerinde belirsizlik etkisidir.O objetivo da ISO 31000: 2009 é estabelecer princípios e orientações genéricas sobre gestão de riscos.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Esta representação é imprecisa.
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.Esse desacoplamento não se deu no Japão.
Bir tür belirsizlik oluştu.É um tipo de displasia.
Josephus'un hayatı belirsizlikler ile çevriliydi.Ponzi's leven wordt gekarakteriseerd door onwaarheden.
Bu harfler dizide belirsizlik olduğunu belirtmek için kullanılır.Het wordt in figuurlijke zin gebruikt om aan te geven dat iets niet helder is.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Geist: Wordt onzichtbaar in fel licht (status onbekend).

İlgili Sayfalar