Öykü yeri belli olmayan bir hayal ülkesinde ve belirsiz bir zamanda geçiyor.彼らは恐ろしい歴史を持った家にその事実を知らないまま引っ越す。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.ただし、1回目の解答が決まるまで、その金額は明かされない。
Ancak derneğin durumu ilk 40 yıl belirsiz kaldı.しかし赤十字社の状況は、発足以降最初の40年間は不透明なものであった。
Hatta bazıları o kadar belirsizdir ki zaman zaman olup olmadığı tartışma yaratır.しかし、この見解について疑問を抱く者も少なからず存在し、時折議論の対象となっている。
Varolmayan Ülke'nin durumu belirsizdir.※掲載されていない国は未詳。
Ardından belirsiz bir süreç izlenmeye başlandı.その後は意識不明の状態が続いている模様。
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.目立たないように生きている。
Onun için artık insanlık belirsizlik içindedir.人間不信に陥っている。
Sınırları belirsizdir.境界線は未定。
Arthur ismini niye seçtiği ise belirsizdir.なぜ彼が女性の名前を選択したかは明確ではない。
Yıldızları belirsizdir.星取は明らかになっていない。
Sonra ne olduğuysa belirsizdir.その次に起こったことは不明である。
Doğru ve yanlış yerine "belirsiz" tanımının eklenmesine yol açmıştır.正解で「内定」、不正解で「不採用」コールが出される。
Bu Osmanlı nişanının görünüşünün nasıl olduğu belirsizdir.杉音の風貌が彼にどう見えているのかは不明。
Buna dair en titiz arayışımızın tek sonucu korku ve belirsizliktir.苦手・欠点 唯一はっきりと分かる欠点は高所恐怖症。
(Çocuklar bahçede koşuyor.) - Çocuklar kim olduğu belirsiz herhangi çocuklar, bahçe belirli.皆川 亮太(みながわ りょうた) なずなに恋する純情少年。
BA-3 belli belirsiz kalın zırhı aracın performansını sekteye uğratmaktaydı.AP03は車重が重く信頼性に欠けたマシンであった。
Japonca'da bu belirsizlikten kaçınılır.日本での伝承状況は不明である。
Yaşlı adamla katili arasında bir bağlantı olup olmadığı, varsa bu bağlantının içeriği belirsizdir.如果老人和谋杀者有关系的话,我们不清楚是什么关系。
New Cambridge editörü Phillip Edwards "Hamlet 'in yazılış tarihini tespit sonucu belirsiz olmalıdır" der.《新剑桥》编辑菲利普·爱德华称“对《哈姆雷特》写作日期的确定都是试验性的”。
Stalin'in saldırı gününde tam olarak ne yaptığı belirsiz ve tartışmalıdır.斯大林抢劫当天的确切行动是未知且有争议的。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.而它的來源直到第二部才被交代清楚。
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.這引致圖像模糊。
Sonuç olarak sıfır bölü sıfır ifadesi tanımsız değil, belirsizdir.(但請注意,IS NULL 不是等於而且不可索引。
28 Şubat - İsveç başbakanı Olof Palme kimliği belirsiz kişilerce vurularak öldürüldü.2月28日——瑞典首相奧洛夫·帕爾梅遇刺身亡。
Bölgesinde bulunan diğer yuvalardaki yavruların babası olup olmadığı belirsizdir.他是否会成为它领土内其它鸟巢的后代的父亲尚不清楚。
Yaşlı adam ile katilinin adları, meslekleri, yaşadıkları yer ve birbirleriyle olan bağlantıları belirsizdir.老人与叙述者之间的关系是不明确的,同样不明确的还有他们的姓名,他们的职业,以及他们住在哪里。
Örneğin, Avustralya mega faunasının ani yok oluşunun zamanlaması konusunda belirsizlikler bulunmaktadır.例如,就澳洲巨型動物群突然滅絕的時間很含糊。
Standart sapma belirsizligin bir ölçüsü olarak hizmet edebilir.標準差可以當作不確定性的一種測量。
Elena'yla Antonio'nun ilişkisi de belirsiz bir hal almıştır.和艾倫及安琪拉也有很深的關係。
Derin Darbe’nin sağlık durumu fırlatılışının ardından gelen ilk gün boyunca belirsizdi.深度撞击号在发射后第一天的狀態不稳定。
Vibe dergisinden Jazmine Gray, şarkıcının kapaktaki yüz ifadesini belirsiz olarak tanımladı.根据《氛围》(Vibe)杂志的茉莉·格雷(Jazmine Gray)的观点,这位歌手在封面的面部表达是含糊不清的。
Bu sebeple 0 0 {\displaystyle 0^{0}} (sıfır üzeri sıfır) belirsizdir.指數 0 0 {\displaystyle 0^{0}} 是不連續定義的。
Ortalama ağırlık hala belirsizdir.中足脛節無刺。
Akıbeti belirsizdir.操守难信。
Kimliği belirsiz adam, bir kâğıda “Plan nedir?” diye yazar.老師對她一無所知,並在點名簿上註明「誰啊?」。
İspanyol Sahrasının durumu ise hala belirsizdir.韓國的活動計劃還沒有確定。
Öyleyse, üyelik fonksiyonun değeri hakkında bir belirsizlik olduğunda, insan ne yapar ?假如會員無法承擔財務方面的責任,則只能成為觀察員。
Jamestown yerleşkesinin geleceği ilk 5 yılda henüz belirsizdi.제임스타운 개척지의 추세는 5년간 불안정한 상태였다.
Karısının kimliği belirsizdir.그의 아내의 신분과 이름은 불명확하다.
Ölüm sebebi belirsizdir.암살된 동기는 불분명하다.
Hatta ölüm tarihinde bile belirsizlik vardır.사소한 경험 속에는 ‘죽음’ 역시 존재한다.
Bu eşitsizliğin güvenlik risklerini azaltıp azaltmadığı belirsizdir.이러한 차이가 보안에 대한 위험성을 높이는지, 아니면 낮추는지는 확실하지 않다.
Sildavya halkının geçmişi belirsizdir.검둥개 전승의 기원은 불명확하다.
Ancak derneğin durumu ilk 40 yıl belirsiz kaldı.처음 40일 동안은 아무런 말을 하지 않는다.
Yine de Sovyet direnci halen güçlüydü ve savaşın nereye varacağı belirsizdi.소련군의 저항은 아직 강했고, 전투의 향방은 아직 알수 없었다.
Hangi yıl olduğu belirsizdir.어느 절의 당간지주인지 밝혀지지 않았다.
Ne zaman yaşadığı belirsizdir. ^ Pausanias, Description of Greece v.그리스 통계청. 파우사니아스, Description of Greece, 8.
Ayrıca Mars'ta biyosfer yapabilme belirsizdir.또한 메이저리그에서 번트는 타격으로 인정되지 않음.
Belirsizlik ilkesi enerji ve zaman ilişkisi için de geçerlidir.법칙의 한 표시에 따르면 에너지와 시간은 관계할 수 있다.
Ortalama ağırlık hala belirsizdir.המשקל הממוצע עדיין לא נקבע.
Oliver'ın ayrılmasına az bir zaman kala, çift kendilerini belirsizlik ve hasret içerisinde bulur.עם תום השהות של אוליבר באיטליה, בני הזוג מוצאים את עצמם נתקלים בחוסר ודאות ובגעגועים.
Sınırları belirsizdir.עם זאת, הגבולות אינם ברורים.
Uzun süre takımyıldızların sınırları belirsiz kaldı.ניסיון הצוותים להפלגות ארוכות היה מוגבל.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?כיצד יוכלו להיות בעלי ברית, כשאנחנו עלומים והם בולטים?
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.כמו כן, תכונה זו לא ניתנת להפסקה עד לפתיחת המכשיר.
Ama neyse ki bu ‘büyük’ belirsizlik yakın bir tarihte son bulacak.חרף עוצמה זו, הופעתו של "חדשות" עוררה חששות לא מעטים ב"ידיעות אחרונות".
Hangi olayın onun şirketten ayrılmasını hızlandırdığı belirsizdi.עזיבתו העלתה תהיות בנוגע לסיבה שהוא עזב.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.אולם ניתן לדחות הנחה זו מבלי להגיע לאבסורד.
Garibald'ın öldüğü veya tahttan indiği belirsizdir.לא ברור אם טואוסרת הופלה ממלכותה או שמתה בשלווה.