Belirsizliğin ölçümü: Olasılıklara tahsis edilen ihtimal oranları.דוגמאות בולטות למושגי שסתום: סבירות.
Ancak bu iki tür arasındaki sınır bazı durumlarda oldukça belirsizdir.Границите между тези категории в никакъв случай не са ясни.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Съотношението на неопределеност е формулирано през 1927 от Вернер Хайзенберг.
Klasik ve modern dönemlere ayrılmakla birlikte bu ayrım bazen belirsizdir.Най-често се разделя на класически и модерен период, въпреки че това разделение понякога не е достатъчно ясно.
Anlama, Belirsizlik ve Çok-Anlamlılık (2. bas.).Представа за началния проблем (голям, неясен, усложнен проблем) 2.
Tüm ölçü araçları araç hatası ve ölçüm belirsizliğine çeşitli düzeylerde yatkındır.Всички измервателни уреди имат различни степени на грешка на инструмента и неопределеност на измерването.
Türkiye'de de bulunur fakat türü belirsizdir.Съществува ендемично в Турция и няма подвидове.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?Какво значение има че съжаляваш, когато нямаш избор?
Burada ne kadar insanın öldürüldüğü belirsizdir.Не е ясно колко от тях са загинали.
Yaşlı adamla katili arasında bir bağlantı olup olmadığı, varsa bu bağlantının içeriği belirsizdir.Не е ясно каква е (ако въобще има) връзката между стареца и убиеца.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.Сведенията за този период от живота му са противоречиви.
Yani manyetik monopolün var olup olmadığı hala cevabı belirsiz bir sorudur.Макар че теоретично няма забрана за съществуването на магнитен монопол, засега такъв не е открит.
İkonanın kesin görünümü belirsizdir.Положението на новия цар обаче не е сигурно.
Resmedilen çiftin kimliği belirsizdir. Lakin bu konuda farklı tahminler vardır.Личността на изобразените жени все още не е потвърдена, но съществуват различни идеи за това.
Onların da tutarsız ve belirsiz taleplere daha gelişmiş bilgi ve ürün akışı kurarak uyması gerekir.За получаване на изискванията е нужно ясно и задълбочено познание за продуктите, които ще се развиват.
Sanayileşmiş ülke terimi biraz belirsiz olabilir çünkü sanayileşme sürekli devam eden bir süreçtir.Всичко може да принадлежи на света на изкуството, което само по себе си е нещо ново.
Eğer On'lu olmasaydı her şey belirsizlik içinde ve karanlıkta kalırdı.Също така и от чисто символистична гледна точка всичко неизвестно се крие някъде там в тъмното и мрака.
Bununla birlikte, bu yeni parçacıkların özellikleri belirsizdir.Предназначението на тези особености на зъбите обаче остава неизвестно.
Ne zaman yaşadığı belirsizdir. ^ Pausanias, Description of Greece v.Павзаний, Description of Greece ii.
Zaman yine geçmişte belirsiz bir zamandır.Служи за формиране на минало неопределено време.
Yıldızları belirsizdir.Zvijezde nisu vidljive.
İntihar ayrıntıları belirsizdir.Detalji njihovog samoubojstva su nepoznati.
Tüm mağaralar geçmişte boyanmıştı ancak günümüzde sadece belirsiz izler görülmektedir.Izvorno su sve bile iznutra oslikane, ali su danas ostali samo tragovi boje.
Anlama, Belirsizlik ve Çok-Anlamlılık (2. bas.).I to je ispraznost i velika nevolja (Prop 2,21)".
Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.Imaju vanjske ušne otvore, no oni vjerojatno nisu u funkciji.
Pernå isminin kökeni belirsizdir.Podrijetlo imena je nejasno.
Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.Španjolska Vlada je iste godine proglasila deklaraciju ništavnom.
1973 yılında itibaren yasak olan siyasi partilerin durumu 2006 yılından bu yana belirsiz bir durumdadır.U Libiji su političke stranke zabranjene od 1972. godine.
Ne toprakları ne de Luzardo'nun kalbini elde edebilen kadın, sonunda belirsiz bir yere taşınır.Ni za Oršića ni za Vranićanija uvijeti života u Lukovdolskom kraju nisu bili lagani.
Macuspana adının etimolojisi belirsizdir.Etimologija Asklepijeva imena nije sigurna.
Eudokia, bu olaylar sırasında durumu belirsizdir.Stojčević je bio složena stava u tim trenutcima.
Bu durum biraz da zaman-enerji belirsizliği prensibinin gösterisi gibidir.Dakako da je to oksidaciju pospješivala neadekvatna kvaliteta zida kao prva činjenica.
Kimliği belirsiz adam, bir kâğıda “Plan nedir?” diye yazar.Naslovnica je možda "što ako?" prikaz.
Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir.Pôvod pojmu heavy metal vo vzťahu k hudbe je neurčitý.
Yine de Jaebeom hakkındaki belirsizlik devam ediyordu.Na druhej strane sa však začalo prenasledovanie jakobínov.
Belirsizlik ilkesiyle onaylandı.Autorstvo je archívne doložené.
Erken hipotiroidizm genellikle asemptomatiktir ya da belirsiz semptomlarla kendini gösterir.Hypertenzia prebieha často bez príznakov, alebo s nešpecifickými príznakmi.
Garibald'ın öldüğü veya tahttan indiği belirsizdir.Nie je známe, či Arkesilaos zomrel násilnou alebo prirodzenou smrťou.
Gassulilerin kökeni belirsizdir.Účel predĺžených tŕňov stavcov nie je istý.
Sınırları belirsizdir.Hranice boli neprechodné.
Diğer kardeş Theodoros'un akıbeti belirsizdir.Pomoc Teodoricha Veľkého bola neúčinná.
Biz bu belirsizlikle yaşamak zorundayız.V takomto prípade hovoríme o neúmyselnej obrazotvornosti.
Paradoksun bu iki versiyonundan şu anda hangisinin daha kuvvetli olduğu belirsizdir.Otázka, že ktorá z týchto dvoch verzii je dôveryhodnejšia pravdepodobne zostane nezodpovedaná.
Yıldızları belirsizdir.Hviezdy sú nesprávne umiestnené.
Resmi olarak kimse ona inanmamaktadır ve kimliği belirsiz suikastçılar tarafından takip edilmektedir.K útoku sa nikto neprihlásil a ani oficiálne vyšetrovanie nezistilo, kto bol vinníkom.
1938 yılına kadar yargılanmadılar ve isyanın gerçek boyutu belirsiz kaldı.Rozsudok bol v roku 1968 zrušený ale až po nežnej revolúcii sa všetkým odsúdeným dostalo plnej rehabilitácie.
Kitabın sonu belirsizdir.Pôvod písma je nejasný.
Bu belirsiz bırakılır.Neostalo to však utajené.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.V opačnom prípade by bol údaj nejednoznačný.
Parti arşivlerinde de bu konuya dair çatışmalar ve belirsizlikler olduğu görülmektedir.Kritici ústavy ďalej tvrdili, že jej text obsahuje nejasnosti a rozpory.
Pernå isminin kökeni belirsizdir.Pôvod názvu je nejednoznačný.
İlaç tedavisinin, intihar riski üzerine olan etkisi belirsizdir.Nejasno je, ali zdravila vplivajo na nevarnost samomora.
Belirsiz vakalarda BT taraması ilave bilgiler sağlayabilir.CT skeniranje lahko v nejasnih primerih nudi dodatne informacije.
Bu durum Heisenberg belirsizlik prensibi olarak bilinir.To je znano kot Heisenbergovo načelo nedoločenosti.
Sonra ne olduğuysa belirsizdir.Kaj se je zgodilo pozneje, pa ni čisto jasno.
Önünde, üzerinde belirsiz bir resim bulunan bir şövale vardır.Pred spomenikom stoji spomenik neznanemu junaku.
Şekilleri de belirsizlik gösterir.Nejasno je tudi njihovo poreklo.
Bunun için sonsuz bölü sonsuz veya sonsuz-sonsuz belirsizdir.Vse dokler ta praznina ali ta mir ne traja večno.
Bu Dione figürünün kimliği belirsizdir.Platon opredeljevanje še vedno smatra za nezanesljivo.
Ancak derneğin durumu ilk 40 yıl belirsiz kaldı.Njegova teorija je bila 40 let pozabljena.