Onun politikası hakkında soru sorulduğunda, aday sadece belirsiz cevaplar verdi.Когда его спросили о его политике, кандидат дал только неопределенные ответы.
Oyunun sonucu belirsiz.Исход игры неясен.
Belirsizlik beni ürkütüyordu.Неизвестность меня пугала.
Benzerlik oldukça belirsiz.Сходство довольно расплывчато.
Uyumakta olan Tom'un belli belirsiz nefes alışverişleri beni dinginleştiriyor.Меня успокаивает ровное дыхание спящего Тома.
Bu bir belirsizlik zamiridir.Это неопределённое местоимение.
Van'da kimliği belirsiz kişiler kestikleri ağaçları göle attılar.В Ване неизвестные бросили срубленные деревья в озеро.
1994 yılında troleybüs deposu inşaatına karar verilmişti ama belirsiz nedenlerden dolayı yapılmadı.В 1994 году было решено о строительстве троллейбусного депо, но оно не построено по неизвестным причинам.
Belirli bir süre kendisinin durumu belirsizdir.Расстояние до неё долгое время не было определено.
Stalin'in saldırı gününde tam olarak ne yaptığı belirsiz ve tartışmalıdır.Точные действия Сталина в день ограбления неизвестны и спорны.
Film belirsiz bir gelecek zamanda, adı belirtilmemiş bir ülkede geçer.Действие фильма развивается в неназванной стране.
Airyanem Vaejah' ın tarihsel konumu halen belirsizdir.Историческое местонахождение Аирйанэм-Ваэджа до сих пор не определено.
Garibald'ın öldüğü veya tahttan indiği belirsizdir.Неизвестно, был ли Гарибальд низложен или умер.
Nüfusun 18. yüzyılda, 16. yüzyıldakinden daha düşük olmasının nedeni belirsizdir.Непонятно из-за чего население страны в XVIII веке было ниже, чем в XVI веке.
Yer ve zaman belirsizdir.Для них время и пространство не имеют значения.
Koç başı saldırının (Latince: rostrum, Yunanca: ἔμβολος) terk edilmesinin kesin sebepleri belirsizdir.Точные причины отказа от тарана (лат. rostrum, греч. ἔμβολος) остаются неясны.
Ancak tablonun gerçek konusu belirsizdir.Истинная картина случившегося остаётся неясной.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?Что делать, если от таких выборов нельзя отказаться?
Cesedi Tunca kenarına gömüldü ama gömülme yerinin belirsiz olması sağlandı.Они обнаружили, что она разрушена снаружи, но само погребение находится в хорошем состоянии.
Kimliği belirsiz adam, bir kâğıda “Plan nedir?” diye yazar.Если нет, то карта ищет: Есть ли «Единый» билет?
Bu geminin, Bizans mı yoksa kiralık mı olduğu ve türü belirsizdir.Тип корабля не указан, так же как неясно, был ли этот корабль византийским или был нанят.
Erkekde belirsiz halkalı.Мушку вижу нечетко.
Belirsizlikler yumağı!Тайные амбиции!
Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.Защитные двери понадобятся внутри, но уже менее прочные.
Simak kelimesinin anlamı ise belirsizdir.Значение слова «Забур» неясно.
Ortalama ağırlık hala belirsizdir.Объёмная масса -величина непостоянная.
Kitabın sonu belirsizdir.Край листа неравно острозубчатый.
Sınırları belirsizdir.Границы очень неопределённы.
Diğer üyeler de değişince, Kardaşlar yine belirsizliğe düştü.И как только она переставала угрожать другим, эти столбы сразу заваливали.
Durumu belirsiz pozisyondaki familyalar ve taksonlar: Aneulophus Benth.Семейства и роды, не имеющие в Системе APG II определённого места (англ.)русск.: Aneulophus Benth.
Fakat birey olası sonuçlar hakkında belirsizlik yaşar.Риск - Влияние неопределенности на цели.
Hapishanede isteği dışında belli veya belirsiz bir süre kalması mecburileştirilmiştir.Наказания могут быть назначаемыми на определённый срок или без определённого срока.
Coutzes'in kaderi belirsizdir.Судьба Кэти видится несчастной.
Aynı günlerde ilan edilmesi beklenen barış antlaşması belirsiz bir geleceğe ertelendi.В следующем году был подписан мир, условия которого неизвестны.
Kayınvalidesi Maria'nın evliliğin gerçekleştiği zaman hala kıdemli imparatoriçe olup olmadığı belirsizdir.Можно с уверенностью сказать, что без согласия императрицы брак не состоялся бы.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.На вид кажется безобидным, но это вовсе не так.
Bu terimlerin uygulanabilirliği belirsizdir.Функциональная роль этих выростов неясна.
Jamestown yerleşkesinin geleceği ilk 5 yılda henüz belirsizdi.Будущее Nazareth оставалось неясным в течение последующих нескольких месяцев.
Bu ayrımlar belirsizliği eler.Это неравенство точное.
Pixie'si belirsizdir.Иначе, пиксель остается не тронутым.
Ancak çıkartma belirsiz bir sebepten dolayı ertelenir.Но вскоре его приходится отпустить из-за неопровержимого алиби.
Enerji kelimesi fiziğin dışında birçok yerde de kullanılır ve anlam belirsizliği ve uyumsuzluğa neden olur.Да, реальный мир гораздо более сложен, чем это предполагает и допускает естествознание.
(1973’e kadar olan dönemde Sovyetler Birliğinde yayınlanan eserlerin telif hakları halen belirsizdir.)До 1973 года авторское право в СССР было непередаваемым.
Yusuf'a ne olduğu şu an belirsizdir.Йусуф ибн Ташуфин (неопр.).
Epistemolojideki anlamıyla beklenti, belirsiz şartlar altında olması en muhtemel sayılan şeydir.Сохранившиеся под его именем эпиграммы, вероятно, неподлинны.
Hücre çekirdeğinin işlevi belirsiz olarak kaldı.Конфигурация автодрома осталась неизменной.
Kısacası cins adı "belirsiz yan çizgi"li demektir.Apistogramma буквально означает «неправильная боковая линия».
Yaşlı adamla katili arasında bir bağlantı olup olmadığı, varsa bu bağlantının içeriği belirsizdir.Специфика отношений между стариком и его убийцей в рассказе также не уточняется.
Bölgesinde bulunan diğer yuvalardaki yavruların babası olup olmadığı belirsizdir.Родственников или близких знакомых в этом районе у родителей мальчика не оказалось.
Ayrıca Mars'ta biyosfer yapabilme belirsizdir.Теоретически в Гесперийскую эру на Марсе могла существовать и биосфера.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Список содержит, по всей видимости, неточности.
Abhazya nüfusunun kesin mevcut boyutu belirsizdir.عدد سكان أبخازيا الحالي غير واضح.
Ancak bu iki terim arasındaki sınır belirsizdir ve genelde 20-30 kalıntı dolayındadır.الحدود بين هاتين الكلمتين غير معرفة بدقة وتكون في الغالب بين 20-30 وحدة.
İkonanın kaynağı belirsizdir.أصل المملكة غامض.
Kendi belirsizliğini itiraf eden Joker, şehre şiddeti getiren acımasız bir komedyendir.إن الجوكر الذى اعترف بغموضه هو مُهرج قاسي يشيع العنف في المدينة.
"Çılgın yılları" şüphe ve belirsizlik içeren bir dönem izlemiştir.وأعقب تلك الفترة "سنوات الجنون" بما في ذلك الشكوك وعدم اليقين.
Psikolojik açıdan bakıldığında köktendincilik belirsiz bir dünyada insanlara kesinlikler sunabilmektedir.ففي حالة الرؤية مثلا تثير الإشارات الأتية من العين مواقعا محددة في مكان لم يستطيع الإنسان في التوصل له.
Belirsiz vakalarda BT taraması ilave bilgiler sağlayabilir.يمكن أن تُعطي الأشعة المقطعية معلومات إضافية في الحالات غير المحدّدة.
Yaşamının bu dönemi kayıtlarda belirsizlik içindedir.وافتقر إلى وضوح الوجهة في الحياة آنذاك.
Ancak çıkartma belirsiz bir sebepten dolayı ertelenir.3 - التعلق المفرط بشيء بلا سبب.