Ana içeriğe geç
Sözlük

belirsiz ile cümle

belirsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kitabın sonu belirsizdir.La fin du livre reste très énigmatique.
Ne zaman yaşadığı belirsizdir. ^ Pausanias, Description of Greece v.Pausanias, Description de la Grèce (V).
Bununla birlikte, bu yeni parçacıkların özellikleri belirsizdir.L'origine de ces trois fragments reste incertaine.
Yollıg Tigin'in doğum tarihi belirsizdir.La date de naissance de Tiron est incertaine.
NGC 1554'ün tanımlanması belirsizdir.L'édition de 1599 ne comprend pas d'illustrations.
Sınırları belirsizdir.Ses limites restent incertaines.
Asya'da doğal olan bu türün esas yayılış alanı belirsizdir.Cette absence de la fièvre jaune en Asie est toujours inexpliquée.
Anakütlenin ortalaması ve satandart sapması örnekleme dayalı olarak tahmin edilmediği sürece belirsizdir.La période d'incubation et celle précédant l'envol sont inconnues.
Döndükten belirsiz bir süre sonra öldü.Un meurt d'épuisement peu après son retour.
Aynı yıl meşhur belirsizlik prensibini ortaya koydu.La même année, elle a lancé son parfum Affair Interdite.
Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir.L'origine du terme heavy metal employé en musique est incertaine.
Ressam ve düşes arasındaki ilişkinin ne olduğu belirsizdi.Il n'est pas facile de déterminer la relation entre la copiste et l'enlumineur.
Türkiye'de de bulunur fakat türü belirsizdir.L'espèce a aussi été signalée au Cambodge, mais sa présence reste à confirmer.
Bununla birlikte bu iki teknik arasındaki fark çoğu zaman çok belirsiz olur.La distinction entre les deux espèces reste cependant parfois difficile.
Belirsizlik ilkesiyle onaylandı.L'évasion est préméditée.
Bu terimlerin uygulanabilirliği belirsizdir.L'usage cérémoniel de ces sculptures est incertain.
Fakat VI: Leon'un hala erkek evladı yoktu ve ardılı belirsizdi.Léon VI n'ayant par ailleurs pas eu de fils, sa succession n'était pas assurée.
Ancak olaylar sırasında saflar birbirine karışıp şiddetin kaynağı belirsiz hale gelmiştir.Au début, les forces en présence sont équilibrées et la mêlée demeure incertaine.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Mais une telle représentation est ambigüe !
Bekleme süresi uzadıkça zaman belirsizleşir.La fréquence détermine donc le temps d'attente.
Mayıs ayı başlarında Martin Freeman belirsiz bir rol aldı.En mai 2015, Martin Freeman intègre le casting dans un rôle non dévoilé.
Fakat birey olası sonuçlar hakkında belirsizlik yaşar.Les individus déforment les probabilités.
Karısının kimliği belirsizdir.L'identité de son épouse est inconnue.
Ancak kötü huylu (malign) tümörler, sınırları belirsiz ve çevre dokuya sıkıca yapışık halde bulunurlar.Et les Dieux devinrent maléfiques, à l'exception de Gaea et d'Oshtur.
Tamirattan sonra nasıl değerlendirileceği belirsizdir.La dureté est évaluée ensuite d'après la hauteur du rebond.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.Là encore, l'ambiguïté règne.
Sittas'ın kökeni belirsizdir.Les origines de Sittas sont floues.
Gassulilerin kökeni belirsizdir.Les origines des Gujjars sont incertaines.
Ancak bu iki tür arasındaki sınır bazı durumlarda oldukça belirsizdir.La distinction entre ces deux types d'examen n'est pas si tranchée dans un certain nombre de cas.
Jamestown yerleşkesinin geleceği ilk 5 yılda henüz belirsizdi.El futuro del asentamiento de Jamestown fue precario durante los primeros 5 años.
Airyanem Vaejah' ın tarihsel konumu halen belirsizdir.La ubicación histórica de Airyanem Vaejah es todavía incierto.
EULA-nın, müşteriler için anlaşılması zor ve belirsizdir.El EULA es muy difícil de entender por los clientes.
Otello İago'ya nesi olduğunu sorar ve İago pek belirsiz ifadelerle cevap verir.Otelo pregunta qué es lo que está mal con Yago, y él responde dando respuestas vagas.
Virionlar boya ile kaplandığında (pozitif boyama), ince ayrıntılar belirsizleşir.Cuando las partículas víricas están cubiertas por la tinción (tinción positiva), oscurecen los detalles finos.
İlaç tedavisinin, intihar riski üzerine olan etkisi belirsizdir.No está claro si la medicación afecta el riesgo de cometer suicidio.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Falta indudablemente la demostración.
NGC 1554'ün tanımlanması belirsizdir.La aplicación del artículo 155 no es inmediata.
Belirli bir süre kendisinin durumu belirsizdir.Como consecuencia, su estatus dentro de la UE no estuvo claro por un tiempo.
Tarihçiler için Şuadit'in doğuşu ve gelişimi belirsizdir.El desarrollo y la edad de nacimiento del shuadit no está claro para los historiadores.
Ama yüksek sıcaklık süperiletkenliğin işleme belirsiz devam eder.Sin embargo, el mecanismo por el cual operan los superconductores de alta temperatura permanece incierto.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Este principio fue enunciado por Werner Heisenberg en 1927.
Daniel ve onunla beraber olanların durumu belirsizdir.¿Y el comportamiento frío y distante de Daniel con ella?
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?¿Cómo podemos recomendarles tener hijos cuando no hay posibilidad?
Ancak tablonun gerçek konusu belirsizdir.Pero los motivos reales del cuadro siguen estando ocultos.
Etimolojisi belirsizdir.Su etimología es incierta.
Öykü yeri belli olmayan bir hayal ülkesinde ve belirsiz bir zamanda geçiyor.La acción se desarrolla en un país imaginario, en época indeterminada.
İspanyol Sahrasının durumu ise hala belirsizdir.El futuro de la antigua provincia española continúa siendo incierto.
Belirsizlik epistemolojik delil ve sonuç arasındaki ilişkinin durumudur.Nexo causal entre acción y resultado.
Bu terimlerin uygulanabilirliği belirsizdir.La veracidad de estos fósiles permanece incierta.
Garibald'ın öldüğü veya tahttan indiği belirsizdir.No está claro si Garibaldo fue depuesto o había muerto.
Tanzanya'daki nüfus dağılımı çok belirsizdir.La población de Tanzania está distribuida de forma extremadamente desigual.
Yani manyetik monopolün var olup olmadığı hala cevabı belirsiz bir sorudur.Así pues, esto expresa la no existencia del monopolo magnético.
Bununla birlikte, yörüngenin ne kadar süre devam edebileceği sadece belirsiz kaldı.Sin embargo, no se pudo determinar la órbita que seguía.
Kesinlik: Hareketler belirsizce değil, hakkı verilerek tam yapılmalıdır.Es un gesto que no se debe hacer, lo digo fuerte y claro.
0/0 ifadesi ise belirsizdir.Por ello es que la expresión 0/0 se dice que es indeterminada.
Sonra ne olduğuysa belirsizdir.Lo que sigue es incierto.
Riskin yapısı tam anlamıyla çok sayıda belirsizlik ve çeşitlilik ile belirginleşir ve kesinleşir.Todas las decisiones implican cierto grado de incertidumbre y duda.
Yer ve zaman belirsizdir.Espacio y tiempo eran ambos infinitos.
Tüm bu belirsizlikleri çözmek için kompleks sayılardaki imajiner birim tanımına sadık kalmalıyız.Se debe entonces pulir la figura para quitar todo tipo de imperfecciones.
Cesedi Tunca kenarına gömüldü ama gömülme yerinin belirsiz olması sağlandı.Porque la familia sabía que estaba enterrado en el rento, pero desconocía el lugar exacto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod