Fokomeli kalıtımsal olarak meydana gelebilir ve belirli bir bölgede yoğunlaşabilir.A captura ocorrerá da mesma maneira que ocorreria se estivesse numa conexão cabeada.
Ayrıca yazılarıyla da belirli bir ün kazandı.Tem também um prémio literário em seu nome.
İsmi modern tarihçiler tarafından yakıştırlmış olup Klasik Latincede belirli bir karşılığı yoktur.O termo "Liga Latina" foi um cunhado por historiadores modernos, e não tem correspondência precisa em latim.
Belirli bir süre zorunlu çalışmanın ardından kişi istediği yerde çalışma hakkını kazanabiliyordu.O trabalhador, no entanto, poderia trabalhar mais quantas horas quisesse para o fundo individual.
Her canlının belirli bir yaşam süresi vardır.Cada objeto é um momento de vida.
Nasıl başlayacağınızla ilgili belirli yerler için ayrıntılı talimatlar.Prioridades claras devem ser estabelecidas na determinação de quais sítios serão salvos.
Uçuş muayeneleri belirli aralıklarla yinelenir.Todavia, as atividades ligadas ao centro seguem horários específicos.
Tüm tuzlarda diğer mineraller nedeniyle belirli bir metal tadına ek olarak umami tadı ortaya çıkmıştır.Todos os sais provocaram o gosto umami, além de um certo gosto metálico, devido aos outros minerais.
Bir süre Belirli Amaçlı Yabancı Dil Öğretimi ile ilgilendi.Devotou bastante tempo ao estudo de línguas estrangeiras.
Seçtiği belirli renk paletleri müzikal bir anahtara benziyordu.A sua escolha de uma paleta de cores em particular emula uma chave musical.
Her seviye atlamak için belirli bir deneyim puanı ister.Para cada extremidade, de testar todos os pontos a serem prestados.
Ben belirli bir şekilde asi değildim.Eu não fui rebelde de uma certa maneira.
Aritmetikte işlemler belirli kurallara göre uygulanır.A aritmética desenrola-se em obediência a uma ordem de operações.
Nasıl ve nerede yaşadığı ve ne zaman öldüğü belirli değildir.Não está claro quando e como ele morreu.
Belirli tanımlıklar, tanımlanan nesne, varlık belirli veya bilinen olduğunda kullanılır.Artigos definidos são utilizados para indicar algo já mencionado ou conhecido.
Asal-sayma fonksiyonu: Number of asallar belirli bir sayıda kendine küçük ve eşit olan sayılar.Função de contagem de números primos: Fornece o número de números primos menors ou iguais que um número dado.
Belirli bir niyetleri var gibiydi.""Parecia que algo grande estava para acontecer".
Çeşitlerinin belirli bir ismi ve sayısı yoktur.Existe uma variedade incontável de tipos e nomes.
Maya mimarisi doğal özelliklerden belirli bir derecede yararlanma yoluna gitmiştir.A arquitetura maia tendia a integrar um alto grau de características naturais.
Sarkisyan, 3 Nisan 2014 tarihinde istifasını açıkladı ancak belirli bir sebep göstermedi.No dia 30 de abril de 2014 é demitido do Figueirense sem motivo aparente.
Bu fark sadece görünümde bir soru olup aralarında belirli ve önemli bir fark yoktur.É somente uma questão de linguagem, e não há diferenças físicas específicas ou importantes entre elas.
Belirli ücret karşılığından yapılmaktadır.A promessa de pagar uma quantia determinada.
Yahudiler ve ilk Hıristiyanların arasında belirli bir eğilime yönelen gelenekler olmuştu.A diferença não estava muito clara, entre os judeus e os primeiros seguidores do cristianismo.
Belirli bir kimyasal formülü vardır.Tinham uma química especial.
Yalnızca belirli şartlar altında korunan papirüsler günümüze ulaşabilmişlerdir.Apenas unidades disponíveis no momento vão aparecer.
Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır.É claro que parecem um tanto divergentes os relatos próprios de sua conversão.
Her bir görevde Anderson'ın belirli haydutları yakalaması veya öldürmesi gerekir.In elke missie is het de bedoeling om één bepaalde vogelvrije te vangen of te doden.
Outlook 2000 ve sonrası, Outlook Eklentileri adı verilen belirli COM bileşenlerini destekler.Outlook 2000 en ouder ondersteunen specifiek COM-componenten genaamd Outlook AddIns.
Belirli günlerde halka açık toplantılar da düzenlenirdi.Men organiseert zelfs opendeurdagen.
Belirli bir süre kendisinin durumu belirsizdir.Zijn echte identiteit was lange tijd niet bekend.
Gram boyama da listeriosis gibi belirli bir yerdeki enfeksiyonları belirlemek için güvenilir olmayabilir.Gramkleuring is ook minder betrouwbaar bij bepaalde infecties zoals listeriose.
Ben belirli bir şekilde asi değildim.Hij voelde zich niet erg zeker.
Belirli bir amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.Met grote inzet proberen een bepaald doel te bereiken.
Ayların belirli adları yoktur.De namen van de maanden.
Günün belirli saatlerde dükkân sahiplerinin nakliye işlemleri için araç trafiğine açılmaktadır.Op sommige momenten van de dag moeten de bestuurders hun voertuig inleveren.
Belirli miktarlarda alındığında çok zehirli, hatta öldürücü olabilir. Bazen tıbbi olarak kullanılır.Het is uiterst giftig, zo niet dodelijk, als het in bepaalde hoeveelheden ingenomen wordt.
Çeşitlerinin belirli bir ismi ve sayısı yoktur.Ze hebben geen naam, maar nummers.
Bunun haricinde surların belirli noktalarında konuşlandırılmış kulelerde vardır.Er zijn slechts een aantal bronnen waarin over de hwarang wordt verteld.
Kıyamet alametlerinin belirli aylarda ortaya çıkacağını haber veren hadisler.En dat terwijl schaapherders bekendstonden om hun kuisheid.
Thermotropic fazlar belirli bir ısı aralığında meydana gelir.Thermotrope fasen treden alleen in een bepaald temperatuurbereik op.
Bu seramik fresk ve tablolar belirli tarihsel olayları betimlemektedir.Panelen met foto's en toelichtende verhalen geven een historisch overzicht.
Oyuncunun amacı belirlenen hedefi belirli bir süre zarfında öldürebilmek.Hierbij moet de speler een bepaalde doelgroep mensen binnen een bepaalde tijd uitmoorden.
Ülke yapısı belirli bölümlere ayrılırdı.Het westelijke deel was in afzonderlijke delen uiteengevallen.
Kurulan "oturum kodu" sadece belirli aramalar için kullanılır.De benaming "boek" wordt alleen voor een deel van een wetboek gebruikt.
İnert gaz veya atıl gaz, belirli şartlar altında kimyasal reaksiyona girmeyen bir gazdır.Een inert gas is een gas dat geen chemische reacties aangaat.
Nasıl başlayacağınızla ilgili belirli yerler için ayrıntılı talimatlar.De mensen met een startbewijs krijgen te horen in welke groep zij starten.
Her programın belirli bir süresi olur.Elke beweging moet een uiterst precieze timing respecteren.
Diğerleri ise onu belirli bir milli kimlikle etiketlememişlerdir.Hij zal daarbij niet vermelden dat een ander (min of meer) geciteerd wordt.
Son olarak, nişasta belirli amaçlar için modifiye edilebilir.Deze kan aangepast zijn om bepaald doel te bereiken.
Olaylar genel (projedeki tüm görevler için) ve yerel (belirli bir görev için) olabilir.Het kan zodoende dezelfde rechten en plichten (en dus bezittingen) aangaan.
Yorum yapabilmek için içeriğin belirli bir süre kullanılmış olması gerekir.Voor het bepalen van de periode kan een spectraal moment gebruikt worden.
Bir yazılım sağlayıcısı belirli kullanım koşullarını bir son kullanıcı lisans anlaşması (EULA) ile tarif eder.Zo toont hij voor installatie een ellenlange gebruikersovereenkomst (end-user licence agreement of EULA).
Fransa'nın başkenti Paris'te haftanın belirli günlerinde açıktır.Zoals vele vlekken in Hongkong is de markt alleen op bepaalde dagen in de week geopend.
Ülkenin doğu kıyıları belirli aralıklarla şiddetli tropikal fırtınalara ve siklonlara maruz kalabilmektedir.Madagaskar heeft door zijn ligging veel last van tropische stormen en passaatwinden.
Belirli bir sosyal çevre içine girmiştir ve o an sadece bunun farkındadır.De kennis is al in hem in een sluimertoestand, maar hij is zich er alleen nog niet van bewust.
Enstitü, belirli bir amaç için oluşturulmuş organize bir kuruluşdur.Een stichting is een organisatie die erop gericht is een bepaald doel te verwezenlijken.
Kunduza dönüştüğünde belirli bir süre kunduz olarak kalır ve o esnada çok güçlüdür.Overdag kan de puil sterk worden vergroot en doet dan bijna rond aan.
Belirli kurallar koyma ve bu kuralları uygulamak gereklidir.Precieze regels en stipte handhaving daarvan.
Kendi öz belirliliği ve gerçekliği daima örtülü kalmıştır.Fantasie en werkelijkheid lopen voortdurend door elkaar.
Sanatsal bilgi belirli bir yönteme bağlı değildir.De testmethode is niet beperkt tot een bepaald soort materiaal.