Savaş sonunda belirgin toprak kayıpları yaşamasa da, büyük bir fidye ödemek zorunda kaldı.Het vergeten oorlogsavontuur kreeg eindelijk wat aandacht.
Fakat Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne yakınlaşmasıyla birlikte bu durum belirgin şekilde değişti ve rahatladı.Naarmate Japan echter meer verenigde werd, veranderde de houding tegenover de Europeanen en hun invloeden.
Bu dönemde larvanın pislikleri belirgin bir şekilde göze çarpar.Op zo'n moment bewijzen de waaierdeuren hun waarde.
Ön kanatlarda belirgin bir boyuna damar yoktur.Er is geen centrale vlek op de vleugels zichtbaar.
Bazısı belirgin olarak kavisli iken kimisi hemen hemen düzdür.Toch zijn er bepaalde kenmerken van de tussentaal, die (vrijwel) algemeen zijn.
Bunlar koşullara göre değişir ve bu yüzden daha az belirgindirler.Ze zijn lichter en vragen dus minder fundering.
Fakat mevsimler arasında çok belirgin fark yoktur.Hier zijn geen duidelijk te onderscheiden seizoenen.
Bu yunus türünün belirgin özelliği konik kafası ve dar burnudur.Een karakteristiek kenmerk van gieren is hun kale kop en nek.
Bu şeritlerden ilki özellikle erkeklerde daha belirgindir.Die voorhoofdsknobbel is bij mannetjes heel opvallend.
Yeniçerilerin diğer birliklere göre belirgin farklılıkları vardı.Kellner wees echter op duidelijke verschillen.
Bazı uygulamalarda Hoechst 33258 belirgin derecede daha az zar geçicidir.Z kolei Hoechst 33258, w niektórych zastosowaniach, ma znacząco mniejszą zdolność penetracji komórek.
Yine birkaç gün önce özellikle yüzde belirgin sivilceler oluşur.Zaledwie kilka procent stanowią protestanci.
Yaşlılar ve küçük çocuklarda belirtiler çok belirgin olmayabilir.U osób starszych i bardzo młodych objawy mogą być niejasne lub niespecyficzne.
Kahverengi olan kanatlarda iki belirgin beyaz kuşak görülür.Na brązowych skrzydłach widoczne 2 białe paski.
1970'te belirgin bir şekilde kadın akımlarını tanımladı çünkü her zaman bir feminist olduğuna inanıyordu.W 1927 nawoływała do stworzenia partii kobiet, ale nie uważała się za feministkę.
Özellikle güneşin batmaya yakın saatlerinde daha da belirginleşmektedir.Wzmaga się zwłaszcza o wschodzie słońca.
Bu aşamada film Ingmar Bergman'ın başyapıtı Yedinci Mühür'le belirgin benzerlikler gösterir.Do wizji siedmiu pieczęci nawiązuje film Ingmara Bergmana Siódma pieczęć.
Belirgin bir renge sahiptir.Jest ona jasnego koloru.
Belirgin seksüel dimorfizme sahiptirler.Cechuje je wyraźny dymorfizm płciowy.
En belirgin şikayet karın ağrısıdır.Najbardziej krytyczną postacią choroby jest zawał serca.
İki kişilik kooperatif oynanış ile karakter seçimi türün belirgin özelliğidir.Cechą charakterystyczną gry jest wyraźnie podwójna natura bohaterów.
Ulusun teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşmiştir.Kłamstwa i obietnice nacjonalizacji.
Varsayım belirgin olmalıdır.Zachowanie ma być przewidywalne.
Bu gelişmeler belirgin bir şekilde 1929 – 1933 yılındaki ekonomik kriz sırasında olmuştur.W obliczu kryzysu gospodarczego w latach 1929-1933.
Birçoğunda ince olan bu 5 segment, Androctonus cinsinde belirgin biçimde kalındır.Pręciki, których jest 5, i słupek zrośnięte są w androgynofor.
Hastalığın 3 belirgin tipi vardir.Występują trzy postacie choroby.
Protestoların en belirgin sonuçlarından biri de gitgide artan internet özgürlüğüydü.Warto nadmienić, iż spośród głosów nadesłanych przez internautów kolejka zdobyła pierwsze miejsce.
Poe cevaben Amontillado Fıçısı'nı yazdı ve öyküde English'in romanına belirgin göndermelere yer verdi.Ten opowiedział Beczką Amontillado, używając kilku specyficznych odniesień do powieści Englisha.
Mevsimsel farklılıklar belirgin değildir.Klasyfikacje pomiędzy tymi sezonami są więc nieoficjalne.
Yalnızca 1942 yazında yakalanan siyasi komiserlere yönelik belirgin bir iyileştirme vardı.W kwietniu 1946 różnymi n/w okólnikami wydano kolejne regulację dot. tablic.
Hinduizm'in eksiklikleri benim için oldukça belirgindi.Wady hinduizmu nie uchodzą mojej uwadze.
Bağdat Üniversitesi'ndeki Kürt öğrenciler üzerinde belirgin bir etkisi vardı.Miał znaczący wpływ na kurdyjskich studentów studiujących na uniwersytecie w Bagdadzie.
Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir.Vokalen /ə/ finns inte slutstavelsen av ett ord (förutom några få enstaviga proklitiska ord).
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.De typiska tecknen och symptomen hos barn under fem år är feber, hosta och snabb eller tung andning.
Onların kafaları yuvarlaktır ve bu yaşlı erkeklerde daha belirgin hale gelebilir.Pälsen är svartaktig och kan bli gråaktig hos äldre individer.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.Kenya har ingen särskild matkultur som identifierar landet.
Şehirde belirgin olarak 4 mevsim yaşanır.De fyra årstiderna är mycket tydliga i staden.
Yine birkaç gün önce özellikle yüzde belirgin sivilceler oluşur.Numera är det bara några procent som är rätoromanskspråkiga.
Gözlerinin gerisinde büyük bir belirgin leke vardır.Över ögonen finns tydliga knölar.
Mevsimsel farklılıklar belirgin değildir.Årstidernas växlingar är inte märkbara.
Yaşlılar ve küçük çocuklarda belirtiler çok belirgin olmayabilir.Hos äldre och mycket unga barn kan symptom vara vaga eller ospecifika.
En belirgin özelliği sertliğidir.Troligen står den allra närmast speciosus.
Böylece konuşmada isimlerin cinsiyetleri ve sayıları da belirgin olur.Även antalet språk och antalet talare är svårt att fastställa.
Mısır toplumu belirgin biçimde tabakalaşmış bir toplumdu ve sosyal statü kesin olarak katıydı.Egypten var ett stratifierat samhälle där social status var en viktig markör.
Bunun belirgin bir örneği Leo Tolstoy'un Savaş ve Barış adlı eserinde görülebilir.Han har hyllats av Alexander Pusjkin och finns som en av figurerna i Lev Tolstojs Krig och Fred.
İnsan bacağının uzun ve belirgin kemikleri femur, tibia ve fibuladır.Benen är proportionellt sett långa och kraftiga, med förtjockade lår och skenben (femur och tibia).
Dört haftalık olunca bu noktaların renkleri daha belirgin hale gelirler.Först vid fyra år är den typiska färgen utvecklad.
Özellikle güneşin batmaya yakın saatlerinde daha da belirginleşmektedir.Den lättar oftast strax efter soluppgången.
Koyu renkli ve büyük olmaları bu bulutların en belirgin iki özelliği.Den är större och mörkare än de två andra arterna.
Birçoğu belirgin dönem değişimi göstermektedir.Födovalet visar stora årstidsvariationer.
Olympia'nın çıplaklığı koyu fon üzerinde daha da belirginleşmektedir.Den sentida hysterin kring Omega 3 sätter också hajarna under ytterligare press.
Model, daha belirgin bir biçimde daha ince idi.Bakom dem var det lite jämnare.
En belirgin özelliği diziler için dinamik olarak yer ayrımının yapılabilmesidir.Fältets existens kan troligen förklaras med dynamoteori.
Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir.Därför anses man också behöva den muntliga, förklarande delen.
Obüsler ile toplar arasındaki ayrım çok belirgin değildir.Skillnaden mellan grytor och kittlar är inte helt enkel.
Beyaz başlı yunusun ağzı belirgin bir şekilde çıkıntılı değildir.Vita fläckar på kroppen är absolut inte önskvärt.
Ama belirgin bir özelliği vardır ki Kurban Köftesi.Har dock specifik fallenhet för att skugga misstänkta.
Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir.Av de väldiga murarna och tornen från den tiden finns ännu betydande lämningar.
11 Eylül ve ardından ortaya çıkan gelişmeler bunun en son ve en belirgin kanıtıdır.I efterhand har man fastställt den 19 april som det troligaste dödsdatumet.
Bu ekonomi poltikalarıyla beraber zengin ile fakir arasında fark daha da belirginleşmeye başladı.Under hans styre växte klyftan mellan rika och fattiga.