Sadece 1913'te daha fazlası belirgindi, ylın yüzde 85'inde temizdi.أُعيد معظمهم بحلول العام 1948، ولكن بقي 15-20 ٪ منهم في الخارج.
Ay'ın en belirgin yönü parlak ve karanlık bölgeleri arasındaki kontrast farkıdır.O aspecto distinto da Lua é o contraste entre as zonas claras e escuras.
Shakespeare'in Saxo'nun versiyonuna doğrudan başvurduğuna dair belirgin bir kanıt yoktur.Não existem evidências claras de que Shakespeare construiu alguma referência direta com a versão de Saxo.
1994’te Prince’in kendi eserlerine karşı tavrı, belirgin bir değişikliğe uğradı.Em 1994, a atitude do Prince com relação à sua produção artística passava por uma mudança notável.
Bardanes'ın kendisinin motivasyonu ise daha az belirgindir.As motivações de Bardanes são menos claras.
Bu grubun bir diğer belirgin üyesi ise düzensiz gökada NGC 55'tir.Outro membro proeminente deste grupo é a galáxia irregular NGC 55.
Osiris, İsis ve Horus bu tip aile tipinin en belirgin örneğidir.Osíris, Ísis e Hórus formaram o modelo por excelência desse tipo de família.
Fakat zaman içinde görevleri belirginleşmeye başlamıştır.Com o tempo as encomendas começaram a aparecer.
Bazı virüsler enfekte hücrede hiçbir belirgin değişikliğe neden olmazlar .Alguns vírus não causam mudanças aparentes à célula infectada.
Fırtınanın gözü bir süre sonra belirgin duruma gelmiş ve 25 km (15 mil) çapına ulaşmıştır.O olho da tempestade rapidamente solidificou-se, alcançando um diâmetro de 15 milhas (25 kilômetros).
20. yüzyıl jeolojisindeki en belirgin gelişim 1960'larda plaka tektoniği kuramının geliştirilmesidir.No século XX, o maior avanço da geologia foi o desenvolvimento da teoria da tectónica de placas, nos anos 60.
Bazen bu diskler, sağdaki Fomalhaut'un görüntüsünde görüldüğü gibi belirgin halkalar içeriyor.Às vezes esses discos contêm anéis salientes, como visto na imagem de Fomalhaut à direita.
Sözel seslendirmede konuşurcasına (Recitatif) söyleme belirgin özelliktir.Pois sem ti eles não serão revelados até que fales deles abertamente.
En büyük dezavantajı belirgin maliyetidir.A maior desvantagem é o custo.
Kızarıklık oluşan alanın sınırları genellikle tam belirgin değildir ve deride şişlik görülebilir.Os limites da área de vermelhidão geralmente não são nítidos e a pele pode ficar inchada.
Bu aşamada film Ingmar Bergman'ın başyapıtı Yedinci Mühür'le belirgin benzerlikler gösterir.As cenas finais do filme O Sétimo Selo de Ingmar Bergman retratam um tipo de "Danse Macabre".
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.O seu comportamento tornou-se cada vez mais bizarro.
Mevsimlerdeki farklılık oldukça belirgindir.Por isso, nesses lugares o horário de verão faz uma grande diferença.
Sınırları belirgindir.Questão de limites.
En büyük din grubu Ortodoks olan ülkeler şunlardır: Bulgaristan (İslam da ikincil belirgin.)Destes, os maiores grupos eram húngaros (aprox.
Grup durumu sosyal kimliklerin belirginliğini etkileyen grup büyüklüğü ile etkileşime girer.Deve-se observar o peso que estas exercem sobre a organização social do grupo.
Buna bağlı olarak nasıl görünmek istediği belirgin bir biçimde açığa çıkardığı noktalarca anlaşılabilir.Você chega à um ponto em que você parece saber de algo.
Kültürel alışkanlıkları Aborijinlerden belirgin olarak farklıdır.É importante ressaltar que as florestas energéticas são diferentes das nativas.
Diş oluşumu doğumdan önce başlar ve dişlerin doğal morfolojisi o sıralarda belirginleşir.Sua formação começa antes mesmo do nascimento e sua morfologia é ditada durante este tempo.
Belirgin olan başka bir detay ise çiftin üzerindeki kıyafetler.Outro segmento social do qual pouco se sabe sobre suas vestimentas são as crianças.
Makine ve metal işleri endüstride baskınken, madencilik de belirgin bir hâle gelmiştir.Usinagem e metal são as indústrias dominantes, a mineração também se tornou mais proeminente.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.O Quênia não possui uma cultura única e proeminente que a identifique.
Belirgin diyaloglar yoktur.Não há requisitos lingüísticos.
Bu etkiler, yörünge ekzantrisitesi büyük olduğunda daha belirgindir.O mesmo é notável por ter uma órbita altamente excêntrica.
Genellikle dümdüz ve belirgin bir üst sınır oluşturur ve çoğunlukla simetriktir.Geralmente produz uma margem superior vincada e é frequentemente simétrico.
Şarkı sözlerinde, yaşadıkları hayata ve dünya meselelerine olan bakış da hayli belirgindir.Eles cantam sobre a necessidade de se ter tempo para perceber o mundo e aqueles em seu redor.
Belirgin özelliği glandüler yapısıdır.Seu principal negócio é a fabricação de vidros especiais.
SATA'nın paralel ATA'dan en belirgin farkı güç ve veri kablolarıdır.Os conectores e cabos são as partes mais visíveis da diferença entre SATA e o drives Parallel ATA.
Gözlem yapılan gezegene yaklaştığı vakit ise yörüngesinin belirgin bir yön değişikliği gösterdiği görülür.Quando o objeto sendo observado aproxima-se da Terra, sua direção aparente muda.
Junior'un annesinden aldığı belirgin özellik, babasının karakteristik peltek konuşma yeteneğiydi.Mas, tão novo, percebeu o tamanho do gesto de sua mãe.
15. yüzyılının en karmaşık ve en belirgin heykeltıraşlarındandır.O mais veloz e caro do século.
Yaşlılar ve küçük çocuklarda belirtiler çok belirgin olmayabilir.Em pessoas muito novas ou idosas, os sintomas podem ser vagos e não específicos.
Ama SSCB'nin tutumu belirgin bir biçimde değişti.Mas o carácter de Becket pareceu modificar-se imediatamente.
En belirgin şikayet karın ağrısıdır.Possivelmente a pior dor de cabeça da vida do paciente.
Kendilerini ve başkalarını eğlendirmek için davrandıkları belirgin olarak görülmektedir.Ze lijken zichzelf en anderen te willen vermaken.
Bu kişiler dünyayı tarım gözlükleriyle görmekle belirginleşmişlerdir.Volgens eigen zeggen keek zij graag naar de wereld door een Vlaamse bril.
Onu diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği, kara hayvanlarının en büyüklerinden olan kafasıdır.God is dus groter afgebeeld dan Noach; familie groter dan de beesten.
Onların güneşe olan uzaklıkları, kendi keşfettiği belirgin bir kurala bağlıdır.Dies is de zon tien graden teruggekeerd, in de graden, die zij nederwaarts gegaan was”.
Gürcülerin kendine özgü kültürünü daha belirgin biçimde yemeklerde görmek mümkündür.Huismussen kunnen dan op een meer natuurlijke wijze aan hun voedsel komen.
Londra'da kaldığı süre içerisinde akıl rahatsızlığı daha da belirginleşmiştir.Gedurende zijn tijd in Londen werden de tekenen van zijn psychische aandoening steeds duidelijker.
Savaşın sonunda Hristiyanlıkla Yahudilik arasında belirgin farklılıklar oluşmaya başladı.De oorlog droeg ook bij aan het ontstaan van een definitieve kloof tussen het christendom en het jodendom.
15. yüzyılının en karmaşık ve en belirgin heykeltıraşlarındandır.Hij was een van de belangrijkste en meest complexe beeldhouwers van de 15e eeuw.
“Bu albümde ötekilerden daha belirgin noktalar var.Op dit album staan vooral covers van andere nummers.
Gözlerinin gerisinde büyük bir belirgin leke vardır.Het heeft een aantal lichte vlekken achter de ogen.
Küçük ama belirgin bir gagaları vardır.Het heeft een lage maar duidelijke trochanter minor.
En belirgin örneği Hermann Hesse'nin "Demian" isimli kitabında görülür. ^De titel is ontleend aan het gelijknamige boek van Hermann Hesse.
Bu merkezlerden biri de yönetim özellikleri belirgin olan prefrontal kortekstir.Men zegt ook wel dat het voorzetsel een van deze naamvallen regeert.
Bu yük kriteri, bazlara göre asitlerde daha belirgindir.Enkelvoudige suikers zijn in uw geval gezonder, zou ik zeggen.
Belki de komedyanın en belirgin özelliği taşlamaydı.Het is één van de meest ondoorgrondelijke symfonieën van de componist.
Balinagillerde ses üretimi bundan belirgin biçimde farklıdır.De walvisachtige geluidsproductie verschilt duidelijk van dit mechanisme.
Belirgin bir şekilleri yoktur.Er is geen duidelijke nekkam.
Türün en belirgin özelliği yavaş temposudur.De voortplanting van de soort is erg langzaam.
Varsayım belirgin olmalıdır.Enige geoefendheid is aan te raden.
Hersek ile Bosna arasında belirgin bir sınır yoktur.Tussen Zwartenhoek en Klein Gent loopt geen duidelijke scheidingslijn.
Onun özgün ve belirgin görünüşünden çok etkilenmişti." dedi.Ze stond bekend om haar bekoorlijke en verfijnde verschijning.