Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Du hast recht, dass ich einbisschen lästig bin,
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Đúng thế, đúng là tôi có chút phiền toái cho cậu.
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Hai ragione, è vero che sono stata un pò fastidiosa nei tuoi confronti.
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Kau benar, itu benar aku sedikit merepotkanmu
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Máš pravdu, spôsobila som ti pár problémov.
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Masz racje, to prawda, że sprawiłam Ci trochę kłopotów
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.T'as raison, c'est vrai que je t'ai posé quelques problèmes.
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Έχεις δίκιο, είναι αλήθεια ότι ήμουν λιγάκι μπελάς για σένα
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Прав си, създадох ти малко проблеми
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.Ты прав, я и правда доставила тебе немного хлопот
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru..זה נכון, עשיתי לך קצת צרות
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.انت على حق انها الحقيقه بكوني ازعجك قليلاً
Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.ちょっと?
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni sucht wieder mal nach Probleme.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni är ute efter trubbel igen.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni cherche les ennuis.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni is aan alweer aan het zoeken naar problemen.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni lại đi kiếm rắc rối nữa rồi.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni mencari masalah lagi.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni o cauta cu lumanarea.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni si bo spet nakopala težave.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni sta di nuovo fuori a caccia di guai.
HaNi yine başına bela arıyor.Oh Ha Ni znowu szuka sobie problemów.
HaNi yine başına bela arıyor.Η Ο Χα Νι ψάχνει για μπελάδες πάλι.
HaNi yine başına bela arıyor.О Ха Ни опять ищет неприятности.
HaNi yine başına bela arıyor.اوهانى تبحث عن المشاكل مره اخرى
HaNi yine başına bela arıyor.ペク・スンジョには秘密にしてって
Hem nimet, hem de bela.Bendición y maldición.
Hem nimet, hem de bela.Binecuvântare și blestem.
Hem nimet, hem de bela.Segen und Fluch.
Hem nimet, hem de bela.Siunaus ja kirous.
Hem nimet, hem de bela.Velsignelse og forbandelse.
Hem nimet, hem de bela.Vừa là lời chúc phúc vừa là lời nguyền.
Hem nimet, hem de bela.Ευλογία και κατάρα.
Hem nimet, hem de bela.Благословение и проклятие.
Hem nimet, hem de bela.Благословия и проклятие.
Herkesin bildiği ve gezegenimizdeki felaketlerden biri de plastik paket belasıdır.Le fléau des emballages plastique, que nous connaissons tous, est un désastre pour la planète.
Herkesin bildiği ve gezegenimizdeki felaketlerden biri de plastik paket belasıdır.Засилие пластиковой упаковки, которая, как знает каждый, является бедствием для планеты.
Herkesin bildiği ve gezegenimizdeki felaketlerden biri de plastik paket belasıdır.آفة التغليف البلاستيكية التي يعلم الجميع انها تسبب كارثة لكوكب الأرض.
Hey! Jang Man Ok! Tüm hayatım boyunca baş belasıJang Man Ok! <i> Seluruh hidupku menyebalkan.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-on kasvotusten ensimmäisen ongelman kanssa.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.- støder ind i deres første problem.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.- an dem der Held sein erstes Problem bekommt.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-an dem der Held sein erstes Problem bekommt.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-encontrarían su primer problema.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-hun eerste probleem tegenkomen.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.지금은 영웅이 문제를 처음으로 마주하는 때에요.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-napotkał swój pierwszy problem.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-narazili na jejich první problém.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.-Сталкиваюсь с их первая проблема.
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik..נתקלים בבעיה הראשונה שלהם-
-ilk belaya bulaştığı yerdeydik.يواجه فيه الأبطال أول مشاكلهم
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.A od tego trojga pobita jest trzecia część ludzi od ognia i od dymu, i od siarki, które wychodziły z gąb ich.
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.A tímto trojím zmordována jest třetina lidu, totiž ohněm, a dýmem, a sirou, kteréž vycházely z úst jejich.
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.이 세 재앙 곧 저희 입에서 나오는 불과 연기와 유황을 인하여 사람 삼분의 일이 죽임을 당하니라
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.Một phần ba loài người bị giết vì ba tai nạn đó, là lửa, khói, và diêm sanh ra từ miệng ngựa.
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.Một_phần_ba loài_người bị giết vì ba tai_nạn đó , là lửa , khói , và diêm sanh ra từ miệng ngựa .
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.Od toho trojeho bola pobitá tretina ľudí, od ohňa, dymu a od síry, ktoré vychádzaly z ich úst.
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.Te tri šibe so pomorile tretjino ljudi, ogenj in dim in žveplo, ki izhaja iz njih ust.
İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü.А від тих трьох убита третя часть людей, від огня, і від диму, і від сїрки, виходячої з ротів їх.