Ana içeriğe geç
Sözlük

bel ile cümle

bel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar büyük Belçika limanı Antwerp'i ele geçirdiler.They captured the great Belgian port of Antwerp.
Küçük çocuklar neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu belirleyemez.Young children cannot determine what is right and what is wrong.
Belgeleri aldıktan kısa bir süre sonra öldü.He died soon after he received the documents.
Müttefikler daha sonra doğuya Belçika'ya doğru hareket etti.The Allies then moved east into Belgium.
Belleau Wood için yapılan savaş üç hafta sürdü.The Battle for Belleau Wood lasted three weeks.
Savaşın geleceği belliydi.It appeared that war would come.
Onun oyu sorunu belirleyecekti.His vote would decide the issue.
Başkan Lincoln bu belgelerin tüm beşini yazdı.President Lincoln wrote all five of these documents.
Başkan Lincoln bu belgelerin beşini de yazmış.President Lincoln wrote all five of these documents.
Bir sonraki adım belgeyi imzalamaktı.The next step was to sign the document.
Çökmüş ekonomi iyileşme belirtileri gösterdi.The depressed economy showed signs of improving.
Belirli bir artikel mi arıyorsun?Are you looking for a definite article?
Fukushima Daiichi tesisindeki temizlik, yıllar belki de on yıllar sürebilir.The cleanup at the Fukushima Daiichi plant could take years, possibly decades.
İlaç işe yaramıyorsa belki dozajı yükseltmeliyiz.If the medicine isn't working, maybe we should up the dosage.
Bu sabah onu görmedim. Belki de o zaten toplantıya gitti.I haven't seen him this morning. Maybe he's already left for the meeting.
O, belediye başkanıydı.He was mayor.
Alexander Graham Bell telefonu icat etti.Alexander Graham Bell invented the telephone.
O, belki gerçektir.Maybe it's true.
Belçika Fransa kadar büyük değildir.Belgium is not as big as France.
Belki beni aydınlatabilirsin.Maybe you could enlighten me.
Belki bir ara buluşabiliriz ve öğle yemeği yiyebiliriz.Maybe we could get together sometime and have lunch.
Belki bir gün onun nasıl yapıldığını bana gösterebilirsin.Maybe one day you could show me how it's done.
Belli belirsiz tanıdık geliyor.Sounds vaguely familiar.
Evlilik,eğer insan gerçekle yüz yüze kalacaksa bir beladır fakat gerekli bir bela.Marriage, if one will face the truth, is an evil, but a necessary evil.
Lütfen bana yardım eder misin? Önemli bir belgeyi kaybettim.Could you please help me? I've lost an important document.
Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu.After a certain point, everything became a little more difficult.
O, onun başını belaya soktu.She got him into trouble.
O, onunla evlenmek istediğini açıkça belirtti.She made it plain that she wanted to marry him.
Ona günün belirli bir saatini vermezdi.She wouldn't give him the time of day.
Belki bu görüş doğrudur.Maybe this opinion is correct.
Köpeğinizi her gün belirli bir zamanda beslemenin en iyisi olduğunu duydum.I've heard that it is best to always feed your dog at a specific time every day.
Belki yarın bir yolunu bulacağım.Maybe tomorrow, I'll find my way.
Program bu işin hafta sonuna kadar yapılması gerektiğini belirtir.The schedule dictates that this work be done by the weekend.
Belçika'da Flaman halkı bir gün bağımsızlığını ilan etmek istiyor.In Belgium, Flemish people want to declare their independence someday.
Eğer içiyorsan, belki eşin seni eve götürebilir.If you've been drinking, perhaps your spouse can drive you home.
Sanırım karımla başım belada.I think I'm in trouble with my wife.
Buzdolabında belki biraz daha süt olup olmayacağını merak ediyordum.I was just wondering if maybe there was some more milk in the refrigerator.
Belediye başkanlığı için adaylığımı koymayacağım.I won't be running for mayor.
Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog.
Bazı temel kurallar belirleyelim.Let's establish some ground rules.
Belki onu yapmamalıydım.Maybe I shouldn't have done that.
Belki sonuçta sen haklısın.Maybe you're right, after all.
Belki de senin söylediklerin doğrudur.Maybe what you said is true.
Belki o cevabı biliyor.Maybe she knows the answer.
Belge, Manuela'ya tüm güçleri verir.The document grants full powers to Manuela.
Belge, Manuela'ya tüm yetkileri verir.The document grants full powers to Manuela.
O pastayı yediysen başın belada!You're in trouble if you ate that cake!
Suçun belirli ayrıntıları açıklanmadı.Certain details of the crime were not made public.
O, konuyu açıkça belirtmiştir.He clearly stated that point.
Onun bulunduğu yeri belirleyemedik.We weren't able to determine her whereabouts.
Onun kökenini belirlemek için orta çağlara geri gitmeliyiz.To determine its origin, we must go back to the middle ages.
Tom belediye başkanlığı için yarıştı.Tom ran for mayor.
Tom belediye başkanlığına aday oldu.Tom ran for mayor.
Tom beladan başka bir şey değil.Tom is nothing but trouble.
Tom arkasında bazı belgeler sakladı.Tom hid some papers behind his back.
Tom, iyi bir belleğe sahiptir.Tom has a good memory.
Tom belirsiz bir cevap verdi.Tom gave a vague answer.
Tom yirmi dört yaşına kadar sürücü belgesini almadı.Tom didn't get his driver's license until he was twenty-four.
Tom kaç tane kurşun kalem alacağını belirtmedi.Tom didn't specify how many pencils to buy.
Tom bela aramak için bugün buraya geldi.Tom came here today looking for trouble.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod