Şimdi yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do now.
Belediye Başkanı şimdi müsait değil.The mayor is not available now.
Belediye başkanının istifasıyla ilgili haberler hızlı bir şekilde dolaştı.The news of the mayor's resignation traveled fast.
Belediye başkanı yakında istifa kararını açıklayacak.The mayor will shortly announce his decision to resign.
Belediye başkanı geçit töreninin başında yürüdü.The mayor walked at the head of the procession.
Belediye başkanı onun şehre yaptığı hizmetleri kabul etti.The mayor acknowledged her services to the city.
Belediye başkanı kent işlerini yönetir.The mayor administers the affairs of the city.
Belediye başkanı isteğimizi kabul etti.The mayor granted our request.
Belediye başkanı, vergi gelirlerindeki azalmanın araştırılması gerektiğini düşündü.The mayor thought that he should investigate the decline in tax revenues.
Belediye başkanı genele hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı halka hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı büyük bir kitleye hitap etti.The Mayor addressed a large audience.
Belediye başkanı ona şehrin anahtarını sundu.The mayor presented him with the key to the city.
Belediye başkanı bir rüşvet aldığını inkar etti.The mayor denied having taken a bribe.
Belediye binası hemen köşede.The city hall is just around the corner.
Belediye binası hemen şurada.The city hall is just around the corner.
Belediye binası şehrin merkezinde.The city hall is in the center of the city.
Belediye Konağı şehrin göbeğinde.The city hall is in the center of the city.
Belediye Sarayı şehrin merkezinde.The city hall is in the center of the city.
Belediye binasına nasıl gidildiğini söyler misiniz?Can you tell me how to get to the city hall?
Belediye binasına yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk to the city hall?
Yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do.
O belaya tekrar katlanacağım.I will go through that trouble again.
Ne yapacağımı belirlemeden önce etraflıca düşünmek için zamana ihtiyacım var.I need time to mull things over before I decide what to do.
Biz belirlenen noktada buluştuk.We met at the designated spot.
Konferansçının belâgatlı konuşmasından derinden etkilendik.We were deeply impressed by the lecturer's eloquent speech.
Bazen belimde bir ağrı oluyor.I sometimes suffer from pain in my lower back.
Toplantılar belli aralıklarla gerçekleştirildi.The meetings were held at intervals.
Lütfen belgeleri bu odadan çıkarma.Please don't take the documents out of this room.
Belgeleri tamamladın mı?Have you finished the papers?
Belgeler tahrif edildi.The documents were tampered with.
Belgeyi iç cebinde tut.Keep the paper in the inside pocket.
Belgeleri dolaştırır mısın?Will you hand the papers around?
Yeni koalisyon hükümeti fırtınayı kazasız belasız atlatmaya çalışıyor.The new coalition government is trying to ride out the storm.
Açlık insan güdülerinin belkide en güçlüsüdür.Hunger is perhaps the strongest of all human drives.
Enflasyon belli bir düzeye ulaştığında Hükümetler genellikle fiyat kontrolüne başvururlar.Governments usually resort to price control when inflation has reached a certain level.
Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.Properly used, certain poisons will prove beneficial.
Belirtilen fiyat işçilik ücretini içermez.The stated price does not include labor charges.
Oğlum en büyük baş belamdır.My son is my biggest headache.
Belki Jane gelecektir.Maybe Jane will come.
Tren belki ertelenmiştir.Perhaps the train has been delayed.
Belki bu kitabı seveceğim.Perhaps I'll like this book.
O belki geliyor.Maybe she is coming.
Bu mektubu kimin yazdığı belli değildir.It is not clear who wrote this letter.
Ben kasabayı harita üzerinde belirledim.I located the town on a map.
Telefon Bell'e atfedilen buluşlar arasında yer alıyor.The telephone is among the inventions attributed to Bell.
Telefon Bell tarafından icat edildi.The telephone was invented by Bell.
Telefon bir baş belası olabilir.The telephone can be a nuisance.
Aklında belirli bir tarzın var mı?Do you have any particular style in mind?
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Japonlar saygı belirtisi olarak her zaman eğilmezler.The Japanese do not always make a bow as a mark of respect.
Onun onu yaptığı bellidir.It is evident that he did it.
Onun büyük bir artist olduğu belli.It is clear that he is a great artist.
O belli bir politikacının desteğine sahip.He has the backing of a certain politician.
Onun gitmeme sebebi hala belirsizdir.His reason for not going is still unclear.
Onun en son çalışmaları belediye binasında sergileniyor. Onlar açıklama ötesinde harika.His latest works are on display at the city hall. They are fabulous beyond description.
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure.
Onun konuşma şeklinden açıkça belli olduğu için, o bir öğretmendir.He is a teacher, as is clear from his way of talking.
O belirli bir gangster tarafından tehdit edilmektedir.He is threatened by a certain gangster.
O belaya karışmıştı.He was involved in the trouble.