Ana içeriğe geç
Sözlük

bel ile cümle

bel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Belki de seni bir daha asla görmeyeceğim.Perhaps I will never see you again.
Belki de Tom bugünkü toplantıda olmayacak.Maybe Tom won't be at today's meeting.
Belki de Boston'u terk etmem gerekir.Maybe I should leave Boston.
Pamuk kurdu uzun zamandır pamuklu bitkilerin başına bela olmuş durumda.The boll weevil has long plagued cotton crops.
Hmm, belki!Hmm, maybe!
Omurgasızların hiçbir omurgası veya bel kemiği yoktur.Invertebrates have no backbone or spinal column.
Belki de ilgi çekici değildir.Maybe it's not interesting.
Duygularını ifade etmek, zayıflık belirtisi değildir.Expressing your feelings is not a sign of weakness.
Belki artık Boston'a ait değilim.Maybe I don't belong in Boston anymore.
Belirli bir şey mi arıyorsunuz?Are you looking for something specific?
Arap dilinin etkisi, İspanyolca dilinde oldukça belirgindir.The influence of the Arabic language is quite evident in the Spanish language.
Arapçanın etkisi İspanyolcada oldukça belirgindir.The influence of the Arabic language is quite evident in the Spanish language.
Belki bunu tamir edebiliriz.Maybe we can repair it.
O belli ki kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.She obviously likes hearing herself talk.
Savaş suçlarını belgelemekten başka seçeneğim yoktu.I had no alternative but to document the war crimes.
Belki Tom ölü olduğumu düşünüyor.Maybe Tom thinks I'm dead.
Belki ona yol tarifi sormalıyız.Maybe we should ask him for directions.
Belki birine yol tarifi sormalıyız.Maybe we should ask someone for directions.
Belki yardım için birine sormalıyız.Maybe we should ask someone for help.
Belki yol tarifi sormak için bir benzin istasyonunda durmalıyız.Maybe we should stop at a gas station to ask for directions.
Her şey pazartesi günü belli olacak.Everything will be decided on Monday.
Her şey pazartesi günü belirlenecek.Everything will be decided on Monday.
Belki Tom'a çok kötü davranıyordum.Maybe I was too hard on Tom.
Belki Tom'dan çok fazla şey bekledim.Perhaps I expected too much from Tom.
Tom ve Mary bir doğa belgeseli izlediler.Tom and Mary watched a nature documentary.
Tom'un başı büyük belada olabilir.Tom could be in real trouble.
Başın belada değil.You're not in trouble.
Belki Tom meşgul.Maybe Tom is busy.
Belki kötü şanstır.Maybe it's bad luck.
Belki de bu adil değil.Maybe it's not fair.
Belki o buna değer.Maybe it's worth it.
Tom uzaylılar hakkında belgesel izlemeyi seviyor.Tom likes watching documentaries about aliens.
Belki de çok fazla içiyorum.Maybe I drink too much.
Belki Tom'un doğru bir fikri vardır.Maybe Tom has the right idea.
Belki kaybedebiliriz.We might possibly lose.
Belki Tom bize yardımcı olamayacak kadar meşgul.Maybe Tom is too busy to help us.
Tom'un başı belada.Tom is in hot water.
Belli ki Tom'un bir sorunu var.Tom obviously has a problem.
Belki daha sonra tekrar deneyeceğiz.Maybe we'll try again later.
Belli ki çok mutlu değilsin.You're obviously not very happy.
Belki de hatalı bir şey var.Maybe there's something wrong.
Belki Boston'a gitmelisin.Maybe you should go to Boston.
Belki de polisi aramalısın.Maybe you should call the police.
Belli ki Tom'un ne yapabileceğini görmedin.You obviously haven't seen what Tom can do.
Belli ki Mary ile ilgili bir sorun var.Something is obviously not right with Mary.
Tom ile ilgili bir şey belli ki doğru değil.Something is obviously not right with Tom.
Belli ki burada bir şey yanlış.Something's obviously wrong here.
Belki ona "doktor" demeniz daha doğru olurdu.Maybe it would be better to call her "Doctor."
Serpent Bearer yayılmış fakat çok belirgin olmayan bir takımyıldızı.The Serpent Bearer is an outspread but not very prominent constellation.
Belki Tom'a sormalıyım.Maybe I should ask Tom.
Belki okuldan sonra yüzmeye gideceğim.Maybe I'll go swimming after school.
Biz aslında henüz bir tarih belirlemedik.We haven't actually set a date yet.
İlk bilgisayarımın yalnızca 128 kilobayt belleği vardı.My first computer only had 128 kilobytes of memory.
Bu sadece daha derin bir sorunun bir belirtisidir.This is only a symptom of a deeper problem.
Tom bana belirsiz bir cevap verdi.Tom gave me a vague answer.
Tom bize belirsiz bir cevap verdi.Tom gave us a vague answer.
Bu sabah sorunu çözdüm, ama belki daha fazla sorunlar vardır.This morning I have solved the problem, but maybe there are still further problems.
Konumunu belirlemeye çalıştık, ancak onun şehirde olmadığı görülüyor.We tried to determine his location, but it seems that he's not in the city.
Birkaç Belarus şarkısı söyleyelim!Let's sing a couple of Belorussian songs!
Belediye başkanlığı için aday olmayacağım.I'm not going to run for mayor.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bel ile cümle - Sayfa 45 - bel kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App