Belki de birlikte çalışıyor olacağız.Maybe we'll be working together.
Sen belli ki çok iyi formdasın.You're obviously in great shape.
Bir şeyin seni üzdüğü belli.Something obviously has upset you.
Belki biraz basketbol oynayacağız.Maybe we'll play some basketball.
Bizim onlara teklif ettiğimiz para belli ki yeterli değil.The money we offered them was obviously not enough.
Belli ki biraz yanlış anlaşılma var.There's obviously been some misunderstanding.
Belli ki bir yanlış anlaşılma var.There's obviously been a misunderstanding.
En belirgin şeyler çoğunlukla görmesi en zor olan şeylerdir.The most obvious things are often the ones that are hardest to see.
Belirli bir adam Mary'yi takip etmeye başladı.A certain man began to follow Mary.
O kesinlikle hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi.She showed absolutely no sign of remorse.
Çilek suyu bellek için iyidir.Strawberry juice is good for the memory.
Tom başını belaya sokuyor mu?Has Tom been getting into trouble?
Belki de bizim gibi insanlar çocuk sahibi olmamalıdır.Maybe people like us shouldn't have children.
Başımızı belaya sokacak bir şey yapmayalım.Let's not do anything that might get us in trouble.
Başımın belada olduğunu biliyordum.I knew I was in trouble.
Belki de burada yaşamaya alışabilirim.I could probably get used to living here.
Bu belgeyi benim için yazdırabilir misin?Can you print this document for me?
Belki Tom yardım edecek.Maybe Tom will help.
Tom bu belaya nasıl bulaşmış?How did Tom get in this mess?
Ben bir belgesel yapıyorum.I'm making a documentary.
Kız arkadaşım olmak ister misin? □ Evet. □ Hayır □ Belki.Do you want to be my girlfriend? □ Yes. □ No. □ Maybe.
Belki Tom bana bir iş verecek.Maybe Tom will give me a job.
Belki de Tom ve Mary yardımcı olurlar.Maybe Tom and Mary will help.
Belki Tom bir kaza geçirdi.Maybe Tom was in an accident.
Tom ilgilenmediğini açıkça belirtti.Tom has made it clear that he wasn't interested.
Artık bana yardım etmek istemediğin belli.It's apparent that you don't want to help me anymore.
Beluga balinalarının tek doğal düşmanı kutup ayılarıdır.The only natural enemies of beluga whales are polar bears.
Hepimizin başına bela getireceksin.You're going to get us all in trouble.
Eski Londra Belediye Başkanı Boris Johnson "Brexit" için kampanyanın lideriydi.Former London mayor Boris Johnson was the leader of the campaign for "Brexit".
Ben henüz e-postanı almadım. Belki de yanlış adres yazdınız?I haven't gotten your e-mail yet. Maybe you typed in the wrong address?
Umarım başımıza bela gelmez.I hope we don't get in trouble.
Etkinliğin tarihi belirlenecektir.The date of the event is to be determined.
Belediye binası 1895 ve 1897 yılları arasında inşa edildi.The town hall was built between 1895 and 1897.
O bela arıyor.He is looking for trouble.
Başıma bela gelecek.I'm going to get in trouble.
Her antikor belirli bir bakteri veya virüsü hedef alır.Each antibody targets a specific bacteria or virus.
Tom belli ki meşgul değildi.Tom was obviously not busy.
Belki o bile şu anda istasyonda bekliyor.Perhaps he's even waiting at the station right now.
Belediye başkanı ayaklanmanın doruğunda bir pusuda öldürüldü.The mayor was killed in an ambush during the height of the insurgency.
Bela aramaya gidersen onu bulursun.If you go looking for trouble, you'll find it.
İnsanlar böyle pislik olmasaydı, belki de hepimiz daha iyi olurduk.If people weren't such jerks, maybe we'd all be better off.
Belki Tom bize yardım edecek.Maybe Tom will help us.
Belki Tom'un korkmuş olduğunu düşünüyorum.I think maybe Tom is scared.
Belki Tom'un korktuğunu düşünüyorum.I think maybe Tom was scared.
Onun ince bir beli vardır.She has a slender waist.
Belki Tom onu bizim için yapacak.Maybe Tom will do that for us.
Belki Tom buraya erken gelecek.Maybe Tom will get here early.
Sivrisinekler belki de dünyadaki en tehlikeli hayvanlardan biridir.Mosquitoes are perhaps one of the most dangerous animals in the world.
Belki Tom ne yapacağını bilecek.Maybe Tom will know what to do.
Tom belgeyi taramış.Tom scanned the paperwork.
Sanırım belki de Tom bunu yapmayacak.I think maybe Tom won't do that.
Bu belgeyi benim için Fransızcaya çevirebilir misin?Could you translate this document into French for me?
Belli ki o gerçek değildi.Obviously that wasn't true.
Belki Tom Mary'den özür dileyecek.Maybe Tom will apologize to Mary.
Tom belli ki Mary'ye yardım etmek istiyor.Tom obviously wants to help Mary.
Şu adam belli belirsiz tanıdık görünüyor.That man looks vaguely familiar.
Bir spektrometre, maddenin kimyasal bileşimini belirlemek için ışık kullanır.A spectrometer uses light to identify the chemical composition of matter.
Belki kutuda bir şey yoktu.Maybe there wasn't anything in the box.
Belki kutu boştu.Maybe the box was empty.
Benim belgelerim o kutudaydı.My papers were in that box.