Belki Tom'a neden hâlâ kızgın olduğumu unuttun.Maybe you've forgotten why I'm still mad at Tom.
Belki Tom'u arasan iyi olur.Maybe you'd better call Tom.
Belki Tom'la iletişime geçmeliyiz.Perhaps we should contact Tom.
Belki seninle gidebilirim.Maybe I could go with you.
Belki Tom neyi yanlış yaptığımı biliyor.Maybe Tom knows what I did wrong.
Belki Tom yardım etmek için ikna edilebilir.Maybe Tom could be persuaded to help.
O Belçika'da çalıştı.He worked in Belgium.
Onun süresi belirsiz bir kontratı var.She has an indefinite contract.
Onu niye belediye başkanı seçelim ki?Why should we elect him mayor?
Ebeveynlerinin senin için belirlediği kurallara uymalısın.You should respect the rules your parents set for you.
Belki Tom bir çözüm önerebilir.Perhaps Tom can suggest a solution.
Yazım hataları için bu belgeyi gözden geçirir misiniz?Could you look over this document for spelling mistakes?
Artık uğramıyor. Belki farklı bir şehre taşındı.Tom doesn't come around anymore. Maybe he's moved to a different city.
Tom belki de suçsuz.Tom is probably innocent.
O biraz belirsiz.That's kind of vague.
Belki sen bile bunun hakkında benden daha fazla biliyorsun.Perhaps you even know more about this than I do.
Ben Belfast'ta yaşıyorum.I live in Belfast.
Belfast'ta yaşıyorsun.You live in Belfast.
Belfast'ta yaşıyoruz.We live in Belfast.
Adli Soruşturma Birimi bugünkü yangının nedenini belirlemeye çalışıyor.The Forensic Investigation Unit is trying to determine the cause of today's fire.
Beladan uzak durmama yardım ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for helping me keep out of trouble.
Belki evlenmemeliydik.Maybe we shouldn't have gotten married.
Belki Mary'nin yaptığından Tom'a bahsetmemeliydik.Maybe we shouldn't have told Tom about what Mary did.
Tom belanın dışında kalmak için elinden geleni yapıyor.Tom is doing his best to stay out of trouble.
Belki buraya gelmemeliydik.Maybe we shouldn't have come here.
Belli ki Tom'un aklı başka yerde.Tom's mind is obviously elsewhere.
Belki bu kadar uzun kalmamalıydık.Maybe we shouldn't have stayed so long.
Belki Tom'a ne düşündüğünü sormalıyız.Maybe we should ask Tom what he thinks.
Belki Tom'u bizimle götürmeliyiz.Maybe we should take Tom with us.
Belki dün gece Tom'un partisine gitmemeliydik.Maybe we shouldn't have gone to Tom's party last night.
Belki Tom ve Mary çok farklı değil.Maybe Tom and Mary aren't so different.
Belki Tom'a seninle maraton koşturabilirsin.Maybe you can get Tom to run the marathon with you.
Belki artık eve gitmemiz gerekiyor.Maybe we should go home now.
Belki Mary'ye ne olduğundan Tom'a bahsetmemeliydik.Maybe we shouldn't have told Tom about what happened to Mary.
Belediye binası, sağa dönünce hemen karşınızda.If you turn right, City Hall will be right in front of you.
Senin büyük bir belleğin var!You have a great memory!
Bu kadar belaya girmeye gerek yok.There's no need to go to all that trouble.
Belki bana yardımcı olabilirsin.Maybe you can help me.
Belki çok geç kaldık.Maybe we're too late.
Belki gitmeliyim.Maybe I should leave.
Belki aşıksın.Maybe you're in love.
Belki toplantıyı iptal etmeliyiz.Maybe we should cancel the meeting.
Belki onları kandırdım.Maybe I fooled them.
Belki gitmem gerekiyor.Maybe I should go.
Biraz yardım olmadan Tom'un bunu yapamayacağı belli.It's obvious Tom can't do it without some help.
Belki durmamız gerekiyor.Maybe we should stop.
Belki bunu hak ediyorum.Maybe I deserve this.
Belki bizimle gelmek istiyorsun.Maybe you'd like to come with us.
Belki bize yardım edebilirsin.Maybe you can help us.
Belki Tom bizi duyamıyor.Maybe Tom can't hear us.
Belki dövüşmeliyiz.Maybe we should fight.
Belki bunu yapmalıyım.Maybe I should do it.
Belki onu onarabiliriz.Maybe we can fix it.
Belki beklememiz gerekiyor.Maybe we should wait.
Belki istifa etmeliyim.Maybe I should quit.
Belki başlamalıyız.Maybe we should start.
Belki seni ararım.Maybe I'll call you.
Belki sana gösterebilirim.Maybe I can show you.
Belki şimdi gitmeliyiz.Maybe we should go now.
Belki ben sadece deliyim.Maybe I'm just crazy.