Yeni seçilen belediye başkanı eskiden profesyonel güreşçiydi.The newly-elected mayor used to be a pro wrestler.
Kaynak belirtilmemişse, bir alıntı bir intihalden başka bir alıntı değildir.If the source is not specified, a quote is not a quote but plagiarism.
Belki bu benim durumumu açıklayan en iyi söz.Perhaps it's the best word to describe my condition.
Belgrad, Sırbistan'ın başkentidir.Belgrade is the capital of Serbia.
Tom içki içerken çok sağı solu belli olmaz.Tom's very unpredictable when he's been drinking.
Belki Tom bu gezide Boston'a gitmeyecek.Maybe Tom won't go to Boston on this trip.
Yüzüğün belki masanın altında.Maybe your earring is under the table.
Belki Tom seni pahalı bir restorana götürecek.Maybe Tom will take you to an expensive restaurant.
Belki nedeni bu.Maybe that's the reason.
Tom belgeyi yüksek sesle okudu.Tom read the document out loud.
Belki bunu başka biri Tom'a yaptırdı.Maybe someone else made Tom do it.
Belki birisi bunu Tom'a yaptırdı.Maybe someone made Tom do it.
Tom çarpılmaktan güç bela kaçtı.Tom narrowly escaped being hit.
O, uzakta bir gemi belirledi.He spotted a ship in the distance.
Belki çok çalışıyorsunuz.Perhaps you're trying too hard.
Tom belgeyi imzalamayı reddetti.Tom refused to sign the document.
Bu göreceli ve belirsiz.This is relative and ambiguous.
Belki bu kız bir ladyboydur.Maybe this girl is not a girl at all.
Belki gitsen iyi olur.Perhaps you'd better leave.
Belki araba sürsen iyi olur.Perhaps you'd better drive.
Belki Tom'da aynı şekilde hissediyor.Maybe Tom feels the same way.
Belki bunu Tom'a düzelttirmeliyiz?Maybe we should get Tom to proofread this?
Tom belki onu ister.Maybe Tom would like that.
Belki sen Tom'un bırakmaması için ikna edebilirsin.Maybe you can persuade Tom not to leave.
Tom'un burada olmak istemediği benim için belli.It's clear to me that Tom doesn't want to be here.
Tom'un yorgun olduğu belli.It's obvious that Tom is exhausted.
Belli ki Tom'a hâlâ aşıksın.You're obviously still in love with Tom.
Belki Tom'la konuşmalısın.Maybe you should have a talk with Tom.
Belki Tom'la konuşsan iyi olur.Maybe you'd better have a talk with Tom.
Belki Tom'la bir saat harcamalıyım.Maybe I should spend an hour with Tom.
Belki Tom'a sormalısın.Maybe you should ask Tom.
Belki de Tom'a biraz sert davrandığını düşünüyorum.I think maybe you're being a little hard on Tom.
Belki de Tom'a yardım etmeliyiz.Maybe we should help Tom.
Belki Tom'a yardım edebiliriz.Maybe we can help Tom.
Belkide gidip Tom'a yardım etmeliyim.Maybe I should go help Tom.
Belki gelecek yaz Boston'a gitmem gerektiğini düşünüyordum.I was thinking maybe I should go to Boston next summer.
Belki Fransızca okumam gerektiğini düşünüyordum.I was thinking maybe I should study French.
Belki de Tom hâlâ Mary'ye aşık.Perhaps Tom is still in love with Mary.
Belki daha sonra buluşabiliriz.Maybe we could get together later.
Belki Tom'la konuşman gerekiyor.Maybe you ought to talk to Tom.
Belki Tom'la konuşmaya gitmelisin.Maybe you should go talk to Tom.
Belki Tom'la konuşabileceğini umuyordum.I was hoping maybe you could talk to Tom.
Belki Tom'la konuşursam o yardımcı olur.Maybe it would help if I talked to Tom.
Belki Tom'u görmeye gitmeliyim.Perhaps I should go and see Tom.
Belki acele edersen, trenine yetişebilirsin.Maybe if you hurry, you might be able to make your train.
Belki Tom'a çok sert oldum.Maybe I've been too hard on Tom.
Belki Tom'la tanışmak istersin.Maybe you'd like to meet Tom.
Belki sadece Tom'u kovmalısın.Maybe you should just fire Tom.
Belki Tom'u nerede bulabileceğimi bana söyleyebilirsin.Maybe you can tell me where I can find Tom.
Belki de onun başka planları vardır?Maybe she has other plans?
Belki de kötü bir vicdanı vardır.Maybe she has a bad conscience.
Belki de anahtarları nereye koyduğunu hatırlayabilirsin.Perhaps you can remember where you put the keys.
Pasaport geçerli bir kimlik belgesidir.A passport is a valid form of identification.
Bu yasal belgeleri anlamıyorum.I don't understand these legal documents.
Belki de neden buraya geldiğimi unuttun.Maybe you've forgotten why I came here.
Tom'un Mary'yi gerçekten önemsediği belli.It's obvious Tom really cares about Mary.
Belki onu yapmasan iyi olur.Maybe you'd better not do that.
Belki bunu onarabilirim.Maybe I can fix it.
Belki denerim.Maybe I'll try it.
Belki bayıldım.Maybe I passed out.