Tom'un Mary'nin dikkatini çekmeye çalıştığı belliydi.It was obvious that Tom was trying to get Mary's attention.
Tom belediye başkanlığı için aday olmaya karar verdi.Tom decided to run for mayor.
Belki biraz uyumalısın.Maybe you should get some sleep.
Belki Tom'un kalmış biraz şekeri vardır.Maybe Tom has some candy left.
Belki Tom'dan tavsiye istemeliyiz.Maybe we ought to ask Tom for advice.
Belki hiç kimse gitmek istemiyor.Maybe nobody wants to leave.
Belki Tom'un dışında biri daha iyi bir seçenek olurdu.Perhaps someone other than Tom would be a better choice.
Belki başka biri ne olduğunu gördü.Maybe nobody else saw what happened.
Belki bizi başka biri kurtarabilir.Maybe someone else can help us.
Belki evde başka biri vardır.Maybe there is someone else in the house.
Onun ona âşık olduğu belli.It's obvious that he's in love with her.
Artık ilgilenmediğin belli.It's obvious that you're no longer interested.
Belki bu doğru ama alakasız.Maybe that's true, but it's irrelevant.
Benim o belgelere ihtiyacım var.I need those documents.
Son tanık mahkûmun kaderini belirledi.The last witness sealed the prisoner's fate.
Tom'un hayal kırıklığı belliydi.Tom's disappointment was obvious.
Tom Jackson Boston belediye başkanı olmak istiyordu.Tom Jackson wanted to become the mayor of Boston.
Tom takdir edeceğin belli niteliklere sahip.Tom has certain qualities you'll appreciate.
Belli ki bir şey Tom'un dikkatini çekti.Something has obviously caught Tom's attention.
Belki Tom bizim bilmediğimiz bir şey biliyor.Perhaps Tom knows something that we don't.
Belki Tom'u dinlemeliydik.Maybe we should've listened to Tom.
Belki Tom'a söylemeliyiz.Maybe we should tell Tom.
Belki Tom'u aramalıyız.Maybe we should call Tom.
Belki Tom'a sormalıyız.Maybe we ought to ask Tom.
Belki Tom zaten eve gitti.Maybe Tom has already gone home.
Belki Tom bizi kurtarabilir.Maybe Tom can save us.
Belki Tom bize katılabilir.Maybe Tom can join us.
Tom'un Mary'yi sevmediği belli.It's obvious Tom doesn't like Mary.
Tom'un hiçbir şey bilmediği belli.It's obvious Tom doesn't know anything.
Boston belediye başkanının kim olduğunu biliyor musun?Do you know who the mayor of Boston is?
Tesadüfen buraya gelmesi gerekirse ona bu belgeyi vermeni istiyorum.If by any chance he should come, I want you to give him this document.
Tom uğrarsa, lütfen ona bu belgeyi verin.If Tom drops by, please give him this document.
Tom'un belli bir cazibesi var, değil mi?Tom does have a certain charm, doesn't he?
Belki erkek arkadaşın Sevgililer Günü için sana sürpriz yapacak.Maybe your boyfriend will surprise you for Valentine's Day.
İşinizi belirtin.State your business.
Tom'un sağ gözünün altında belirgin bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
"Tom nerede?" " Bilmiyorum. Belki öldü mü?""Where is Tom?" "I don't know. Maybe he's dead."
"Tom nerede?" "Bilmiyorum. Belki ölüdür?""Where is Tom?" "I don't know. Maybe he's dead."
Tom, belki de Mary'nin nasıl nerede yaşadığını bile bilmiyor.Tom probably doesn't even know how where Mary lives.
Tom belli ki çok stres altında.Tom's obviously under a lot of stress.
Tom'un Mary'ye âşık olduğu belli.It's obvious that Tom is in love with Mary.
Herhangi bir gerçek, belirsiz bir şüpheden daha iyidir.Any truth is better than indefinite doubt.
Belleğine o kadar çok güvenmemelisin.You shouldn't trust your memory so much.
Erdem, belki de sadece ruhun nezaketidir.Virtue, perhaps, is nothing more than politeness of soul.
Dil, bir insanın dünya görüşünü önemli ölçüde belirler.Language determines a person's world view to a considerable extent.
Muhtemelen oralarda ve belki de birçok yerde başka yaşamlar vardır.Other life probably exists out there and perhaps in many places.
Tom hislerini belli eder.Tom wears his heart on his sleeve.
Belki seni orada görürüm.Maybe I'll see you there.
Belki seninle daha sonra görüşeceğim.Maybe I'll see you later.
Belki seni etrafta göreceğim.Maybe I'll see you around.
Belki seninle Boston'da görüşeceğiz.Maybe I'll see you in Boston.
Belki geri gelecekler.Maybe they'll come back.
Belki sana gelirler.Maybe they'll come for you.
Belki de Tom geri gelmiyor.Maybe Tom isn't coming back.
Belki dans etmeye gidebiliriz.Maybe we could go dancing.
Belki işbirliği yapabiliriz.Maybe we could collaborate.
Belki bir anlaşma yapabiliriz.Maybe we could make a deal.
Belki bir bisiklet alabilirsin.Maybe you could get a bike.
Tom'un bir tür belaya bulaşmış olmasından endişeliyim.I'm beginning to worry that Tom is in some kind of trouble.
Rotes Rathaus Berlin'in belediye binasıdır.The Rotes Rathaus is the town hall of Berlin.