Belki hata yaptın.Perhaps you've made a mistake.
Belki ilk bunu konuşmamız gerek.Maybe we should talk about this first.
Lütfen gönderdiğim belgeyi aç; o bu mesajın sonunda.Please open the document I sent; it is at the end of this message.
Belki uğramalıyız ve Tom'u görmeliyiz.Maybe we should stop by and see Tom.
Belki buna bir göz atsan iyi olur.Maybe you'd better take a look at this.
Milan'ın belediye başkanı Letiza Moratti.Milan's mayor is Letizia Moratti.
Milano Belediye Başkanı Letizia Moratti'dir.Milan's mayor is Letizia Moratti.
Belki onu burada seveceksin.Maybe you'll like it here.
Belki senin duygularını incittim ama benim amacım o değildi.Perhaps I have hurt your feelings, but that was not my intention.
Belki de onlar sadece seni sevmiyorlar.Maybe they just don't like you.
Belki de Tom sadece seni sevmiyor.Maybe Tom just doesn't like you.
Belki önce gitmek istersin?Perhaps you would like to go first.
Belki Tom gördüğünden hoşlanmadı.Maybe Tom didn't like what he saw.
İlk önce bu belgeyi okumanı öneririm.I suggest that you read this document first.
Ben belki de Tom'a ikinci bir şans vermemiz gerektiğini öneriyorum.I suggest that perhaps we should give Tom a second chance.
Belki aşk romanları okumaktan vazgeçmelisin.Maybe you should stop reading romance novels.
Belki aşk romanları okumayı durdurmam gerektiğini düşünüyorum.I think that maybe I should stop reading romance novels.
Belkide bu asla olmadı.Maybe it never happened.
Belki de bütün bunların olması gerekiyordu.Maybe this was all meant to happen.
Belki Tom ne olduğunu hatırlayabilir.Maybe Tom can remember what happened.
Belki şeyler bir nedenden dolayı meydana gelir.Maybe things do happen for a reason.
Ne olmak zorunda olduğu belli.It's obvious what has to happen.
Belki Tom burada ne olduğunu açıklayabilir.Maybe Tom can explain what happened here.
Belki de her şey bir neden için olur.Maybe everything does happen for a reason.
Belki gitsem ve ne olduğunu görsem iyi olur.Perhaps I'd better go and see what's happened.
Belki de Tom bu olduğunda burada değildi.Maybe Tom wasn't here when this happened.
Belki bunun olmasını engelleyebilirdik.Maybe we could've prevented this from happening.
Ne olduğunu belirlemeye çalışıyoruz.We're trying to determine what happened.
Biz hâlâ ne olduğunu belirlemeye çalışıyoruz.We're still trying to determine what happened.
Belki o soruya cevap verebilirim.Perhaps I can answer that question.
Belki benim için birkaç soruya cevap verebileceğini düşündüm.I thought maybe you could answer a few questions for me.
Belki Boston'a gitmeliyiz.Maybe we should go to Boston.
Belki gelecek yaz Boston'a gitmeliyiz.Maybe we should go to Boston next summer.
Boston'a gitme hakkında belki fikrini değiştirdiğini düşündüm.I thought maybe you'd changed your mind about going to Boston.
Kurtuluş veya lanet olup olmadığını belirlemek mümkün değildir.It isn't possible to determine if there's either salvation or damnation.
O en önemli belgeleri imzalar.She signs the most important documents.
Biliyorsun, belki onun yerine bir bilgisayar almalıyız.You know, maybe we should buy a computer instead.
Belki de pes ettiler.Maybe they've given up.
Belki onlar vazgeçti.Maybe they gave up.
Belki onu deneyeceğim.Maybe I'll give it a try.
Belki sana bir tane verebilirim.Maybe I can give you one.
Belki Tom bizi arabayla götürecek.Maybe Tom will give us a ride.
Belki Tom vazgeçmeye karar verdi.Maybe Tom decided to give up.
Belki Tom'a yardım etmeliyim.Maybe I should give Tom a hand.
Belki çok hızlı vazgeçtin.Maybe you gave up too fast.
Belki çok erken vazgeçtim.Maybe I gave up too soon.
Belki de Tom'a senin dairenin anahtarını vermemen gerekir.Maybe you shouldn't give Tom a key to your apartment.
Belki de Tom'a yanlış tavsiye verdim.Maybe I gave Tom the wrong advice.
Belki artık yememeliyiz.Maybe we shouldn't eat any more.
Tom kolunu Mary'nin beline koydu.Tom put his arm around Mary's waist.
Belki onu yapması için Tom'u ikna edebilirsiniz ama şüpheliyim.Maybe you can convince Tom to do that, but I doubt it.
Belki de Mary'le konuşması için Tom'u ikna edebilirim.Maybe I can convince Tom to talk to Mary.
Belki de Tom'u Mary'le konuşmaya ikna edebilirim.Maybe I can convince Tom to talk to Mary.
Tom belki de onu yapmamıza yardım edebilecek tek kişidir.Tom is the only person who can probably help us do that.
Meşgul olduğum için belki Tom sana yardım edebilir.Since I'm busy, maybe Tom can help you.
Belki bana burada yardım edebilirsin.Maybe you can help me out here.
Belki Tom'un nereye gittiğini bulmama yardımcı olabilirsin.Maybe you can help me find out where Tom went.
Belki bilmem gerekeni öğrenmeme yardım edebilirsin.Maybe you can help me find out what I need to know.
Belki Tom Mary'yi bulmamıza yardım edecek.Maybe Tom will help us find Mary.
Belki Tom onunla ilgili bize yardım edebilir.Maybe Tom could help us with that.