Ana içeriğe geç
Sözlük

bel ile cümle

bel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
4
ORT. KELİME
Başın çok ciddi belada.You are in very serious trouble.
Başın ciddi belada.You are in serious trouble.
Başı ciddi belada.She's in serious trouble.
Belirtilen eposta adresi zaten kayıtlı.The specified email is already registered.
Belirtilen eposta adresi zaten kaydedilmiş.The specified email is already registered.
Bazen çeviriler belirsizlik yaratır.Sometimes translations do create ambiguity.
Başımı belaya sokmak istemiyorum.I don't want to get into trouble.
O belirgin.That's evident.
Tom beliğdir.Tom is eloquent.
Sen beliğsin.You're eloquent.
Tom'un ne yapacağı belli olmaz.Tom is unpredictable.
Tom belirsiz.Tom is vague.
Sen belirsizsin.You're vague.
Belki Tom yalnız olmak istiyor.Maybe Tom wants to be alone.
Belki Tom tek başına çalışmıyordu.Maybe Tom wasn't working alone.
Belki beni yalnız bırakmalısın.Maybe you should leave me alone.
Belki şimdi yalnız olmamalısın.Maybe you shouldn't be alone now.
Belki ben sadece biraz zamana ihtiyaç duyuyorum yalnız.Maybe I just need some time alone.
Belki Tom sadece bizi yalnız bırakacak.Maybe Tom will just leave us alone.
Belki sadece Tom'u yalnız bırakmalısın.Maybe you should just leave Tom alone.
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Kollarını onun beline doladı.He wrapped his arms around her waist.
Belki de o da senden hoşlanıyor.Maybe she likes you, too.
Belki o da senden hoşlanıyor.Maybe he likes you, too.
Belki de o senden hoşlanıyordur.Maybe he likes you.
Belli ki sarhoşsun.You're obviously drunk.
Sen belli ki hastasın.You're obviously sick.
Tom belirsizdir.Tom is uncertain.
Tom belirsiz görünüyor.Tom looks uncertain.
Onlar bela anlamına geliyorlar.They mean trouble.
İşte bela geliyor.Here comes trouble.
O belli ki bozuk.It's obviously broken.
Belki yanlış anladın.Perhaps you misunderstood.
O belliydi.That was obvious.
Bu çok belirsiz.That's very vague.
Onlar onu belediye başkanı seçtiler.They got him elected Mayor.
O belirli.That's a given.
Büyük duygu belirtileri gösterdi.He showed signs of great emotion.
Onun dar bir beli var.She has a small waist.
Onun küçük bir beli var.She has a small waist.
Tom'u güç bela tanıdım.I barely knew Tom.
Belki Tom'u getireceğim.Maybe I'll bring Tom.
Belki Tom yardım edebilir.Maybe Tom can help.
Belki onu Tom yaptı.Maybe Tom did it.
Belki Tom haklı.Maybe Tom is right.
Belki Tom Mary'yi tehdit etti.Maybe Tom threatened Mary.
Belki Tom haklıydı.Maybe Tom was right.
Belki Tom müsait değildi.Maybe Tom wasn't available.
Belki Tom suçlu.Perhaps Tom is guilty.
Belki Tom hatasızdı.Perhaps Tom was correct.
Belki Tom yola çıkacak.Perhaps Tom will leave.
Herhangi bir yaşam belirtisi göstermiyor.He doesn't show any sign of life.
Belgeler için müfettişin bürosuna gittim.I went to the inspector's office for the documents.
O belgenin bir kopyasını sakla.Keep a copy of that document.
Belki yarın yağmur yağmayacak.Maybe it won't rain tomorrow.
Oyunun sonucu belirsiz.The result of the game is doubtful.
Tom bir baş belası.Tom is a troublemaker.
Tom'un başı büyük belada.Tom is in big trouble.
Belki seni sevmiyorum.Maybe I don't love you.
Belki Tom'a ihtiyacım yok.Maybe I don't need Tom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bel ile cümle - Sayfa 16 - bel kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App