Belki vazgeçeceğini düşündüm.I thought perhaps you'd give up.
Ben bu belgeleri okuman gerektiğini düşündüm.I thought you should read these documents.
Belediyede bir arkadaşım var.I have a friend at City Hall.
Belki bir silah almalısın.Perhaps you should buy a gun.
İlk öpücüğün tadı benim bellekte canlı kalır.The taste of the first kiss remains vivid in my memory.
Bu belge aslında Tom tarafından yazıldı.This document was actually written by Tom.
Başım büyük belada.I'm in big trouble.
Bu kızların başı belada.These girls are in trouble.
Belaya bulaşmak istemiyorum.I don't want to get in trouble.
Belaya bulaşmak istemedim.I didn't want to get in trouble.
O, başına bela gelmesini istemedi.She didn't want to get in trouble.
O, başına bela gelmesini istemiyor.He doesn't want to get in trouble.
İlk etapta benim başımı belaya sokan sensin.You're the one who got me in trouble in the first place.
Onların başı belada olduğunda arkadaşlarına yardım etmen gerekiyor.You're supposed to help your friends when they're in trouble.
Bana yardım ettiğin için başın belaya girmeyecek.You're not going to get in trouble for helping me.
Başın belada değil mi?You're in trouble, aren't you?
Öğretmenle başın belada.You're in trouble with the teacher.
Başın yine belada, değil mi?You're in trouble again, aren't you?
Benim için olmasa, başın belada olmaz.You wouldn't be in trouble if it weren't for me.
Gerçekten başın belada, değil mi?You really are in trouble, aren't you?
Onun için başımız belaya girecek.We're going to get in trouble for that.
Tom'un başının belada olabileceğini düşünüyoruz.We think Tom may be in trouble.
Tom, başımızın belaya gireceğinden korkuyorum.Tom, I'm scared we're going to get in trouble.
Tom Mary'ye John'un başının belada olduğunu söyledi.Tom told Mary that John was in trouble.
Tom başının belada olduğunu biliyordu.Tom knew he was in trouble.
Belli ki Tom'un başı dertte.Tom is obviously in trouble.
Tom her zaman başını belaya sokuyor.Tom is always getting in trouble.
Tom John'ın başını belaya sokmak istemiyor.Tom has no desire to get John in trouble.
Tom senin başını belaya soktu, değil mi?Tom got you in trouble, didn't he?
Tom henüz başının belada olduğunu fark etmiyor.Tom doesn't yet realize he's in trouble.
Onların başı belada.They're in trouble.
Konuşma tarzın bir gün senin başını belaya sokacak.The way you talk is going to get you in trouble someday.
Bu benim başımı belaya sokmayacak.That's not going to get me in trouble.
Şimdi başım belada.Now I'm in trouble.
Mary Tom'un başının belada olduğunu düşündü.Mary thought Tom was in trouble.
Tom'un başı tekrar belada gibi görünüyor.It sounds like Tom is in trouble again.
Tom'un başı beladaysa Mary bilir.If Tom were in trouble, Mary would know.
Daha önce başım beladaydı.I've been in trouble before.
Başım belada değil.I'm not in trouble.
Ben zaten beladayım.I'm already in trouble.
Bunu sana anlattığım için muhtemelen başım belaya girecek ama umurumda değil.I'll probably get in trouble for telling you this, but I don't care.
Bunu yaparsam başım belaya girer.I'll get in trouble if I do that.
Hiç kimsenin başını belaya sokmayacağım.I won't get anyone in trouble.
Tom ve Mary'nin başının belada olduğunu düşünüyorum.I think that Tom and Mary are in trouble.
Başımın belada olduğunu düşünüyorum.I think I'm in trouble.
Tom'un neden başı belada olduğunu biliyorum.I know why Tom is in trouble.
Şimdi başımın belada olduğunu biliyorum.I know I'm in trouble now.
Bu başımız belada demek mi?Does that mean we're in trouble?
Bu, başımın belada olduğu anlamına mı geliyor?Does that mean I'm in trouble?
Başın belada mı?Did you get in trouble?
Benden dolayı başın belaya girecek mi?Are you going to get in trouble because of me?
Başım belada mı?Am I in trouble?
Belki de o kadar sık TV izlemiyorsun.Maybe you don't watch TV that often?
Bugün önceden belirlenmiş toplantımın günü.Today is the day of my predestined meeting.
Bir tarih belirleyelim.Let's set a date.
Belki Tom bir şey saklıyordu.Maybe Tom was hiding something.
Bela istemiyorum.I don't want trouble.
Belki biri onu istiyor.Maybe somebody wants that.
Belki bilmek istemiyorum.Maybe I don't want to know.
Tom belli ki bunu istemiyor.Tom obviously doesn't want it.