Beklentiler düşüktü.Expectations were low.
Pek çok beklenti var.There's a lot of anticipation.
İnsanların gerçekçi beklentileri olmalı.People should have realistic expectations.
İnsanların yaşam beklentisi, her yıl büyüyor.People's life expectancy grows every year.
Beklentilerine göre yaşayamadığım için üzgünüm.I'm sorry that I couldn't live up to your expectations.
Biz beklentilerimizi düşürmeyeceğiz.We won't lower our expectations.
Tom beklentilerin üzerine çıktı.Tom has surpassed expectations.
Beklentileri karşılanmadığından hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that his expectations were not met.
Son veri beklentilerin tersine neden oldu.The recent data has caused a reversal of expectations.
Tom'un çok yüksek beklentileri var.Tom has very high expectations.
Biz beklentilere göre yaşamadık.We haven't lived up to expectations.
Umarım beklentilerinize göre yaşayabiliriz.I hope we can live up to your expectations.
Onların oldukça gerçekçi beklentileri vardı.They had pretty realistic expectations.
Katılım oranı beklentilerimizi aştı.The turnout exceeded our expectations.
Beklentilerimin ötesinde başarılı oldum.I succeeded beyond my expectations.
Katılımcı sayısı, beklentileri aştı.The turnout exceeded expectations.
Katılım, beklentileri aştı.The turnout exceeded expectations.
Beklentiler hakkında konuştuk.We've talked about expectations.
Tom beklentilerimi aştı.Tom has exceeded my expectations.
Beklentilerimiz aşılıyor.It's exceeded our expectations.
Herhangi bir beklentim yoktu.I didn't have any expectations.
Beklentiler karşılanmıyor.Expectations aren't being met.
Tom'un beklentileri açık.Tom's expectations are clear.
Yüksek beklentilerimiz var.We have lofty expectations.
Beklentilerimiz yüksek.Our expectations are high.
Beklentileriniz nelerdi?What were your expectations?
Beklentilerin ne olduğunu biliyorum.I know what the expectations are.
Leyla'nın, çocuklarından yüksek beklentileri vardı.Layla had high expectations of her children.
Tom beklentilerinizin ne olduğunu biliyor mu?Does Tom know what your expectations are?
Tom'un beklentilerinin ne olduğunu biliyor musun?Do you know what Tom's expectations are?
Korku, kötülük beklentisinden kaynaklanan acıdır.Fear is pain arising from the anticipation of evil.
Bu yemek asla beklentiyi karşılamaz.This meal never cut the mustard.
Bu işte beklentileri karşılayamayacağını tahmin etmiştim.I forecasted that you couldn't cut the mustard in this job.
İnsanların beklentilerini boşa çıkarmak istemedim.I didn't want to let people down.
Beklenti negatifti.The outlook was negative.
Bu konser beklentilerimin üstündeydi.This concert exceeded my expectations.
Sonuç beklentilerimi aştı.The result exceeded my expectations.
Buna karşın, herkesin bir rol model olduğu bir televizyon beklentisinden fazlasıyla sakınırım.Besides, I'm very wary of television where everybody is supposed to be a role model.
Çoğu fabrika çıkışlı araç ortalama bir sürücünün beklentileri ve koşulları için üretilirler.Most vehicles stay the factory set up for an average driver's expectations and conditions.
Geleceğiyle ilgili beklentiler artmaya başladı.Expectations about his future began to increase.
Geleceğe ait bir inanç olan beklenti, gerçekçi olabilir veya olmayabilir.An expectation, which is a belief that is centered on the future, may or may not be realistic.
YGB genellikle yaşam süresi beklentisini etkilemez.IIH does not normally affect life expectancy.
Yaşam beklentisi erkek ve kadınlar için de federasyonun ortalaması ile aynıdır.Life expectancy for both men and women is at the average for the Federation as a whole.
Örneğin, Japonya'da Malaviye göre 36 yaş daha fazla ortalama yaşam beklentisi vardır.For example, Japan has an average life expectancy that is 36 years greater than that in Malawi.
Madonna bir kez daha beklentileri boşa çıkarmadı.Madonna once again confounds our expectations.
Şu anki sınırlar astrofiziksel kaynakların beklentilerine yaklaşmaktadır.Current bounds are approaching those expected for astrophysical sources.
Ancak çoğu kimseye göre, umutsuzluk, zaten o beklentinin önündeki en büyük engellerden biridir.In fact, most of them were exclaves of Moravia, but in one case its foreland.
Otosansür ayrıca, özellikle pazarın beklentilerine uyum için oluşabilir.Self-censorship can also occur in order to conform to the expectations of the market.
İkili tanışır tanışmaz benzer müzik zevki ve beklentilere sahip olduklarını keşfetti.Upon getting to know each other, they discovered that they had similar musical tastes and ideas.
Sistem testi uygulama geliştirimi beklentilerinin karşılandığından emin olur.System Test ensures that expectations from application developed are met.
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.I'm trying to give something beyond the expectations in my concerts.
Güç uygulamaları için yaşam beklentisi de döngüleri mevcut yük veya sayı ile sınırlı olabilir.Life expectancy for power applications may be also limited by current load or number of cycles.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.I didn't want to live.
Olasılığı en yüksek tahmin edilen şeye (ve bunun yarattığı duyguya) beklenti denir.They expect it; they create it.
Tatyana'nin beklentilerine rağmen Onegin bu mektuba yanıt göndermez.Contrary to her expectations, Onegin does not write back.
Gerçekleşmeyen beklenti ve umutlarla hüznün, acının ortaya çıkışını yaşıyoruz.We have become dissatisfied with hope and fear as a way of life.
Halkın büyük beklentisi var.They have high expectations.
Altmış yıldan daha fazla bir süre sevenlerinin beklentilerini sağladı.He outlived Scott's prediction for him by more than sixty years.
Einstein yarattığı çözüm için "en uç beklentilerimin ötesinde" açıklamasını yapmıştır."Einstein referred to his resolution as "beyond my wildest expectations."
Stalin, burada da ikinci bir Stalingrad beklentisi içindeydi.Stalin was promised a second Stalingrad, and he expected it.