Annesi bunun için oğlundan bir intikam almak için beklemeye koyuldu.Njen namen pri tem je bil, da bi postal nekoč maščevalec njene matere.
Belediye Başkanı Komitesi, şehir dışındaki kişilere dönmek için bir hafta veya 10 gün beklemelerini istedi.Vodja sodelavca povabi na letni razgovor ustno teden ali dva pred načrtovanim terminom.
Din adamlarının hiçbir ödeme beklemeden kiliselerine dönüp hizmet etmelerini istemiştir.Zopet drugi so zahtevali vrnitev v Cerkev brez vsake pokore.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Jam tiesiog reikėjo "laiko pabūt su savim".
Yeniden ulusal takıma seçilmek için 2005 yılına kadar beklemesi gerekecekti.Nuo 2005 metų vėl treniruoja šalies rinktinę.
Bu nedenle bekleme listeleri zaman geçtikçe uzamaktadır.Tad akies kampučius laikas nuo laiko reikia pavalyti.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Už šiuos nusikaltimus buvo nuteistas mirties bausme sušaudant.
Avusturya ordusu hiç beklemediği bir yenilgi almıştı.Austrijos kariuomenė nebepersekiojo besitraukiančio priešo.
Çatıda bir Ağlayan Meleğin gizlendiği Özgürlük Heykeli onları beklemektedir.Prie tako į koplyčią pastatyta verkiančio angelo statula.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Man visad reikėjo pabusti ir pasirodyti“.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Šiuo metu yra išleisti visi planuoti keturi tomai.
Birden hiç beklemedikleri bir şekilde İl Commandatore'nin taştan heykeli oraya gelir.Stebuklingai išlikusio neapiplėšto kapo įkapių plėšikai vis tik nepasigailėjo.
Beklemekten başka çare yoktu.Nebuvo kitos išeities, kaip laukti.
Daha fazla beklememeni öneriyorum.Aš siūlau tau daugiau nelaukt.
Pilotların Kaunas'a uçuşu bitirmeden önce sabah inip beklemeye karar vermiş olmaları olası.Gali būti, kad lakūnai nutarė nusileisti ir palaukti ryto prieš baigdami skrydį į Kauną.
Ama Emin'e kesin cevap verebilmek için bir müddet beklemesi bildirdi.Anni mõtles hetkeks, enne kui vastas.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Kuigi nende taustad ja iseloomud olid väga erinevad, olid nende poliitilised vaated sarnased.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Oodata rahulikult kuni vaenlane end ära kurnab.
Karışım iki-üç günlüğüne beklemeye bırakılır.Segu lastakse 2…3 päeva seista.
Kazadan kurtulan Kaptan Hansson derhal hapse atılır ve mahkemeyi beklemeye başlar.Kapten Söfring Hanson, kes oli laevahuku üle elanud, heideti kohe vangikongi kohut ootama.
Bazıları derhal orada can verdi ve bazıları ise müthiş bir açlık ve susuzluk içerisinde beklemeye koyuldu.Küla jäi peagi tühjaks, paljud algul ellu jäänud surid haavadesse ja nälga.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Mis meisse puutub, siis meie lihtsalt ootame,".
Asıl tehlike Phaethon’u ileride beklemektedir.Kaali kraatriväljal Phaethonit otsimas.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.India taapiril on väga vilets nägemine.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Selle ajaga paikneb ta kõigi aegade edetabelis neljandal kohal.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Pole mingit võimalust ellu jääda.
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.Jäänud talli ukse taha valvama.
Sahip olmak yıllarca beklemeyi gerektirirdi.Selle rajamine võttis aastaid aega.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Sügis tõi aga endaga kaasa üllatuse.
2001 itibariyle, kendinden elektriksel olarak iletken organik bir polimer keşfedilmeyi beklemektedir.2001. aastal kiitis ta heaks terroristide vastu sõjalist jõudu kasutada lubanud seaduseeelnõu.
Annesi bunun için oğlundan bir intikam almak için beklemeye koyuldu.Nüüd oli tema poja eest kätte makstud.
Ayrıca, altıncı bir tür de resmen tanımlanmayı beklemektedir.Ka esiteks, teiseks, kuuendaks on määrsõnad, kujutades endast leksikaliseerunud saava käände vorme.
Ne zaman normal, ne zaman anormal olacağını beklemeye başlar.Algul nähakse ka seal, kus hiljem nähakse anomaaliat, ainult oodatavat ja tavalist.
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--10 sekund jest potrzebne, bo właściwie...
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--10 השניות הן למעשה בגלל שאנחנו --
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--A 10 másodperc arra kell, mert -
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--Cele 10 secunde sunt din cauza ca noi --
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--Die zehn Sekunden entstehen eigentlich, weil wir --
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--Los 10 segundos son porque nosotros...
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--Pourquoi 10 secondes ?
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--아마 여러분이 집에서 TV를 볼 때
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--Эти 10 секунд - это, собственно...
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--حيث أن ال10ثوان في الحقيقة بسبب أننا
10 saniye beklememiz gerekiyor çünkü--コードを使ってテレビを点けようとしたことがある人が
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.일렬로 서서 25분, 1시간을 기다려야 하니까요.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Bạn phải đứng sắp hàng từ 25 phút đến một giờ.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Hay que estar en la fila de 25 minutos a una hora.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Man muss 25 Minuten bis zu einer Stunde darauf warten.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Si deve aspettare in fila da 25 minuti a un'ora.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Trebuie să stai la coadă între 25 de minute și o oră.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Trzeba stać w kolejce od 25 minut do godziny.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Vous devez faire la queue entre 25 minutes et une heure.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.Трябва да стоите на опашка 25 минути до един час.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.אתם חייבים לעמוד בתור 25 דקות עד שעה.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.أنت تقف في صف لمدة 25 دقيقة إلى ساعة.
1 saat için sırada 25 dakika beklemen gerekiyor.私は3限目に行って
228'i beklemede.228 är pågående.
228'i beklemede.228 đơn đang chờ kết quả.
228'i beklemede.228 están en trámite.
228'i beklemede.나머지 228개는 현재 심사 중입니다.