Ana içeriğe geç
Sözlük

bekleme ile cümle

bekleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2. Sahne: Kalenin yanındaki park girişinde bir çeşme kenarında Lucia, Edgardo'yu beklemektedir.Σκηνή 2: Δίπλα σε συντριβάνι στην είσοδο του πάρκου, κοντά στο κάστρο Η Λουτσία περιμένει τον Εντγκάρντο.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Τις ξεφύλλησαν με αγωνία.
ABD onayı beklemekte.)Ο πλουσιότερος ζητιάνεψε.).
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Η στιγμή αυτή δεν έφθασε ακόμη και μπορεί να καθυστερήση ακόμη μερικές ημέρες".
Hiç beklemediğiniz bir anda sizi kendisine çeker.Χτύπα τον, όταν δεν σε περιμένει.
Ancak Almanlar hiç beklemedik bir güçle karşılaştı.Οι μεγάλες οχυρώσεις που ανέμεναν να δούνε οι γερμανοί ήταν ανύπαρκτες.
Bir ölüm söz konusu olduğunda, ceset yakılmadan önce 48 saatlik bir bekleme süresi vardır.Αν εμφανιστεί κάψιμο ή φαγούρα πριν τις 48 ώρες το επίθεμα αφαιρείται.
Bazı subayları Gratianus'u beklemesini önerdiyse de diğerleri Valens'i hemen saldırmaya ikna ettiler.Άλλοι έλεγαν να περιμένουν τις ενισχύσεις υπό τον Γρατιανό και άλλοι να επιτεθούν αμέσως κατά των Γότθων.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Στη συνέχεια λαβαίνει χώρα μια ακόμα ενδιαφέρουσα μεταβολή.
Trenler arası yaklaşık bekleme süresi 80 saniyedir.Η διαδρομή διαρκεί περίπου 80λεπτά.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Παράλληλα, η έρευνα του πράκτορα Ballard παίρνει μία άσχημη τροπή.
Edna çok üzülür ama yine de onu beklemeye devam eder.Η Άνα συγκλονίζεται και απο τότε τον βλέπει παντού.
Etik, ‘‘Ortada bir problem varsa kendin çöz, başkasından bekleme’’ olarak özetlenebilir.Αυτό συνοψίζεται ως εξής: «Τίποτα δεν μπορεί να σου σταθεί εμπόδιο, παρά ο ίδιος σου ο εαυτός».
Bekleme salonundayım.Είμαι στην αίθουσα αναμονής.
Herkesin sizinle aynı fikirde olmasını beklemeyin.Μην περιμένετε απ' όλους να συμφωνήσουν μαζί σας.
Otuz dakikadan fazla beklemeyi planlamıyorum.Δε σχεδιάζω να περιμένω για περισσότερο από τριάντα λεπτά.
Yüksek sezonda (özellikle Temmuz) bekleme zamanı beş saatin üzerinde olabilir.I højsæsonen (navnlig i juli) kan ventetiden være op til fem timer.
Çömelmeli ve şanslarını beklemelidirler.Man bør bare krybe sammen og vente på heldet.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Fra og med fjerde bog præsenteres egne bidrag.
Asla oturup, şimdi ne olacak diye beklemez ve kendine göre isteklerde bulunur.Vi er aldrig her og nu, når vi tænker.
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.Franskmændene blev inviteret til at stoppe det.
Bourbon bu varillerde en az iki yıl beklemek zorundadır.Straight Bourbon skal være lagret i minimum 2 år.
Ancak Macellan bu maceradan sonra yeniden yola koyulmadan önce birkaç hafta beklemeyi tercih etti.Magellan valgte at vente lidt, inden ekspeditionen rejste ud.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Jeg tror, ​​de vil være et par i lang tid. "
Ayrıca akşamki aile yemeğini beklemektedir.Udover selve konkurrencen afholdes også en festmiddag om aftenen.
Yaşlı keşiş dedektiflere beklemelerini ve genç adamın görevini tamamlamasını gerektiğini söyler.Seniorchefen hylder det princip, at alt kan vente, og den unge Hr.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Så det ærlige svar er, at I må vente og se."
İki kadın istediklerini beklemeye koyulurlar.Nogle gange tilføjes det, at de to kvinder skal være navngivet.
Erişim tarihi: 28 Şubat 2013. ^ "Erdoğan: Olayın aydınlatılmasını beklemek lazım".Video på Danmarks Radios hjemmeside 27. august 2013. »Det handler om at stoppe en massakre«.
Kaldırılabilen maksimum ağırlığa veya bekleme süresine göre puanlama yapılır.Forøget maksimal startvægt, som kan udnyttes til længere rækkevidde eller mere fragt.
Beklemekten hoşlanmam.Jeg kan ikke lide at vente.
Beklemek istemiyorum.Jeg vil ikke vente.
2. Sahne: Şatonun dışında Bir grup katil pusuda beklemektedir.Scene 2: Utenfor slottet En gjeng med leiemordere ligger og venter.
Bu kişiler cennete (Paradiso) girmeden önce Araf'ta beklemektedirler.Hen Gjestgiveri (tidligere Hen jernbanehotell) er et gjestgiveri på Hen i Ringerike.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.Sesongen avsluttes med Rachel venter på flyplassen for Ross sin tilbakekomst fra en tur.
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Ellen reiser dit i håp om å få ektemannen tilbake.
Octavian ve Livia 17 Ocak'ta geleneksel evlilik öncesi bekleme döneminden feragat ederek evlendiler.Octavianus giftet seg med henne den 17. januar, frafalt den tradisjonelle venteperioden.
Hangi döneme ait olduğu henüz tarihlendirilemeyen höyük, tarihçilerin araştırmasını beklemektedir.Hvilke av de egenskaper som du ikke kjenner, vil du forutsette når du undersøker?
Avusturyalılar müttefiklerini beklemeye koyuldu.Uheldigvis tok østerrikerne avgjørelsen for dem.
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Rose drar til Clives hus og Micker venter i bilen mens hun går inn.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Fra og med fjerde bok presenteres egne bidrag.
Lesacut tekrar geri gelir ve hiç beklemeden ayrılmalarını işaret eder.Den har bare tatt en pause og lover å komme tilbake når vi minst venter det.
Ancak Macellan bu maceradan sonra yeniden yola koyulmadan önce birkaç hafta beklemeyi tercih etti.Magellan valgte da å vente enda en stund før ekspedisjonen la ut igjen.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Til tross for forskjellige interesser og politiske ståsted, blir de igjen tiltrukket av hverandre.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.Deres sønner var Angantyr og Heidrek.
Zincirlerle bağlanmış yedi azgın köpeği Ak Denizin ötesinde kıyamet gününü beklemektedir.De syv dødssyndene har fått gode anmeldelser og har oppnådd femmere, blant annet i Aftenposten.
Beklemeye tahammülleri yoktur.Men han klarer bare ikke å vente.
Bu anlamda çoklu aşkı seçenler henüz yolun çok başındadır ve uzun bir mücadele süreci onları beklemektedir.Vi er foreløpig bare på begynnelsen av vår vei, en lang vei til en langvarig, fredfull periode.»
Edna çok üzülür ama yine de onu beklemeye devam eder.Annie venter fortsatt på ham, selv om alt håp ser ut til å være ute.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".«Om å se seg både fram og tilbake».
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Men det har lenge vore lite blant folk'.»
Octavian ve Livia 17 Ocak'ta geleneksel evlilik öncesi bekleme döneminden feragat ederek evlendiler.Augustus dan Livia menikah pada tanggal 17 Januari, mengabaikan waktu tunggu tradisional.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.Musim berakhir dengan Rachel menunggu di bandara untuk kedatangan Ross dari perjalanan .
İki kadın istediklerini beklemeye koyulurlar.Mereka berdua disuruh menungguinya.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Dan jawaban yang sejujurnya adalah Anda harus menunggu dan melihat."
Bunun için bir sonraki sezonu beklemek gerekecekti.Anda mesti menunggu waktu di musim berikutnya.
Beklemeye tahammülleri yoktur.Saya bahkan tak perlu menunggu.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Duduk diam menunggu mangsa dengan tenang.
Hiç beklemediğiniz bir anda sizi kendisine çeker.Karena engkau tidak akan memperolehnya kecuali dengan mencarinya.
Bu kişiler cennete (Paradiso) girmeden önce Araf'ta beklemektedirler.Mereka kemudian berbaur dengan masyarakat sekitar yang telah lebih dahulu mendiami kawasan tersebut.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod