Bekleme salonundayım.Sunt în sala de așteptare.
Beklemekten hoşlanmam.Nu îmi place să aștept.
Prens hıç beklemeden doğru yanıt verir: "Umut".A herceg helyesen válaszol: „A REMÉNYSÉG”.
Bekleme süresi tek SIM için 29 gün ve çift SIM için 21 gündür.A készenléti idő 29 nap az egyszeres SIM-kártyán és 21 nap a dual-SIM számára.
Şu an için hala beklemekte.Őt várja most is.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Próbára tettük mindenki türelmét.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Csak várjanak és meglátják.”
Ben daha çocuktum, o yüzden arabada oturup beklemem gerekiyordu.Én még gyerek voltam, ezért az autóban kellett maradnom, amíg apám és nagyapám kiszálltak.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.A nagy felfedezésre azonban még várnia kellett.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Visszatérünk, de csak egy kis idő múlva."
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Az első nap óta csak csodálkozom.
Desmond oraya gitmek için çok isteklidir fakat Charlie sabahı beklemelerini önerir.Desmond belelkesül, és meg akarja keresni a pilótát, de Charlie ráveszi, hogy várják meg a reggelt.
Ta ki, beklemediği bir anda acımasız bir davranışa maruz kalana kadar.De ő is csak addig, amíg szörnyű látványra nem ébred!
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.A 19. századig kellett várni, hogy feltűnjön értéke.
Kutlama devam ederken Emily taksi beklemek için dışarı çıkar.Mivel Margaret autja nem indul, taxival megy el a találkozóra.
Çömelmeli ve şanslarını beklemelidirler.Megszöknek és együtt próbálnak szerencsét.
İki kadın istediklerini beklemeye koyulurlar.A két nő tervei megvalósulnak.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.A negyedik részt jelenleg fontolgatják még a készítők.
Sahip olmak yıllarca beklemeyi gerektirirdi.Elkészítése hosszú évekig tartott.
Biraz bulanık olan görüntünün oluşması için 8 saat beklemek gerekiyordu.Egy kép továbbításához 8 órára volt szükség.
Babasına beklemesini söyleyip onun yanına gider.Várja, hogy bátyja megérkezzen.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Közben Natasa a szeretőjéhez megy.
Daha sık ve devamlı yetenek kullanmak için bekleme süresinde azalma çıkılır.Az értelmi képességek lassú, folyamatos hanyatlása.
Sonunda beklemekten yorulup yatağa giriyor.Egy alkalommal a keresésben elfáradva lepihennek.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.De itt még több meglepetés vár rájuk.
Beklemeye tahammülleri yoktur.Nem szabad megvárakoztatni.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.A rendőrség természetesen még mindig keresi.
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.Montfort közbelép és megparancsolja az esküvői szertartás megkezdését.
Bağrına taş basıp beklemeye başlamış.Leültem egy sarokba és várakoztam.
Kimseler beklemezken Beni beklediğini. ^Kunpa joku odottaisi minua jossakin.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Tästä seuraa omat mielenkiintoiset tilanteensa.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Minä pyydän vain hetkeä".
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Perillä odottaa monenlaista yllättää.
Bu sunucuların eski durumlarına dönmeleri için çekirdek sunucuların çökmesini beklemeleri gerekir.Meidän on ylitettävä nämä muinaiset kirjoitukset, mikäli haluamme edistyä.
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.Miehet telkesivät oven takanaan.
Edna çok üzülür ama yine de onu beklemeye devam eder.Lasse ahdistuu, mutta päättää silti jäädä.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Neljännessä luokassa saa tehdä jo koko ohjelman itse.
Bu istekleri uzun bir bekleme süresinden sonra reddedildi.Syytteet hylättiin, koska tapahtumista oli kulunut jo pitkä aika.
Hapishanede Cavaradossi idamını beklemektedir.Cavaradossi vangitaan.
Maddesi boşanma sonrası bekleme süresi ile ilgili hükmü içermektedir.Tukiaisen vuoro jättää avioerohakemus Iltalehti.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Rikoksentekijä tuomitaan teoistaan rangaistukseen.
Ve Jacki içeri alarak Franke dışarıda beklemesi gerektiğini söyler.Kun pääsimme paikalle, käskin Gracen odottaa ulkona.
Şu anda sezon biletleri için bekleme listesinde 14,000 kişi var.Samalla tehtiin stadionin yleisöennätys 14 000 katsojaa.
Carlo Anjulu hiç beklemeden Macaristan Kralı IV. Bela'nın kızı olan Margaret'le evlenmeye talip oldu.Välittömästi Kaarle halusi avioitua Unkarin kuninkaan Béla IV:n tyttären Margaretin kanssa.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Hänet palkittiin seuraavana vuonna kreivin arvolla.
Görevli adam bir süre sonra dönüp dışarıda kimse beklemediğini söyledi.Paikalle saapui lääkäri, joka totesi, että aikaa ei ole paljoakaan jäljellä.
Genç kız birkaç yıl önce tanıştığı fakat bir yıldır haber alamadığı sevgilisini beklemektedir.Junpein lapsuudenystävä, jota hän ei ole nähnyt pitkään aikaan.
Ülkede vatandaşlar çok düşük miktarlarda tüm sağlık hizmetlerinden sıra beklemeksizin yararlanabilmektedir.Potilailla on oikeus käyttää kaikissa elämänvaiheissaan myös kunnallisen terveysaseman edullisia palveluita.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Vaikka he tuntuivat olevan toistensa täysiä vastakohtia, he kuitenkin sopivat hyvin yhteen.
Bekleme süresi çok uzadıysa istasyon tekrar aranabilir.)Jos taas etsintä on jo käynyt aiemmin tässä risteyksessä, etsintä voi palata takaisin tuloreittiä.
SpaceX, güç verilerek yapılan iniş denemelerinin ilk birkaçında başarı beklemediklerini açıkça belirtmişti.SpaceX ei tosin ollut varma oliko rakettivaiheen laskuvarjo auennut onnistuneesti.
Burada Prenses ve Cégeste onları beklemektedir.Perhe ja seurakunta alkavat karttaa häntä.
Bütün yapabileceğimiz polislerin gelmesini beklemektir.Emme voi tehdä muuta kuin odottaa poliisia.
Çok fazla bekleme.Älä odota liian pitkään.
Tom bekleme odasında yalnız oturuyor.Tom istuu yksin odotushuoneessa.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Όλοι υπομονετικά περιμένουν την σειρά τους.
Octavian ve Livia 17 Ocak'ta geleneksel evlilik öncesi bekleme döneminden feragat ederek evlendiler.Ο Οκταβιανός και η Λιβία παντρεύτηκαν στις 17 Ιανουαρίου, προσπερνώντας την παραδοσιακή περίοδο αναμονής.
Yüksek sezonda (özellikle Temmuz) bekleme zamanı beş saatin üzerinde olabilir.Για παράδειγμα μπορεί να αποφασίσω (δηλαδή να έχω τη βούληση) σε πέντε λεπτά να σηκωθώ.
Şu an için hala beklemekte.Ήτο πλέον εσπέρα.
Daha kişisel olan diğer şey ise akranlarından onay beklemendir.Ο άλλος, πιο προσωπικός, είναι ότι επιζητείς την επιδοκιμασία των συναδέλφων σου.