Ana içeriğe geç
Sözlük

bekleme ile cümle

bekleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Lütfen ona beklemesini söyle.Vraag hem alstublieft om te wachten.
Birkaç dakika beklemenizin bir sakıncası var mı?Zou u even kunnen wachten?
Tüm yapabileceğin beklemektir.Het enige wat je doen kan, is afwachten.
Tüm yapabileceğin beklemek.Het enige wat je doen kan, is afwachten.
Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom wil niet zo lang wachten.
Onu beklemenin hiç anlamı yok.Het heeft geen zin op hem te wachten.
Tom ve Mary beklemek istemediler.Tom en Mary wilden niet wachten.
Diğerlerini beklemek zorunda mıyız?Moeten we op de anderen wachten?
Otobüsü uzun süre beklemek zorunda kaldık.We moesten lang op de bus wachten.
Tom beklemek zorunda kalabilir.Tom zal misschien wel moeten wachten.
Tom'un beklemesi gerekebilir.Tom zal misschien wel moeten wachten.
WMATA 2030'da günlük ortalama bir milyon yolcu olacağını beklemektedir.WMATA przewiduje, że w 2030 z metra korzystać będzie przeciętnie milion pasażerów dziennie.
Ancak treni beklemekteyken uyuyakalır.Niestety, zasypia, oczekując na pociąg.
Ancak beklemek de uygundur.Pozostaje im tylko czekać na plan, który powiedzie się na pewno.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Trzeba go było wiązać aż do uspokojenia.
Beklemeli, ummalı!Kocham, czekam.
Cohen, 13 Ocak 2008'de hayranlarının uzun süredir beklemekte olduğu dünya turunu başlatacağını açıkladı.13 stycznia 2008 roku Leonard Cohen zapowiedział swoją pierwszą od 15 lat trasę koncertową.
Burada Prenses ve Cégeste onları beklemektedir.Rodzina i goście czekają przed Urzędem Stanu Cywilnego.
Sağ kanatta Lord Byron2600 süvari ve 500 tüfekli piyade ile beklemektedir.Prawe skrzydło dowodzone przez Lorda Byrona, liczyło 2,6 tys. jazdy i 500 muszkieterów.
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.Francuzi byli gotowi.
Fakat Eurybiades, bir süre daha beklemekten yanaydı.Moje oczekiwania względem Jagiellonii były takie, że będę tu pracował długo.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Jeśli nie, to trudno mieć gwarancję, jak długo będziesz żył."
Aş!" 2. Sahne Lisa şüpheler içinde Herman'ı beklemektedir.Scena 2 Liza, ogarnięta wątpliwościami, czeka na Hermana na bulwarze.
Ankara onlardan yardım beklemektedir.Angelo postanawia jej pomóc.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Po prostu gramy, aż w końcu coś zaskoczy.
Evdeki herkes babalarından haber beklemektedir.Wszyscy byli uczeni przez rodziców w domu.
Bunun için bir sonraki sezonu beklemek gerekecekti.Na następny występ musiał czekać aż sezon.
Şu an için hala beklemekte.Jednak on czekał na swoją chwilę.
28.Bölük Hurtgen Ormanında bir saldırıya katılmayı beklemektedir.28 Dywizja była przeznaczona do ataku w lesie Hürtgen.
Görevli adam bir süre sonra dönüp dışarıda kimse beklemediğini söyledi.Oficer podszedł do mnie i powiedział, abym nie płakała.
Clubber beklemediği yumruklar alır heyecanlı geçen maç 3. round'da Clubber'ın devrilmesiyle son bulur.Clubber, zaskoczony nowym stylem walki Rocky’ego, przegrywa w trzeciej rundzie.
Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.W momencie zniszczenia w obiekcie znajdowało się siedem ołtarzy.
Bu istekleri uzun bir bekleme süresinden sonra reddedildi.Zwolnienie z obowiązków uzyskał dopiero po długich prośbach.
Akşam olmuştur, evin dışında birkaç pelerinli adam beklemektedir.Mimo wszystko, o umówionej godzinie w domu zjawia się kilkoro mieszkańców miasteczka.
Oradan evine gelir ve annesine yolunu beklememesini söyler.Poprosił on więc żonę, by nie opuszczała ona domu matki i czekała na jego powrót.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Czeka go miła niespodzianka.
Surena bu saldırının bitmesini beklemeden katafraktların saldırıya geçmelerini emretmiştir.Tanabe zaplanował przed atakiem zachowanie po jego zakończeniu.
Kaçış takımı Michael'ın delikten çıkmasını beklemektedir.W późniejszym czasie dowiaduje się, iż ekipa Michaela ucieka.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Jag tror att det är viktigt att inte ge sig förrän man är riktigt nöjd.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Trots att de var bittra motståndare politiskt, stod de varandra mycket nära.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Tålamodet allt besegrar.
Şu an için hala beklemekte.Hon väntar för närvarande på förfogande.
Karşılaşma esnasında oyuncu ölürse bir sonraki rauntu beklemelidir.När man dör måste man vänta till nästa rond för att spela igen.
Ancak embryo sadece 100 hücreden oluşan bir büyüklüğe ulaşıp beklemeye başlar.Embryot ökar bara till cirka 100 celler och vilar sedan.
Buna göre düşmana beklemediği sırada kütlesel olarak saldırılıyordu.Där väntade man tills fienden gick till attack.
Hiç beklemeğe tahammül göstermiyorsunuz.Förlåt mig, jag orkade inte uthärda.
Herhangi bir tecrübesi yokken doğaüstü varlıklarla savaşmak hiç beklemediği bir şeydir.1, Ett liv utan superkrafter är väl inte värt att leva?
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Han skall bara vänta och se.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Och han skall döma alla efter deras gärningar.
Sahip olmak yıllarca beklemeyi gerektirirdi.Deras överlägsenhet varade i flera år.
Bunun için bir sonraki sezonu beklemek gerekecekti.Han förväntades därefter missa större delen av den innevarande säsongen.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Och när de till slut når sitt mål väntar en obehaglig överraskning.
Bütün sakinler o günü sessizce beklemektedir.Under dagen håller den sig i stillhet.
O zaman hiç beklemeye gerek yok.I så fall finns det inget behov av att vänta.
Onların hazır olmasını beklemeyeceğiz, ya da bizim hazır olmamızı.Ми б не бажали, щоб вони постраждали з-за нас або щоб ви постраждали з-за нас.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Я вирішила зачекати, доки не буду в тривалих стосунках.
SpaceX açıkça ilk birkaç 'güç-verilen iniş' testinde başarılı geri getirme beklemediklerini belirtmiştir.У SpaceX не очікують успішного відновлення першого ступеня після перших декількох тестових запусків.
Şu an için hala beklemekte.Він і зберігається дотепер.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.Поліція вже чекає її на виході.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Лола шукає подругу.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod