Ana içeriğe geç
Sözlük

bekleme ile cümle

bekleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu istekleri uzun bir bekleme süresinden sonra reddedildi.Sua vontade foi atendida depois de muitos adiamentos.
Beklemeli, ummalı!É saber esperar!
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Depois que eles saem, o Conde Orlando entra.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Isso dura até que sejam acordados.
Octavian ve Livia 17 Ocak'ta geleneksel evlilik öncesi bekleme döneminden feragat ederek evlendiler.Augusto e Lívia se casaram três dias depois, dispensando o período de espera tradicional.
Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu.Estas ideias influenciavam Zhang Heng a observar as causas do terremoto.
Osmanlı devleti Rusların bu saldırılarını beklememekte idi.A economia do Irã não demorou para sentir esses ataques.
Sabırlıdırlar ve beklemeyi bilirler.Então, é esperar e ter paciência.
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Ele esperava que mais observações esclarecessem a questão nos meses seguintes.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Elas aguardam ansiosamente por novos episódios.
Kimseler beklemezken Beni beklediğini. ^Eles conversam enquanto esperam alguém chegar.
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Vi que não tinha mais porque permanecer depois daquilo.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".É para ver e esquecer".
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.E Tsunami ainda tem uma agradável surpresa.
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.Uma vez mais, os franceses viram-se forçados a recuar.
Daha sonra bir süre geçici karakol olarak kullanılmış ancak son dönemde terkedilmiş bir halde beklemektedir.Foi utilizado posteriormente como prisão até ao seu abandono definitivo.
Çatıda bir Ağlayan Meleğin gizlendiği Özgürlük Heykeli onları beklemektedir.Um monumento de mármore branco com um anjo chorando adorna seu túmulo.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Sendo inesperada, ela nos surpreenderá.
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.Será necessário aguardar ao século XIX para ver os primeiros efeitos a aparecerem.
Pil ile 15 saat konuşma süresi ve 1 ay bekleme süresi elde edilebiliyor.Bateria para 10 horas de vídeo e 1 mês de standby.
Bir kadın resmi izleyene bakarken diğerleri kendilerine servis yapılmasını beklemektedir.Ando pergunta a uma mulher quando a foto foi tirada.
1997'nin başlangıcında Tonks ile evlenmişlerdi ve bir bebek beklemektedirler.Se casaram em uma cerimônia super-íntima em 1997, e logo Tonks engravidou.
Acele et, öğretmen seni beklemeyecek.Apresse-se, o professor não vai esperar por você.
Ortalama konuşma ve bekleme süresi sırasıyla 7 ve 350 saattir.De gemiddelde spreek- en stand-bytijd zijn 7 en 350 uur respectievelijk.
Aynı zaman, Prenses Eboli Carlos'un kendisini sevebileceğini beklemektedir.Eboli hoopt ondertussen dat Carlos van haar houdt.
Bekleme (defans) pozisyonunda oynamıştır.Zo ontwierp hij een indeling in typen (zie verderop).
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Ik heb meer te doen, ik blijf niet wachten/zo staan.
Maddesi boşanma sonrası bekleme süresi ile ilgili hükmü içermektedir.In een aansluitend proces werd dan geoordeeld over de echtscheiding.
Denize açılıp kesin sonuç aramak yerine beklemeyi tercih etmiştir.Zagen zij hem niet, dan wachtten de zeelieden liever op hem dan hun schip te riskeren.
Burada Prenses ve Cégeste onları beklemektedir.Hier staan tevens familie en vrienden op hen te wachten.
Hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır.Hij verwacht iets van je dat niet deugt.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Maar een volgend avontuur staat alweer op hem te wachten.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Hij besloot “voorlopig slechts kleine verder te maken”.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Barbicane wacht een onverwachte verrassing.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Daar blijft hij dan tot hij alsnog rust vind.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Je moet vóórzien en fotograferen.'
Bunun için bir sonraki sezonu beklemek gerekecekti.Daar kon men zich de volgende seizoenen handhaven.
Beklemeye tahammülleri yoktur.Wachten op niets.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Hij wordt voor zijn daad ter dood veroordeeld.
Ayrıca akşamki aile yemeğini beklemektedir.De hele familie verheugt zich op het avondeten.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.De producer raadt hem aan om een partner te zoeken.
Çömelmeli ve şanslarını beklemelidirler.Ze hebben mogelijkheden, ze bieden kansen.
Bunun için, ya çok büyük yapılması ya da başında her an birinin beklemesi gerekiyordu.Dit betekent dat men ofwel een zeer intense bundel nodig heeft, ofwel lang moet wachten.
Bazı yıllar gazetelerde de bulunamamıştır ve doldurulmayı beklemektedir.Die nummers waren al enkele jaren eerder geschreven en nooit afgerond en uitgebracht.
Ama bu defa hiç beklemediği şeyler yaşayacaktır.Hopelijk vergeet hij deze keer niet wat hij moet vertellen.
Sonuçta cephedeki kuvvetler savunma hatlarını berkitip karşı tarafın taarruzunu beklemeye koyuldular.De stilte aan het front noopte hen tot wachten.
Uzun süre beklemede akışkan olduğu gözlenmektedir.Zo lijkt het net alsof ze een lange reis achter de rug hebben.
Tahkim alanda savunmada beklemek ve yardım gelmesini beklemek tercih edilir.Zij moeten daar blijven wachten tot de hulptroepen komen, en meevechten.
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.De media ontketende echter een rel waarop Gorbatsjov zijn dreigement niet durfde uit te voeren.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.Zijn ouders waren daar misnoegd over.
Bir ölüm söz konusu olduğunda, ceset yakılmadan önce 48 saatlik bir bekleme süresi vardır.Binnen 48 uur van de ondertekening van dit akkoord dient een staakt-het-vuren van kracht te worden.
Diğer tarafta Kartacalılar Roma Donanması'nın tutumunun ne olacağını görmek için beklemedi.Het Pontische leger probeerde er voor te zorgen dat Romeinen niet de kust van het eiland wisten te bereiken.
Ancak Almanlar hiç beklemedik bir güçle karşılaştı.De Duitsers hadden niet de snelle overwinning behaald waarop ze hadden gehoopt.
Orada sandıklarından çok daha farklı ve seksi bir ortam onları beklemektedir.Het is tussen de meer bruisende hoekdelen een oase van rust en contemplatie.
Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu.Jiang zwoer om het beleid van Deng voort te zetten.
Ancak, oyunculuk kariyerine başlamak için 1957 yılına kadar beklemek zorunda kaldı.Haar filmcarrière duurde tot 1957.
Düşman gemileri görülüyordu, durumu beklemeye başladık.De Duitsers zagen de schepen aankomen en openden het vuur.
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.De Fransen moesten zich terugtrekken.
Beklemeli, ummalı!Afwachten of verwachten?
Umarım çok fazla beklemeyeceğiz.Ik hoop dat we niet al te lang hoeven wachten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod