Ana içeriğe geç
Sözlük

bekleme ile cümle

bekleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şu an için hala beklemekte.Даже сегодня я его жду.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Пожалуйста, подождите, пока мы вам позво́ним.
Napolyon, yeni rejimi kurmaya başlamak için halkoylaması sonuçlarını beklemeyi gerekli görmedi.Наполеон даже не счел нужным дать ответ на этот ультиматум.
Aişe geri döneceklerini umarak konaklama yerinde beklemeye başladı ve oturduğu yerde uyuyakaldı.Посчитав, что всё его приключение ему, наверное, привиделось, он отправляется спать домой.
Trenler arası yaklaşık bekleme süresi 80 saniyedir.Минимальный возможный интервал между поездами составляет 60 секунд.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Хотя оба они были близки по духу друг другу, но всё же их взгляды на жизнь различались.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.А значит, их ждут невероятные приключения!
Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.После отступления черкас их преследовали 10 верст.
Beklemeye tahammülleri yoktur.И они не заставляют себя ждать.
Boşanma Sonrası Yeni Evlilik İçin Bekleme Süresi olarak da bilinmektedir.Кроме того, вместо нового временного брака они могут заключить постоянный брак.
Hala bu yapımın rafta beklemekte olduğunu düşünüyorum.Фабрика, таким образом, находилась на отшибе.
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.Уже в XIII столетии получил право держать рынок.
Sabırlıdırlar ve beklemeyi bilirler.Финны умеют терпеть и умеют ждать.
ABD onayı beklemekte.)В поисках Америки»).
Bu istekleri uzun bir bekleme süresinden sonra reddedildi.«Это было трудно, отклонять предложения после долгого ожидания.
Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu.Сяо Цюнь приходится сказать ей правду.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Первым был вызван граф Арундел.
Bağrına taş basıp beklemeye başlamış.Он стал под дерево и ждёт.
Yeniden ulusal takıma seçilmek için 2005 yılına kadar beklemesi gerekecekti.Вызывался в расположение национальной команды вплоть до 2005 года.
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.وعند التعامل مع لقاءات مباشرة فمن الأفضل أن يبقى صامتا وبلا حراك.
Sabırlıdırlar ve beklemeyi bilirler.بدا عليهم الشك وراحوا ينتظرون .
Diğer tarafta Kartacalılar Roma Donanması'nın tutumunun ne olacağını görmek için beklemedi.في الميناء، لم ينتظر القرطاجيون ان يروا ما يقصده الرومان.
Maddesi boşanma sonrası bekleme süresi ile ilgili hükmü içermektedir.الفصل الأول في حكم تعليق الطلاق.
ETA sahipleri havaalanında varışlarında vize beklemek zorunda değildir.العصافير لا تطلب تأشيرة دخول.
Ancak Macellan bu maceradan sonra yeniden yola koyulmadan önce birkaç hafta beklemeyi tercih etti.فقرر ماجلان بعد هذا الحادث البقاء والانتظار لبضعة أسابيع أخرى قبل استئناف الرحلة مرة أخرى.
Kimseler beklemezken Beni beklediğini. ^طُوبَى لِلَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يَرَوْا) .
Hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır.شيء لم يتوقعه على الإطلاق.
Yeni, beklemede, vs..والتكرارات (while, for, repeat...)
Onları bu yolculukta ilginç olaylar beklemektedir.أحداث مشوقة ترونها ضمن هذه الحلقة .
Bazıları derhal orada can verdi ve bazıları ise müthiş bir açlık ve susuzluk içerisinde beklemeye koyuldu.في ذلك استحكمت حلقات المجاعة على الناس ومات الكثير من الناس من المجاعة وتوابعها.
Babasına beklemesini söyleyip onun yanına gider.يذهب حازوقة إلى أبيه ويخبره بما شاهده.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”قال "إنني أفترض أنه سيستمر لبضعة أسابيع أخرى".
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.يتمّ اثرها على الاتفاق على موعد الزفاف و بهذا تنتهي الخطوبة لتبدأ تحضيرات حفل الزواج.
Romanov ise hala tam olarak bitirilememiş ve yayımlanmamış olarak 2007 itibarıyla beklemektedir.تلقى روشا أداء مشرف تحت لا تسأل، لا تخبر في عام 2007.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.ولكن حين يذهب لمقابلتها، يجد مفاجأة كبيرة في انتظاره...
Yazar George R. R. Martin bloguna "Bilge Adamın Korkusu beklemeye değdi."Game of Thrones Author George R.R. Martin Spills the Secrets of A Dance with Dragons" (باللغة الإنجليزية).
Fakat Hun Kıralı birdenbire beklemedik şekilde ölunce bu çatışma ortaya çıkmamistir.الملك(شو):الان لاتقل اشياء محبطة هكذا بمجرد موتى لايعني ان الحروب ستوقف.
İdam gününü beklemekte.يوم صدور الحكم.
Ali plajda çalışmaktadır ve her yaz aşık olduğu kızın gelmesini beklemektedir.هرع إلى الشرفة كي يراه ثم راح ينتظره يمر كل مساء يعزف تحت شباك فتاة في الحي يحبها.
ABD onayı beklemekte.)وقد أفلست الدولة في عهده].
Bekleme salonundayım.أنا في قاعة الإنتظار.
Bazıları kimseden hediye beklemeden kendisini ödüllendirmeyi sever.البعض يحب أن يكافئ نفسه، وأن لا ينتظر هدية من أحد.
Beklemek ateşten beterdir.الانتظار أشد من النار.
Beklemek ateşten daha yakıcıdır.الانتظار أشد من النار.
Yazar George R. R. Martin bloguna "Bilge Adamın Korkusu beklemeye değdi.O autor George R.R Martin disse que "The Wise Man valeu a pena esperar.
Asansör geri dönerken Doktor, telepatik yolla Bill'e kendisini beklemesini söyler.Logo antes dos elevadores partirem, o Doutor pede telepaticamente para Bill esperar por ele.
Çömelmeli ve şanslarını beklemelidirler.Você tem que aprender e esperar a oportunidade.
Yurda döndüğünde onu bir sürpriz beklemektedir.Chegando em casa ele têm uma surpresa...
Telefon, kullanım kolaylığı, uzun konuşma ve bekleme süresi olan bir batarya ile dikkat çekti.O telefone tem se destacado por sua facilidade de uso, e uma bateria com longa conversação e de espera.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”E vão ter que esperar por um bom tempo".
Şu anda sezon biletleri için bekleme listesinde 14,000 kişi var.Cerca de 86.000 nomes estão na lista de espera de ingressos para a temporada.
Bazıları derhal orada can verdi ve bazıları ise müthiş bir açlık ve susuzluk içerisinde beklemeye koyuldu.Alguns morreram instantaneamente, enquanto que outros foram deixados para morrer de fome e sede.
2. Sahne: Kalenin yanındaki park girişinde bir çeşme kenarında Lucia, Edgardo'yu beklemektedir.Diante de uma fonte, na entrada próxima ao castelo, está Lucia, esperando por Edgardo.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Muitas aventuras os aguardam.
4 Aralık 2013'te, Universal Pictures, yapımın sonraki duyuruya kadar beklemede olacağını duyurdu.Em 4 de dezembro de 2013 a Universal Pictures colocou a produção em espera indefinidamente.
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.As reformas também geraram forças e movimentos, o que não era esperado por Gorbachev.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens voltou para Valparaíso para esperar por representantes do governo Chileno.
Ancak adaya vardıklarında onları bir sürpriz beklemektedir: Ev sahibi ortalarda yoktur.Ao pousarem, os passageiros se deparam com uma terrível surpresa: não há ninguém no aeroporto.
Abyan'a giderek talimat beklemeye başlar.Então, ele continua a pedir a Abby.
Bu metotlar sayesinde kullanıcılar sunucuların yükleme beklemeleri azalmıştır.Com base nisto, os meteorologistas reduziram suas estimativas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod