ABD onayı beklemekte.)Prevedo la perdizione.)
Malzemelerin depoda bekleme süreleri 24 saatten fazladır.Lo stoccaggio non deve superare le ventiquattro ore.
Ali plajda çalışmaktadır ve her yaz aşık olduğu kızın gelmesini beklemektedir.Parla dell'amore del cantante per la spiaggia e del desiderio di ritornare là ogni anno per le vacanze estive.
Karar onaylanmak için kralın onayını beklemektedir.Si presumeva che si sarebbe ottenuta l'autorizzazione del re per la normativa.
Onun yaptığı iyiliğe verebildiği tek karşılıksa, her ay yanıt beklemeden yazdığı mektuplardır.Durante la detenzione il suo pensiero va sempre a lei, cui scrive ogni settimana, senza avere risposta.
Edna çok üzülür ama yine de onu beklemeye devam eder.Sora arriva in ritardo, ma tuttavia Tai sembra molto lieto di vederla.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Sembrava non ci fosse altra soluzione che partire.
Madenlerini yeraltından çıkaracak yiğitleri beklemektedir.Le Miniere servono ad estrarre i minerali dal sottosuolo per portarli in superficie.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Voglio solo aspettare fin quando sarò pronta.
Bir demecinde:"Ben beklemek istiyorum, bir gecelik iş değil bu...«Voglio attendere fin quando non sarà solo un'avventura di una notte...
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.E quale modo migliore del restare inattivi e in pace?
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Bisogna solo aiutarlo e ascoltarlo».
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Ogni giorno è una sorpresa con lui.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens tornò a Valparaíso per attendere i rappresentanti del governo cileno.
Yetkililerce gün yüzüne çıkartılmayı beklemektedir.Alla mia età devo affrontarli faccia a faccia.
Kazadan kurtulan Kaptan Hansson derhal hapse atılır ve mahkemeyi beklemeye başlar.Il comandante Annone finisce sotto processo per la sconfitta e viene condannato a morte.
Tüm yapabildiğimiz sahadaki ekipten gelecek haberleri beklemekti." sözleriyle ifade etmişti.«Ma, miei cari, lo spettacolo deve andare avanti», era il suo unico commento.
Sonunda beklemekten yorulup yatağa giriyor.Infine, esausto, si addormenta per l'ultima volta.
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Jean attende preoccupato il ritorno della madre.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Ma un'ultima avventura li aspetta.
Hatta hiç karşılık beklemeden - çiftleşme amaçlı bile değil - birbirlerine yiyecek veririler.Se non è disponibile cibo in abbondanza (a volte anche se lo è) non esitano a mangiarsi a vicenda.
Beklemekten başka çare yoktu.Не было другого выхода, кроме как ждать.
Babam treni beklememiz konusunda ısrar etti.Мой отец настоял на том, чтобы мы подождали поезда.
Tom Mary'den bir şey beklememektedir.Том ничего не ждёт от Мэри.
Beklemeyi umursamıyorum.Я не против подождать.
Bir süre beklemek umurumda değil.Я не против немного подождать.
Çok beklemek zorunda kalmadım.Мне не пришлось долго ждать.
Sevilmeyi beklemek ne kadar zormuş meğerse.Как трудно, оказывается, ждать любви.
Tom beklemem gerektiğini söyledi.Том сказал, что мне надо подождать.
Onlar bize beklememizi söylediler.Они сказали нам ждать.
Beklememizi söylediler.Они сказали нам ждать.
Taksi beklemek ne kadar zaman sürer?Сколько времени длится ожидание такси?
Tom Mary'ye beklemesini işaret etti.Фома жестом показал Маше ждать.
Benden hiç merhamet beklemeyin.Не жди от меня пощады.
Tom beklememeye karar verdi.Том решил не ждать.
Ancak beklemek de uygundur.Ему оставалось только терпеливо ждать.
28.Bölük Hurtgen Ormanında bir saldırıya katılmayı beklemektedir.28-я дивизия планировала начать атаку в Хюртгенском лесу.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.Сопредседатель Сэм Альтман ожидает, что десятилетний проект превзойдёт человеческий интеллект.
Asansör geri dönerken Doktor, telepatik yolla Bill'e kendisini beklemesini söyler.Прямо перед отбытием лифта Доктор с помощью телепатии обращается к подсознанию Билл с просьбой дождаться его.
Gutmek, beklemek, sürmek (mesela, koyun gütmek).Примеры: хождение (от ходить), поедание (от поедать).
Tahkim alanda savunmada beklemek ve yardım gelmesini beklemek tercih edilir.Лучше остаться на обломках и дожидаться помощи.
SpaceX açıkça ilk birkaç 'güç-verilen iniş' testinde başarılı geri getirme beklemediklerini belirtmiştir.SpaceX не ожидает успешного восстановления первой ступени в первые несколько тестовых запусков.
İstasyonun bekleme odasında 1812 Vatanseverlik Savaşı'na adanmış sergi mevcuttur.В зале ожидания размещена экспозиция, посвященная Отечественной войне 1812 года.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.Что-то страшное ожидает её здесь.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Надо лишь немного подождать».
Onun yaptığı iyiliğe verebildiği tek karşılıksa, her ay yanıt beklemeden yazdığı mektuplardır.Его единственным требованием осталось демонстрировать ему один раз в месяц то, что было сделано.
Onların hazır olmasını beklemeyeceğiz, ya da bizim hazır olmamızı.Мы бы не хотели, чтобы они пострадали из-за нас или чтобы вы пострадали за нас.
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Бренда приезжает к Роуму на своей машине.
Gelin ve damat arabada beklemektedirler.Дамы и генерал уезжают на машине.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Коломбина ожидает любовника.
Beklemeli, ummalı!Она умеет ждать!
Bu haberi Sultan Adil hiç beklememekteydi.Кровь этому зрителю пока не нужна.
Ori Şamahı'ya varınca, İsfahan'a girme izni çıkana kadar birkaç gün beklemek zorunda bırakılır.Когда Ори прибыл в Ширван, ему пришлось ждать несколько дней дозволения войти в пределы страны.
Düşman gemileri görülüyordu, durumu beklemeye başladık.Корабли сопровождения не заметили атаку и ушли вперёд.
Bu rütbe yukarıda belirtilen şartlar haricinde süre beklemeyle kazanılamamaktadır.Но и ждать до бесконечности нельзя по изложенным выше причинам.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Мы можем только ждать».
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.Французы были вынуждены отступать дальше.
Surena bu saldırının bitmesini beklemeden katafraktların saldırıya geçmelerini emretmiştir.Днём Уоррен приказал прекратить атаки.
Evi tutar ve yüzleşmeyi beklemeye başlar.Она остановилась за дверью и начала чего-то ждать.
Sıra tabanlı oyunlarda oyuncular hamle yapabilmek için karşı tarafın hamlesini beklemek zorundadırlar.Чтобы идти вперёд по дорожке, игроки должны правильно отвечать на вопросы.