Onları burada beklememiz gerekiyor mu?¿Tenemos que esperarlos aquí?
Ben onu beklemeyeceğim.Yo no le voy a esperar.
Arabada beklemek ister misin?¿Quieres esperar en el coche?
Çok beklememiz gerekmeyecek.No tendremos que esperar mucho.
Burada ne kadar beklememiz gerek?¿Cuánto tiempo tenemos que esperar aquí?
Otobüsü beklemedim.No esperé el autobús.
Beklemem gerekiyor.Tengo que esperar.
Polisi beklememiz gerek.Tenemos que esperar a la policía.
İki kadın istediklerini beklemeye koyulurlar.¡Saw 2 les dará a ellos, pero que tengan cuidado de lo que desean!
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.Al tratar con un encuentro directo, es mejor permanecer quieto e inmóvil.
Prens hıç beklemeden doğru yanıt verir: "Umut".El príncipe piensa y acierta respondiendo: "la esperanza".
Giove daha fazla öpücük vermek için Calisto'nun kendisini dışarıda beklemesini söyler.Giove le dice a Calisto que espere fuera a la espera de más besos.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.El copresidente Sam Altman espera que el proyecto de décadas supere la inteligencia humana.
Roth’un senaryosu, Forrest’ın bir bankta oturup oğlunun okuldan dönmesini beklemesiyle başlıyordu.El libreto de Roth comenzaba con Gump sentado en un banco a la espera del regreso de su hijo del colegio.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Tal como él dice: "es algo que no descubres hasta más tarde".
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Sólo observa y espera."
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.Las reformas liberaron algunas fuerzas y movimientos que Gorbachov no esperaba.
Sezon Rachel'ın havalimanında Ross'un gezisinden gelmesini beklemesiyle biter.La temporada termina con Rachel esperando en el aeropuerto la llegada de Ross desde su viaje a China.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Estoy tranquilo hasta que llegue mi hora.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Por lo tanto, tendrá que esperar un poco".
Çömelmeli ve şanslarını beklemelidirler.Solo pueden agacharse y esperar una oportunidad.
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Esperaba que las observaciones adicionales aclararan el asunto en los próximos meses.
ABD onayı beklemekte.)La Presidencia reclama orden.)
Beklemeli, ummalı!Espera, espera.
Ancak Almanlar hiç beklemedik bir güçle karşılaştı.Los alemanes se encontraron con una resistencia inesperada.
Tartışma esnasında polis gelir ve grubu ailelerini beklemek üzere tutuklayarak hücreye koyar.La policía llega y son llevados a una celda para esperar a sus padres.
Oradan evine gelir ve annesine yolunu beklememesini söyler.Llega a la isla sin decirle a su madre.
Düşman gemileri görülüyordu, durumu beklemeye başladık.Apenas informados de buques enemigos, se lanzó la operación ya planeada.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.Al salir los esperaba la policía.
O ayrıca Zoey'i olduğu gibi kabul eder ve herkesin olmasını istediği gibi davranmasını beklemez.Todavía no escucha a Penny y hace lo que quiere en su lugar.
Daha önce de belirtildiği gibi kimse bu bölgeden bir saldırı beklememektedir.Parecía imposible que alguien pudiera sobrevivir a un ataque así.
Karar onaylanmak için kralın onayını beklemektedir.¿Cómo tratas la autorización del Rey?
Dava, New York'un güney kesimindeki başka bir davanın sonucunu beklemektedir.Esperan una justicia de otro mundo en el juicio final.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Se intensifican con la ansiedad.
Yücelik: 10. dakikada %10 bekleme süresinde azalma kazandırır.Cada minuto que pasa disminuye en un 10 % las posibilidades de supervivencia.
Tur bitmeden ölen oyuncular, dirilmek için turun bitmesini beklemek zorundadır.Cuando un jugador muera, deberá esperar a que acabe la ronda para revivir.
Ankara onlardan yardım beklemektedir.Ángel se compromete a ayudarla.
Invalidovna'yı şu sıralar pahalı bir rekonstrüksiyon beklemektedir.Carnetizar en la actualidad cuesta una fortuna.
UNICS taraftarı Avrupa'da bir başarı görebilmek için de çok uzun süre beklememiştir.Los fans de UNICS no tuvieron que esperar mucho tiempo para ver a su equipo ganar un título europeo, también.
Herkes ne olacağını beklemeye koyulur ama duvak alev almaz.Todos esperan ser torturados, pero no aparece torturador alguno.
Benjamin, beklemek zorundasın John, bunu düşüneceğim der.Phoebe se pone de acuerdo y dice, "Está bien, pero tratemos de conseguir a Joey".
Beklemekten başka çaresi yoktur.No había nada que se pudiera hacer, salvo esperar.
Onun için beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.Per quello non c'era altro da fare se non aspettare.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.Non posso fare altro che aspettare.
Benden çok şey bekleme.Non aspettarti troppo da me.
Bütün yapabileceğimiz onu beklemektir.Tutto ciò che possiamo fare è aspettarlo.
Tom bir şey yapmak için son dakikaya kadar beklemeyi sevmez.Tom non ama aspettare l'ultimo minuto per fare qualcosa.
Bu beklemek zorunda kalacak.Questo dovrà attendere.
Sadece Tom'u beklemekteyim.Sto solamente aspettando Tom.
Tom bizi beklemeyeceğini söyledi.Tom ha detto che non ci avrebbe aspettato.
Başka ne beklemeliyiz?Cos'altro dobbiamo aspettarci?
Burada beklememi istiyor musunuz?Volete che aspetti qui?
Tom'la konuşmak istiyorsan yaklaşık üç saat beklemen gerekecek.Se vuoi parlare con Tom dovrai aspettare più o meno tre ore.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.Il co-presidente Sam Altman si aspetta che questo progetto che dura decenni sorpasserà l'intelligenza umana.
Düşman gemileri görülüyordu, durumu beklemeye başladık.Avvistati i nemici, gli equipaggi si apprestarono al combattimento.
Fakat film gösterime çıkmadan önce biraz beklemeye alındı.Tuttavia,bisognò aspettare un anno prima che lo show si concretizzasse.
Ama El-Afdal bu sınırın kabul edileceğini beklemekteydi.In seguito, la Lega decise di ammettere anche la Casertana.
Hiç beklemeğe tahammül göstermiyorsunuz.Non lamentarti mentre l'aspetti.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Io dissi 'Aspettate un minuto.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.Ma nuove delusioni lo stavano aspettando.