Ana içeriğe geç
Sözlük

bekleme ile cümle

bekleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Warum klinge ich, als wenn ich mehr erwarten würde.
Şu an için hala beklemekte.Er hat nur auf den richtigen Moment gewartet.
Kaldırılabilen maksimum ağırlığa veya bekleme süresine göre puanlama yapılır.Ohaueha kann je nach Intensität zu Ohauehaueha oder Ohauehauehaueha verlängert werden.
Ama bu defa hiç beklemediği şeyler yaşayacaktır.Die in ihn gesetzten Erwartungen konnte er allerdings zu keiner Zeit erfüllen.
Paro hala onu beklemekte ve sevmektedir.Eduardo läuft ihm entgegen und liebkost ihn.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Geduld erreicht alles.
Bekleme nedeni lohusa kadına al basmasın diyedir.Die klage des Ichs darf der Dame nicht aber zur Last fallen.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.Aber statt ihn zu verhaften macht er ihm ein überraschendes Angebot.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Das Buch erscheint mittlerweile in vierter Auflage.
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Der erste Tag startete gleich mit einer Überraschung.
Onlardan 40.000 kadar asker desteği beklemekteydi.Larsa selbst soll von 40.000 Soldaten verteidigt worden sein.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Zuhause erwartet Hansi eine böse Überraschung.
Barney Nora'nın ailesinin yanında Nora'dan ayrılır ve bara Robin'i beklemeye gider.Barney trennt sich von seiner Freundin Nora, in der Hoffnung, erneut mit Robin zusammenzukommen.
Kiremithane Tren İstasyonu'nda istasyon binası bulunmamakta olup yalnızca bekleme durağı bulunmaktadır.Beim Bau der Kremmener Bahn war an dieser Stelle kein Bahnhof vorgesehen.
Kolombina sevgilisi olan Arlecchiono'yu çok istekli olarak beklemektedir.Arlecchino kommt, um seine Geliebte Colombina zu sehen.
Max'in son olarak hiç beklemediği bu iki kötü adamı ortadan kaldırması gereklidir.Doch zunächst müssen erst noch die beiden Kinder, die Max hinterlassen hat, von dem Unglück erfahren.
On yıl beklemek için uzun bir süre.10 ans est une longue période à attendre.
Biz, erkekler kadınları beklemeye alışığız.Nous, les hommes, sommes habitués à attendre les femmes.
Umarım çok fazla beklemeyeceğiz.J'espère que nous n'aurons pas à attendre trop longtemps.
Bekleme salonunda beş hasta vardı.Il y avait cinq patients dans la salle d'attente.
Burada beklememen gerekir.Tu ne devrais pas attendre ici.
Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom ne veut pas attendre aussi longtemps.
Bu otobüs dolu. Ötekini beklemelisiniz.Le car est complet. Vous devez attendre le prochain.
Beklemene gerek yok.Il n'est pas nécessaire que tu attendes.
Beklemenize gerek yok.Il n'est pas nécessaire que vous attendiez.
Hazır değilsin ve beklemek istemiyorum.Tu n'es pas prête et je ne veux pas attendre.
Tom Mary'den onu kütüphanenin önünde beklemesini rica etti.Tom demanda à Mari de l’attendre devant la bibliothèque.
Bu kadar uzun zaman beklemek istemezsiniz.Vous ne voulez pas attendre aussi longtemps.
Umarım fazla beklemediniz.Vous n'avez pas trop attendu, j'espère ?
Bekleme beni! Git!Ne m'attends pas ! Vas-y !
Bekleme beni! Gitmelisin!Ne m'attends pas ! Il faut que tu partes !
Onlar beklemekten yorulmuşlardı.Ils étaient fatigués d'attendre.
Onlar beklemekten yorgun hâle düşmüşlerdi.Ils étaient fatigués d'attendre.
Mallar taşınmadıklarında veya işlenmediklerinde, beklemededir.Lorsqu'ils ne s'accolent pas, les sons produits seront sourds (ou non-voisés).
1998'de yayınlandı ve 140 saate kadar pil bekleme ömrüne sahipti.Il est sorti en 1998 avec une durée de vie en veille de la batterie jusqu'à 140 heures.
Yapılan reform Gorbaçov’un beklemediği bazı güçleri de harekete geçirecektir.La réforme libéra aussi des forces et des mouvements auxquels Gorbatchev ne s'attendait pas.
Dr. Tancredi onun yarasını temizlemektedir, Michael onu etkilemek için uygun zamanı beklemektedir.Alors que Sara Tancredi lui nettoie sa blessure, Michael attend le moment opportun pour la manipuler.
Yeniden ulusal takıma seçilmek için 2005 yılına kadar beklemesi gerekecekti.Il doit ensuite attendre l'année 2015 pour se voir à nouveau convoqué en équipe nationale.
Nervi'ler büyük bir ihtimalle bu sınırda Roma'lıları beklemekte idiler.Il est donc probable que les Belges attendaient les Romains à cet endroit.
Tina ona 3 saat beklemesini ve saat 10'da çıkacağını söyler.Hitler va se coucher vers neuf heures et demande qu'on le réveille à quatorze heures,.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Mais de nombreuses aventures les attendent.
Diğer tarafta Kartacalılar Roma Donanması'nın tutumunun ne olacağını görmek için beklemedi.Dans le port, les Carthaginois n'attendirent pas de voir ce que les Romains préparaient.
Arzu ise bir yapımcının gelip ona iş teklif etmesini beklemektedir.Le jeune homme semble attendre que quelqu'un vienne le chercher.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Mais de l'avis d'ici il nous faut attendre un an. ».
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Le lendemain, Jake croise la jeune femme en voiture.
Bekleme odası steril bir hayvanat bahçesi pavyonunu andırır.La station se présente comme une navette avec Zoologischer Garten.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Il décide de lui faire une surprise.
Hala bu yapımın rafta beklemekte olduğunu düşünüyorum.Cette parcelle est située en bordure de la manufacture.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Nous n'avons aucune option à part continuer.
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.Il aura fallu attendre la 19e journée pour voir ce second succès.
Kabuslar Evi'nde onu Karanlıktan Gelen beklemektedir.Ils ne se doutent pas du cauchemar qui les attend.
Ayrıca akşamki aile yemeğini beklemektedir.Dans tous les cas, sa famille avait fini de dîner.
Karışım iki-üç günlüğüne beklemeye bırakılır.On nous a demandé d'être prêts à répondre aux questions après deux ou trois jours.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.Et peu après, une terrible révélation les attendait.
Yüksek sezonda (özellikle Temmuz) bekleme zamanı beş saatin üzerinde olabilir.Des entretiens préalables (pouvant durer plus de cinq heures) ont lieu en Suisse.
Bizim de bir ağabeyimiz olsun, elimizden tutsun... Mektubuma beklemediğim kadar kısa zamanda yanıt aldım.Maintenant, ma petite chérie, je serais fâché si tu ne m'écris pas bientôt une autre de tes adorables lettres.
Sonra Fransızlar beklemeye koyuldular.Ils avaient hâte que les Français partent.
Ancak onu ölümcül bir tuzak beklemektedir.Elle est laissée pour morte mais survis.
Sahip olmak yıllarca beklemeyi gerektirirdi.Le remboursement peut se faire attendre des années.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Faut attendre puis voir.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod