Acele edin, profesör sizi beklemeyecek.Hurry up, the professor will not wait for you.
Belki de onu yapmak için yarın sabaha kadar beklemen gerekir.Perhaps you should wait until tomorrow to do that.
Seni beklememizi istemiyor musun?Don't you want us to wait for you?
Senin için beklememizi istemiyor musun?Don't you want us to wait for you?
Sanırım onu yapmak için yarın sabaha kadar beklemen gerekir.I think you should wait until tomorrow to do that.
Uzun bir süre beklemek zorunda mısın?Did you have to wait a long time?
Tom'u daha ne kadar beklememiz gerek?How much longer should we wait for Tom?
Uzun süre beklemek zorunda mıydın?Did you have to wait long?
Beklemeyecek misin?Aren't you going to wait?
Sırada beklemekten bıkmadın mı?Aren't you tired of waiting in line?
Sırada beklemekten bıkmıyor musun?Aren't you tired of waiting in line?
Tom'u beklemeyecek misin?Aren't you going to wait for Tom?
Beklememi istemiyor musun?Don't you want me to wait?
Tom'un onu yapabilip yapamayacağını beklemek ve görmek zorunda kalacağız.We'll have to wait and see whether Tom will be able to do that.
Tom'un beklemesini istemiyor musun?Don't you want Tom to wait?
Tom ne kadar beklememizi bekliyor?How long does Tom expect us to wait?
Tom onu ne kadar beklememizi umuyor?How long does Tom expect us to wait for him?
Tom'un burada kalmasını ve Mary'yi beklemesini düşünüyorum.I think Tom to stay here and wait for Mary.
Sami cevap için beklemek zorunda.Sami has to wait for the answer.
Burada ne kadar beklemeliyiz?How long do we have to stay here?
Burada ne kadar beklememiz gerek?How long do we have to stay here?
Burada ne kadar beklemek zorundayız?How long do we have to stay here?
Bir arkadaşı uzun süre beklemek beni sıkar.Waiting a long time for a friend annoys me.
Polis beklemeye devam etti.Police continued to wait.
Beklemek, gözlemek ve sessiz kalmak birçok savaşı önleyebilir.Waiting, observing, and keeping silent can avoid many wars.
Tom'un gelip seninle konuşmasını beklemek yerine, sadece onun yanına gitmelisin.Instead of waiting for Tom to come up and speak to you, you should just go up to him.
Tom'u beklemeyi planlamıyorum.I don't plan to wait for Tom.
Bunu bir daha yapabilmeyi hiç beklemedin, değil mi?You never expected to be able to do that again, did you?
Otuz dakikadan fazla beklemeyi planlamıyorum.I don't plan to wait for more than thirty minutes.
Tom'un ne kadar beklememi beklediğini bilmiyordum.I didn't know how long Tom expected me to wait.
Tom'un bunu yapmasını beklemekten yoruldum.I got tired of waiting for Tom to do that.
Tom muhtemelen çok beklemek zorunda kalmayacak.Tom probably won't have to wait very long.
Belki Tom bir cevap beklemektedir.Perhaps Tom is waiting for a reply.
Ne kadar süre beklemem gerektiğini bilmiyorum.I don't know how long I should wait.
Tom'u beklemek zorunda değildim.I didn't have to wait for Tom.
Tom hiç aşık olmayı beklemedi.Tom never expected to fall in love.
Trafikte beklemekten hoşlanmam.I don't like sitting in traffic.
Tom o kadar uzun beklemek zorunda değildi.Tom didn't have to wait that long.
Tom çok uzun süre beklemek istemedi.Tom didn't want to wait so long.
Pazartesiye kadar beklemeliyim.I should wait until Monday.
Tom, Mary'nin yardımını beklemediğini söyledi.Tom said he wasn't expecting Mary's help.
Umarım bu beklemeye değer.I hope it's worth the wait.
Canım beklemek istemedi.I didn't feel like waiting.
Tom ve Mary bizi beklemeyecekler.Tom and Mary aren't going to wait for us.
Tom pazartesi gününe kadar beklemeli.Tom should wait until Monday.
Trafikte beklemekten nefret ediyorum.I hate sitting in traffic.
Ben sıramı beklemedim.I didn't wait for my turn.
Tom sırasını beklemedi.Tom didn't wait for his turn.
Tom bekleme odasında.Tom is in the waiting room.
Tom Mary'nin bunu yapmasını asla beklemedi.Tom never expected Mary to do that.
Tom burada beklememi istedi.Tom asked me to wait here.
Tom kazanmayı beklemedi.Tom didn't expect to win.
Tom bunu hiç beklemedi.Tom never expected this.
Beklemek istemedim.I didn't want to wait.
Beklemeyi düşünmüyorum.I don't plan to wait.
Tom Mary'yi beklemeli.Tom should wait for Mary.
Beklemek istiyorum.I want to wait.
Tom hiç kimseyi çok beklemezdi.Tom used to never wait very long for anybody.
Tom hiç kimseyi beklemez.Tom doesn't ever wait for anybody.
Tom beklemeyi planlamıyordu.Tom didn't plan on waiting.