Abraham dışarı çıkar ve karısı ve çocuklarının cansız bedenlerini görür.Vervolgens ontdekt hij de levenloze lichamen van zijn vrouw en zijn dochter.
Dördüncü kurban Keith Bennett'in bedeninin orada yakıldığından şüphe edildi.Later werd bekend dat het andere slachtoffer, Keith Bender, werd neergeschoten door Proof.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.Dit zou een verwarmend effect op het lichaam hebben.
Örneğin, alacaklı borcuna karşılık borçlunun bedeninden bir parça kesebilirdi.Hij wist de opgebouwde schulden van zijn broer af te betalen.
Bunun için de gerek zihinsel gerekse de bedensel yoğun bir eğitime girer.Dit alles door een juiste mentale instelling.
Beth'in cansız bedenini Daryl taşıyordur.Hij repareert Woody’s arm.
Bu anlamda beden, okuyup anlamlandırılması gereken bir kitap gibidir.Daar werd de plaatsnaam geschreven als Datmunda, te lezen als Gaimunda.
Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış.Ommexecha brunneri is een rechtvleugelig insect uit de familie Ommexechidae.
Isildur'un bedeni de bir daha hiç bulunamamıştır.Ida's lichaam werd nooit teruggevonden.
Bazı diğer hikâyelerde Buda'nın başka bedenlerde tekrar doğmuş varlığı konu olarak ele alınır.Onder zijn bewind kregen een aantal boeddhistische scholen hun bestaansrecht terug.
Bedeni, anayurduna gömülmedi ve yerli halk ruhundan korktuğu için adı gelecek nesillerde kullanılmadı.Het lichaam van Mata werd niet begraven in zijn geboorteplaats, daar de lokale bevolking zijn geest vreesde.
Engelli sporları toplumun bedensel veya zihinsel engeli bulunan üyeleri tarafından yapılan sporlardır.De sport is toegankelijk voor sporters met een bepaalde lichamelijke handicap of zintuiglijke handicap.
Ayrıca mürettebat ruhsal ve bedensel olarak iyi durumda değildi.Daar werd geconstateerd dat de beide kosmonauten er fysiek en geestelijk niet best aan toe waren.
Onun hangi beden ölçüsüne sahip olduğunu kesin bilmiyorum.Ik weet niet zeker welke maat ze heeft.
(34a) Sonunda, tanrı dünyanın ruhunu yarattı, ruhu dünyanın bedenininin merkezine koydu ve her yöne dağıttı.(34a) Ostatecznie, stworzył duszę świata, którą umieścił w centrum i rozproszył na wszystkie kierunki.
Geleneksel olarak tüm kadın kimonoları tek bedendir.Zgodnie z tradycją wszystkie kobiece kimono są tego samego rozmiaru.
Ruh ve Beden Meselesi .Ciało i dusza.
Bedeninin diğer kısımlarına silah işlemez.W pozostałych odcinkach nie używa broni.
Orada meleklerin yaratılış nedenlerini, nasıl yaratıldiklarını ve Adam-Kadamon'un bedenini görürler.Na jednych unoszą go aniołowie, na innych trzyma palmę męczeństwa, na kolejnych są sceny z jego życia.
Şimdi, insan bedeninin boyutunu unut.Pomiary masy ciała ludzkiego.
Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir.Zwykłe zranienia również goją się o wiele szybciej niż normalnie.
Aynı beden hareketi farklı bağlamlarda farklı bilgiler barındırabilir.To samo ułożenie ciała może w różnych kontekstach nieść inne informacje.
Vücutlarına daha sonra benzin döküldü, ancak bedenleri sadece kısmen yakıldı ve gömülmediler.Ostatnich więźniów zamordowano tuż przed ucieczką, ich ciała spaliły się tylko częściowo i są pochowane wokół.
Bedeni şişman değildir.Ciało nie jest smukłe.
Bu şekilde bedeninizi en doğru şekilde ölçmüş olursunuz.Jak mogę się przyzwyczaić do tego super ciała?
İmhotep Anck-Su-Namun'u canlandırmak için bedenini Ölüler Şehrine (Hamunaptra) götürür.Każe zabić Anck-Su-Namun.
Minarelerin ikisi de beden duvarına oturmaz, yerden başlar.Pierwotnie obydwa minarety stały w narożnikach, nie przylegając do ceglanych murów.
Felsefeleri; Avatar yani Tanrı'nın dünyaya bedenlenerek gelmesi inancı vardır.Homilia papieża: Otwórzcie się na Prawdę, by nieść światu nadzieję.
Ceset, ölü bir insanın bedeni.Ciało to nazywanym ciałem reszt.
Bedenlerine kasıtlı olarak işkence yapmaya başlamışlardır.Swoim ofiarom zadawał wyszukane tortury.
Azerbaycan Devlet Beden Eğitimi ve Spor Akademisi'nden mezun olmuştur.Ukończyła Kirgiską Akademię Narodową Wychowania Fizycznego i Sportu.
Bu olayda insan bedeninin kapasitans özelliğini kullanmış oluyoruz.Staram się poznawać możliwości swojego organizmu.
İki gün sonra cansız bedeni Eyüpsultan'da bulundu.Po dwóch dniach odnaleziono ciało płytko zagrzebane w piasku.
İnsan bedeni de onun eseriydi.Wydaje się, że mężczyzną jej życia jest właśnie on.
Şu anda sağlıklı bir insanın bedenine sahip.Należy on obecnie do osoby fizycznej.
Bedeni sık tüylerle kaplıdır.Najprawdopodobniej ciało pokryte piórami.
Isildur'un bedeni de bir daha hiç bulunamamıştır.Ciało Guynemera nigdy nie zostało odnalezione.
Babası 37 yıl hizmet vermiş bir askeri pilot, annesi ise beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyordu.Rodzice Toma poznali się, gdy Mary pracowała dla wojska jako nauczycielka.
Silver, baygın Elise'in bedenini dışarıya, bir ağacın yanına bırakır ve orada Shadow ile karşılaşırlar.Gdy Silver wychodzi wraz z śpiącą Elise na zewnątrz budynku, czeka już tam na niego Shadow.
Bu hastalığa sahip olan kişiler bedenleri ve organlarına yönelik çeşitli şikayetlerde bulunabilirler.Różnorodność objawów bierze się z tego, że ta postać choroby może zaatakować wiele tkanek i narządów.
İlk olarak bedeni St. Petersburg’da Smolensk Mezarlığı'nda defnedilir.Pochowany został w Petersburgu na cmentarzu smoleńskim.
Bu andan sonra Ben Glory'yi bedeninden çıkarabilmeye başlar.W tym czasie jego żona Gloria odchodzi od niego.
Çok güçlü bir beden yapısına sahiptirler.Charakteryzują się silną budową ciała.
Aşkımın Beden Dili Beni Benimle Aldatır mısın?Zbawienie Ojczyzny hasłem naszym!
Ruh bedenden üstündür.Przy czym dusza jest zależna od ciała.
Cansız bedeni öylece yatıyordu.Pozbawiony Zmysłów zasypia.
Harvey bedeni yakılması için hazırladı.Gley nadzorował spalenie ich zwłok.
Bedeni terketse bile geri dönebilir.Gdy rzeczywiście będzie już u kresu, będzie mógł wrócić.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.Te prowadzili za niego jego wodzowie, do których miał szczęśliwą rękę.
Sühreverdi beden ve ruh arasındaki geleneksel ayırıma inanmaktadır.Odrzucał tradycyjny dualizm ciała i duszy.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Mój umysł przejmuje władzę nad ciałem.
Günümüzde artık hem erkek hem de kadın kimonoları değişik boy ve bedenlerde bulunmaktadır.W dzisiejszych czasach coraz częściej dostępne są różne rozmiary męskich i żeńskich kimono.
Yumurtaları insan bedeni dışında en fazla üç hafta yaşayabilir.Äggen kan leva minst ett par veckor utanför människokroppen.
Corpus separatum, Latince "ayrı beden" demektir.Corpus separatum är latin och betyder "separerad kropp".
Dördüncü kurban Keith Bennett'in bedeninin orada yakıldığından şüphe edildi.Kroppen av det fjärde offret, Keith Bennett, misstänks att också vara begravd där.
Ceset, ölü bir insanın bedeni.Ett lik är en avliden människas döda kropp.
Beden ve kanatlar arasındaki doğru orantıyı bulmak için kuşların anatomisini araştırdı.Hon studerade fåglars anatomi för att kunna bestämma de rätta proportionerna mellan vingar och kropp.
Çocuklardan biri Kristen'ın bedenine yaklaşır ve elini ona uzatır iken Kristen uyanır ve çığlık atar.En av pojkarna går fram till Kristen och tar tag i hennes arm, då hon vaknar upp och skriker i panik.
Illyra, Fred'in bedenini ele geçirir ve ruhunu yok eder.Illyria tar då över Freds kropp och dödar henne inifrån.
"Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir.Detta är min kropp som blir utgiven för er.