Rati cinsel zevk, bedensel tutku ve cinsellik anlamına gelir.تتسم الحميمية الجسدية بـ الجنس الرومانسي أوالعاطفي و الارتباط أو النشاط الجنسي.
Ve bu yeni bedende Karma’larının karşılığını bulur.وفي الغد سيزيد راتبه تعويضاً جديداً لهذا الإنسان المبارك.
Şarkının temasında bir erkek bedenini cennetteki bir yıldızla bir tutmaktadır.و في الفن تصوّر كامرأة مع نجمة خماسية على رأسها.
Bedensel ve zihinsel yorgunluğu azaltır.التعب والإرهاق الجسدي والنفسي.
Bedenleri, dergileri ve fotoğraflarının bir kısmı sekiz ay sonra bir arama grubu tarafından bulundu.Alguns dos seus corpos, diários e fotografias foram descobertos por um grupo de salvamento oito meses depois.
Fuller'ın bedeni hiçbir zaman iyileştirilemedi.O corpo de Fuller jamais foi recuperado.
Sonunda burada beden işçileriyle temas kurdu ve şiir yazmaya başladı.Aqui conseguiu contactar finalmente com operários e começou a escrever poesia.
İnsan bedensel olarak nesneler dünyasına aittir ve orada bulunmaktadır.A humanidade compõe-se de seres que se influenciam reciprocamente e estão vinculados a Deus.
Aslında Ratash Malik'i öldürmüş ve onun bedenine sahip olmuştur.Ratash matou Malik e tomou formato de seu corpo.
Yumurtaları insan bedeni dışında en fazla üç hafta yaşayabilir.Fora do organismo humano, os ovos podem sobreviver por até três semanas.
Ruh ve Beden Meselesi .Corpo e Alma.
İlk olarak bedeni St. Petersburg’da Smolensk Mezarlığı'nda defnedilir.Shevchenko foi primeiramente sepultado no Cemitério Smolensk, em São Petersburgo.
Bir insan öldüğünde ölen sadece maddi bedeni olur.Quando uma pessoa morre, somente o corpo físico “morre”.
Arıkazan spora 12 yaşında beden eğitim öğretmeninin tavsiyesiyle başlamıştı.Começou a praticar o esporte aos doze anos, por sugestão de seu professor de educação física escolar.
Böylece öteki dünyada ölünün, bedenini ve eşyalarını kullanacağına inanılıyordu.Acreditava-se que o morto iria precisar de seu corpo e de seus pertences no outro mundo.
Cansız bedeni ertesi sabah Lefkoşa'nın eteklerinde arabasının içinde bulundu.Seu corpo maltratado foi encontrado em uma latrina pela manhã.
Fiziksel bedenini (ölüm durumundaki vücudunu) ve diğer insanları görme.Over Her Dead Body (Nem Por Cima do Meu Cadáver BRA ou Com outra?...
Onun görüşüne göre, beden ve zihin bir arada ama birbirinden bağımsız şekilde var olmuşlardır.Como entidades independentes, a mente e o corpo podem, portanto, existirem uma sem o outro.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.O processo de envelhecimento tem um impacto inevitável no corpo de uma pessoa.
Bedeni yakıldı ve külleri Kaliforniya’nın çöllerine serpildi.Seu corpo foi cremado e as cinzas espalhadas na Califórnia.
2012-2013 yılları arasında Aşk Kaç Beden Giyer'de Nehir'i canlandırdı.Entre 2012 e 2013, interpretou o papel principal de Nehir em Aşk Kaç Beden Giyer.
Şimdi, insan bedeninin boyutunu unut.Ou a soma da altura do corpo e a altura dos membros.
Hastanede iyileştikten sonra savaşın geri kalan bölümünü beden eğitimi öğretmeni olarak geçirdi.E, após recuperar-se no hospital, ele viu o resíduo da guerra como instrutor de treinamento físico.
Kullanıcılar ayrıca konu, beden, gönderenler ve alıcıları arayarak kendi e-posta yoluyla arama yapabilirler.Os utilizadores podem também procurar no email ao procurar no assunto, conteúdo, remetentes e recetores.
Dawn'un bürosundan anahtarları alırken Beth, Joan'ın bedenini bulur.Enquanto pega a chave do escritório de Dawn Lerner, Beth encontra o corpo de Joan, que cometeu suicídio.
Pelikan, kolejin adına bir göndermedir: "corpus christi", Latincede "İsa'nın bedeni" anlamına gelir.No seu pedestal a inscrição em latim lê: "Eis aqui a Cruz do Senhor.
Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder.De acordo com o monismo, não há distinção entre mente e corpo.
Liderleri, onları kendi cesur niyeti ile bir uyumlu bedende birleştirdi.O líder deles inspirava-lhes com sua própria determinação e os juntou num corpo coerente.
Bunun için de Alexiel'in hem bedenine hem de ruhuna ihtiyacı vardır.O Slackline trabalha tanto o corpo quanto a mente.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Foi enterrado junto à mãe.
Beden toplum bilimi İnsan VücuduCiência - O Corpo Humano.
Her şey geçici, beden insana sadece bir emanet.Tudo, como e onde vivemos é uma coisa só, um organismo vivo.
Ter bedende hoş olmayan kokulara neden olabilir.As fezes gordurosas podem apresentar odor desagradável.
Akşamları belli saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana.Os sintomas variam de pessoa pra pessoa, ou até mesmo de um dia para outro.
Bu yetenek kişinin kendi bedeni için söz konusu olduğunda yeteneğe otoskopi adı verilir.À capacidade auto-indutiva de um indutor, dá-se o nome de Indutância.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Uma tentativa de passar clandestinamente um corpo ao quarteirão foi impedida pelos judeus.
Onlar oluşan bir başlık, bir beden ve bir römork.Consiste em uma raiz e um corpo.
Seiza: Ruh ve Bedenin BütünlüğüII - Separação da Alma e do Corpo.
Ben dönüyorum kendi bedenime, sen vasat birine." sözlerinden oluşur.“Eu quero devolver para o meu povo, para o povo da minha cidade, a cidade que me adotou.
Bedeninde stigma taşıyan insanlara ise "Stigmatik" denilmektedir.Het "ontvangen" van de stigmata wordt stigmatisatie genoemd.
Buna göre, Başkası, başka bir bedene sahip olan bir ben 'dir.Hierbij speelt een tegenstander tegen een ander.
İnsan bedensel olarak nesneler dünyasına aittir ve orada bulunmaktadır.Zo heeft de mens van binnen iets wat goddelijk is en tegelijk iets rebels .
Yumurtaları insan bedeni dışında en fazla üç hafta yaşayabilir.Buiten het menselijk lichaam overleven de eitjes maximaal drie weken.
Kurbanların bedenleri gizli bir oluktan bodrum katına düşer.De lichamen van zijn slachtoffers werden vervolgens via een geheime stortkoker in de kelder gegooid.
Hastanede iyileştikten sonra savaşın geri kalan bölümünü beden eğitimi öğretmeni olarak geçirdi.Nadat hij was bijgekomen in het ziekenhuis zat hij de rest van de oorlog uit als trainingsinstructeur.
Ruh, bedenin ne içinde ne de dışındadır; ama bedeni idare eder ve bedenden etkilenir.Zij at geen vlees, kleedde zich in het wit en kastijdde haar lichaam met ontberingen.
İsa'nın ölümünden sonra Aramatyalı Yusuf, Pilatus'dan izin alıp İsa'nın bedenini mezara koyar.Tegen de avond gaat Jozef van Arimathea naar Pilatus en vraagt toestemming om Jezus te begraven.
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu.Voldoende lichaamsbeweging/sport.
Beden tamamiyle kirden, bedensi sıvılar ve deri üzerinde bulunan katı nesnelerden temizlenir.De mensen worden met ronde, rechtstreeks op het lichaam geplaatste hoofden afgebeeld.
Bedensel yaraları normal bir insana göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşir.Ze geneest iets sneller dan een normaal mens.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Hij werd geplaatst door zijn moeder bij familie.
Beden dikkatlice yıkanır.Het lichaam wordt netjes aangekleed.
İflas etmiş bedeni nedeniyle işten çıkarıldı.Waarschijnlijk uit het ambt gezet wegens illegale abortussen.
Onlar hem bedenden ayrılmışlardır hem de uzun ömürlüdürler.Voorstreek en de Eewal) vormen en deels gedempt zijn.
Ceset ile öyle şiddetli sevişir ki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar.Daar wordt het zo intens tussen hen dat het eindigt in een kus.
Doğrulanmamış raporlara göre ölenlerin bedenlerinin üstündeki banka ve kredi kartları yağmalanmış.Banken blokkeerden uit voorzorg bankpassen en creditcards van de slachtoffers.
İlk olarak bedeni St. Petersburg’da Smolensk Mezarlığı'nda defnedilir.Taras Sjevtsjenko werd eerst begraven op de Smolensk Begraafplaats in Sint Petersburg.
1961'de alçı sargıları ile beden kısımları yapmaya başladı.In 1961 stopte hij met wielrennen.
Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder.Descartes geeft hiermee aan dat geest en lichaam gescheiden zijn.
Pornografik film oyuncuları içinde en uzun ayakların kendi ayakları olduğunu iddia etti (36"/91 cm beden),.Banks claimt dat ze de langste benen heeft in de industrie (36"/91cm binnenmaat).