Bu dönemi, organlarda ve bedende yapısal farklılaşma (organogenez) dönemi izler.Au cours de cette période, les organes se forment (organogenèse).
Birden bire her şey tek ve aynı bedende oluyormuş gibi olur.Pour une fois, tout le monde se trouve logé à la même enseigne.
Daha sonradan bir kişinin daha cansız bedeni bulundu.En effet, la venue d'un héritier tarde.
Üniversite, insan bilimleri, hukuk, beden eğitimi gibi programlar sunar. ^L'université offre une variété des programmes tels que les sciences humaines, le droit, l'éducation physique.
Spike da Glory ve Ben'in aynı bedende olduklarını söyler.Spike découvre qu'il est le seul à se rappeler que Ben et Gloria partagent le même corps.
İki gün sonra cansız bedeni Eyüpsultan'da bulundu.Il y a 2 mois, un autre corps mutilé a été retrouvé dans une benne à ordures.
Bunlar, beden sağlığını en iyi şekilde etkiler.Ce paramètre est le mieux corrélé aux effets sur la santé.
Beden tamamiyle kirden, bedensi sıvılar ve deri üzerinde bulunan katı nesnelerden temizlenir.Il peut alors porter ses bagages, ses sarcinæ sur une fourche en bois, la fourca qu'il pose sur le scutum.
Beden dikkatlice yıkanır.Laver soigneusement les chaussures.
Cansız bedeni öylece yatıyordu.Son corps est allongé.
Jenny üçüncü sezonda geri döner, ama İlk Kötü onun bedeninde gelir.Jenny revient dans la saison 4 toujours aussi diabolique.
Çünkü, Başkasının bedeni, benim için herhangi bir nesne değil, bir kültür nesnesidir.Le milieu spécifique de l'homme, c'est le monde de la culture et non de la nature.
Ayrıca ruhsal - bedensel ihtiyaçları gidermek için iletişim oldukça gereklidir.Il est aussi primordial de satisfaire les besoins de l'âme que ceux du corps.
Güneşten alınan enerji cilt yoluyla bedene kavuşturulur.La boule d'énergie l'emporte droit sur le Soleil.
Akıl ve beden gücünün, üreticiliğin dorukta olduğu yaşlardır.Honte et dégoût dans la fabrication du féminin.
O halde zihnin yetkinliği, bedenin yetkinliğinden geçecektir.Celui qui est doué à l'exercice de la pensée domine les forces du corps.
Onun için temel hedef, bedeni ve maddiliği yapıbozuma uğratmaktır.Pour lui, l'essentiel est de donner à son œuvre souffle et structure.
Ancak tin bedenden ayrıldığı vakit, kişinin ölümü hemen gerçekleşmiş olur.Une fois le passage refermé, le corps physique de l’Ancien meurt.
Usta ise Doktor'u ameliyat eden Grace Holloway'in sevgilisinin bedenine yerleşir.Il est accompagné brièvement par Grace Holloway, la chirurgienne responsable de sa régénération.
Trabzon ilinin ilk beden eğitimi öğretmenidir ve stadın yapılmasına emeği geçmiştir.La première tâche de Patton en tant que directeur est de trouver un endroit approprié pour établir l'école.
Ufakcüceler, daha küçük bedenli ve daha asosyal bir cüce grubuydu.Ils étaient plus petits qu'un lion et tachetés de partout.
Bu mevkiinin sınırlarını “dişi beden” olarak belirleyen nedir?Que peut–on représenter avec des clauses de Horn ?
Bir süre sonra beden fark edilmeye başlar; başlangıçta oldukça küçük ve beyazdır.Détail qui paraît singulier au premier abord : le drapeau était presque blanc.
Posesyon, bir ruhun, bir bedenle ilişki halinde olması, onu bir süreliğine hakimiyeti altına almasıdır.Le moindre contact avec ce qui hante cette ville peut corrompre une âme à jamais.
İlk olarak bedeni St. Petersburg’da Smolensk Mezarlığı'nda defnedilir.Sa sépulture est située dans le cimetière de Smolensk à Saint-Pétersbourg.
Dil bedendeki en güçlü kastır.La lengua es el músculo más fuerte del cuerpo.
Birisi öldüğünde, anında bedeninden tam olarak 21 gram kadar yük gider.Cuando alguien muere, el cuerpo instantáneamente pierde exactamente 21 gramos.
Oyun, Alyx babasının cansız bedeninin önünde ağlarken biter.El juego termina con Alyx llorando sobre el cuerpo de su padre.
YPG'ye göre, 140 IŞİD militanının bedenleri geride kaldı.De acuerdo con las YPG, los terroristas dejaron atrás 140 cadáveres.
Ruh ve Beden Meselesi .El alma y el cuerpo.
Bazı diğer hikâyelerde Buda'nın başka bedenlerde tekrar doğmuş varlığı konu olarak ele alınır.Según la tradición, en su interior se conservan algunos cabellos de Buda.
Jack canlandığında, Gwen ile birlikte Ianto'nun cansız bedeninin yanında onu anarlar.Cuando Jack revive, él y Gwen lloran sobre el cuerpo sin vida de Ianto.
İdam edildikten sonra bedeni sığındığı kilisenin duvarlarına atılmıştır.Tras su muerte, su cuerpo fue arrojado sobre el muro de la iglesia que la había acogido.
Çocuklardan biri Kristen'ın bedenine yaklaşır ve elini ona uzatır iken Kristen uyanır ve çığlık atar.Uno de los chicos va hacia Kristen y agarra su brazo ligeramente, lo que la despierta, gritando con terror.
Polis belirtilen adrese gittiğinde evin yatak odasında Bates'in çıplak bedenini buldu.La policía fue a la dirección de Smith y encontró el cuerpo desnudo de Bates en un dormitorio.
Batman e önce bedenini sonra ruhunu kıracağım der.A no ser que primero quiebres su espíritu.
Vali daha sonra Pete'in bedenine ağırlık bağlar ve onu yakınlardaki bir nehre atar.El Gobernador entonces arrastra el cadáver encadenado de Pete a lo largo de un muelle y lo tira a un lago.
Şimdi, insan bedeninin boyutunu unut.Se pierde la noción del peso del cuerpo.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Su condición empeora rápidamente, y unos días después muere y su cuerpo es envuelto para ser enterrado.
Filmin devamında Schindler onun, sadece üstündeki kırmızı ceket sayesinde tanınabilen ölü bedenini görür.Más tarde Schindler ve su cadáver, reconocible por la prenda roja.
Fuller'ın bedeni hiçbir zaman iyileştirilemedi.El cuerpo de Gaffney nunca fue recuperado.
Willow'un bedeni kısmen çürümüş ve renk değiştirmiştir.Boca perdió y debió cambiar los colores.
Cenazesinde bedeni Komünden kalan kızıl bir bayrağa sarıldı.En su funeral su cuerpo fue envuelto en los restos de una bandera roja preservada desde la Comuna.
Beden, tahrihim denen kefene sarılır.Sentado te engorda el cu...
Bu, zihin ve beden arasındaki neden sonuç ilişkisinin yer almadığı bir olaydır.¿Cómo puede ser que entre mente y materia no se produzcan efectos recíprocos?
Yani sonuç olarak Sylar'ın bedeninde ruh yok, Matt'in bedeninin içinde Sylar vardır.Sin embargo eso no le impide a Sylar asesinar a personas con el cuerpo de Matt.
Daha sonra isimlerini Osmanlı Beşiktaş Terbiye-i Bedeniye Mektebiç olarak değiştirmişlerdir.Por lo tanto, ellos han cambiado de nombre a los gases nobles.
Ter bedende hoş olmayan kokulara neden olabilir.Nadie puede conseguir cercano debido a su olor repugnante.
Çocuklara eziyet, çocuklara yönelik bedensel saldırı ya da zihinsel ve duygusal incitmeye verilen addır.La niña o niño lo vive como un atentado contra su integridad física y psicológica.
31 Ocak 1978'de Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü görevine getirildi.El 31 de enero de 1978 recibió el título de colegiado de honor.
Ancak aslında başarılı olmuştur ve Bell' in bilinci Olivia' nın bedenine girmiştir.Efectivamente, lo llamé y el buzón de voz era de Dave.
Acaba iyi birisi mi, yoksa bedenini satan bir fahişe mi?Difícil ¿O es acaso una prostituta?
Bunlara göre insan bedeni yok olduktan sonra ruh, Tanrı'ya dönecektir.Se cree que, después de la muerte, todo vuelve a Dios.
Ruhunu bir insan bedenine aktarmak için yine Andy'nin peşindedir.Transfiere el alma del usuario al cuerpo de otra persona.
Voldemort böylece İngiltere'ye geri döner, gücünü ve bedenini geri alma planlarına başlar.Es entonces cuando Voldemort recupera fuerzas y se ingenia un plan para recuperar su cuerpo.
Sonunda Tina'yı oturur konuma getirmeyi başarabilmişlerdir ancak Tina'nın cansız bedeni yine yere düşmüştür.Lograron hacer que Tina se siente, pero su cuerpo ya estaba sin vida y cayó al suelo nuevamente.
Elizabeth, komada olan bedeninin yanında kalmaya karar verir.Watson, sin embargo, decide quedarse junto a su amigo.
Onlar oluşan bir başlık, bir beden ve bir römork.Consisten en un encabezamiento y un cuerpo de contenido.
İki gün sonra cansız bedeni Eyüpsultan'da bulundu.Dos días más tarde, su cuerpo fue encontrado en Constantina.
Guruların aynı ruha (veya 'jot'a) fakat farklı bedenlere sahip olduklarına inanılır.Se dice que tienen cuerpos similares (entre ellos) pero percepciones diversas.