Ancak neredeyse tamamen başarısız oldular. Bunu nasıl becerebileceklerini bilmiyorlardı.Но се проваляли в това почти всеки път, защото не знаели как.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.As suas garras, no entanto, limitavam a sua adaptação nas árvores.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Avšak jejich drápy jim limitují adaptaci na stromech.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Cakar-cakar mereka, bagaimanapun, membatasi kelihaian mereka di pepohonan.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Ghearele le-au limitat însă posibilitatea de adaptare la o viață petrecută în copaci.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Gli artigli, comunque limitarono la loro adattabilità sugli alberi.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Hun klauwen beperkten echter hun bedrevenheid in de bomen.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Ihre Klauen jedoch beschränkten ihre Fähigkeiten in den Bäumen.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Jednak Ich szpony ograniczały ich biegłość na drzewach.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Leurs griffes, toutefois, limitaient leur adaptation aux arbres.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Sin embargo sus garras limitaban su destreza en los árboles.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Toda kremplji so jim omejevali spretnost v drevesih.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Τα νύχια τους, ωστόσο, περιόρισαν την προσαρμογή τους στα δέντρα.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Однако, их когти мешали им приспособиться к передвижению по деревьям.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.(преди 65 млн.г.) Но техните нокти затруднявали придържането им към дърветата.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.הציפורניים שלהם הגבילו את יכולת הטיפוס שלהם על העצים.
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
Andreas BeckermannAndreas Beckermann
- And you became his wife. - Let go!Θα κοιμηθεί στο κρεβάτι του, τώρα, πώς θα μπορούσε;
- And you became his wife. - Let go!- והפך את אשתו. עזוב!
- And you became his wife.- Şi tu a devenit soţia lui.
- And you became his wife.- Y usted se convirtió en su esposa.
Anladın mı? - Beceremediniz.Înţelegi? <i>- Nu poţi...
Anladın mı? - Beceremediniz.- Non ce la ffarai!
Anladın mı? - Beceremediniz. - O zaman sen burada otur.Játssza csak a nagyfőnököt a fúrónaplójával!
Anladın mı? - Beceremediniz. - O zaman sen burada otur.Стой си тогава тук при картичката и контролирай.
Anladın mı? - Beceremediniz.Rozumiesz? <i>- Nie możesz...
Anladın mı? - Beceremediniz.[Sharp und Harry streiten]
Anywhere. Let's just sit. Because my hands and feet feel numb.Νόμιζα ότι το πρόσωπο ήξερα πίσω στη συνέχεια ήταν ένα τελείως διαφορετικό από αυτό.
Anywhere. Let's just sit. Because my hands and feet feel numb.חשבתי האדם שהכרתי חזרה אז היה שונה לגמרי מאשר זאת.
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.A prijdú všetci, ktorí sú múdreho srdca medzi vami, a budú robiť všetko, čo prikázal Hospodin:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.A všickni, kdož jsou vtipní mezi vámi, přijdou a dělati budou, cožkoli přikázal Hospodin:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.A wszyscy dowcipnego serca między wami przyjdą, i robić będą, cokolwiek rozkazał Pan:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.És a kik ti köztetek ahhoz értõk, jõjjenek elõ, hogy csinálják meg mindazt, a mit az Úr parancsolt:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.E venham todos os homens hábeis entre vós, e façam tudo o que o Senhor tem ordenado:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.In kdorkoli je modrega srca med vami, naj pride in izdeluje vse, kar je zapovedal GOSPOD:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Ja kaikki taidolliset teidän keskuudessanne tulkoot ja tehkööt kaikki, mitä Herra on käskenyt:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.무릇 너희 중 마음이 지혜로운 자는 와서 여호와의 명하신 것을 다 만들지니
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Och alla konstförfarna män bland eder må komma och förfärdiga allt vad HERREN har bjudit:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Og alle kunstforstandige Mænd iblandt eder skal komme og lave alt, hvad HERREN har påbudt:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Og enhver av eder som er kunstforstandig, skal komme og gjøre alt det Herren har befalt:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Que tous ceux d`entre vous qui ont de l`habileté viennent et exécutent tout ce que l`Éternel a ordonné:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın."Semua pengrajin yang ahli di antara kamu harus datang untuk membuat segala yang diperintahkan TUHAN, yaitu
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın."'Todo hombre que entre vosotros sea sabio de corazón venga y haga todas las cosas que Jehovah ha mandado
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Toţi cei iscusiţi dintre voi să vină şi să facă tot ce a poruncit Domnul:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Trong vòng các ngươi mấy người khôn ngoan hơn hết hãy đến làm mọi điều Ðức Giê-hô-va đã phán dặn;
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Trong vòng các ngươi mấy người khôn_ngoan hơn hết hãy đến làm mọi điều Ðức_Giê - hô-va đã phán dặn ;
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Tutti gli artisti che sono tra di voi vengano ed eseguiscano quanto il Signore ha comandato
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Und wer unter euch verständig ist, der komme und mache, was der HERR geboten hat:
‹‹Aranızdaki bütün becerikli kişiler gelip RABbin buyurduğu her şeyi yapsın.Και πας συνετος την καρδιαν μεταξυ σας θελει ελθει και καμει παντα οσα προσεταξεν ο Κυριος