Dışa dönükler, belki sizin bavulunuz da kitaplarla dolu.Экстраверты, возможно, ваши чемоданы тоже набиты книгами.
Dışa dönükler, belki sizin bavulunuz da kitaplarla dolu.למוחצנים: אולי גם מזוודתכם מלאה בספרים.
Dışa dönükler, belki sizin bavulunuz da kitaplarla dolu.حسنا أيها المنفتحون، ربما حقيبتكم مليئة بالكتب ايضاً.
Dışa dönükler, belki sizin bavulunuz da kitaplarla dolu.本がいっぱいかもしれないし たくさんのシャンペングラスか
Eserini Londra'ya giden birisinin bavuluna koyup yollamış.Zapakował więc ten obraz do walizki kogoś, kto zmierzał do Londynu.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.Fais tes valises!
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.Jo, skvělé, sbal si věci.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.N-are face, fă-ţi bagajele.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.Sudahlah, siapkan barang-barangmu.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.Tak, pakuj się.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.- Ну и хорошо, собирайся.
Evet, doğru. Sen bavullarını hazırla.ラクシュマナよ 妻が私の名に傷をつける
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.A donde quiera que iba me sentía como si mi imaginación fuera el único equipaje que podía llevar conmigo.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Bárhová is mentem, úgy éreztem, hogy csak a fantáziámat vihettem magammal, koffer gyanánt.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Dovunque andassi sentivo come se la mia immaginazione fosse l'unica valigia che potevo portare con me.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Gdziekolwiek jechałam, czułam że moja wyobraźnia była jedyną walizką, którą mogłąm ze sobą zabrać.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Kemanapun saya pergi, saya merasa bahwa khayalan saya merupakan satu-satunya bekal yang bisa saya bawa.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.이 모든 곳을 갈 때면 전 상상력만이 가지고 갈 수 있는 유일한 여행가방이라 생각했어요.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Mỗi khi di chuyển như vậy, tôi thấy như chiếc va li duy nhất tôi mang theo đó là trí tưởng tượng của mình.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Overal waar ik kwam had ik het gevoel dat mijn verbeelding de enige koffer was die ik mee kon nemen.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Para todo o lado que ia, eu sentia que a minha imaginação era a única mala que eu podia levar comigo.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Peste tot simţeam că imaginaţia este singurul bagaj pe care îl pot lua cu mine.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Var jag än kom, kände det som att min fantasi, var den enda resväska jag kunde ta med mig.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Všude jsem měla pocit, že moje představivost je jediné zavazadlo, které si můžu vzít s sebou.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Όπου κι αν πήγαινα ένιωθα λες και η φαντασία μου ήταν η μόνη αποσκευή που μπορούσα να πάρω μαζί μου.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Везде у меня было ощущение, что мое воображение - это единственный багаж, который я могу взять с собой.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.Куди б я не їхала, я відчувала, що моя уява була єдиною валізою, яку я могла прихопити з собою.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.בכל מקום שהלכתי, חשתי שהדמיון שלי הוא המזוודה היחידה שיכולתי לשאת עימי.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.أينما ذهبت شعرت وكأن مخيلتي هي الحقيبة الوحيدة التي يمكنني أَخَذَهَا معي.
Gittiğim her yere yanımda taşıyabileceğim tek bavulum hayalgücümdü.唯一のスーツケースのようでした 私は物語によって 情緒的バランスや
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Domnule, trebuie să fii așezat.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver. İyi eğlenceler Boeun.- אדונים, אתה חייב לשבת. - המטוס עוזב. פתח את...
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver. İyi eğlenceler Boeun.- سيد، يجب أن تجلس - إفتحي باب الخروج
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Pane, musíte sedět.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Pane, musíte sedieť.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Senhor, você deve estar sentado.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Sir, musi być osadzona.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Sir, Sie müssen sitzen.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Sir, sinun on istuttava.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Sir, skal du blive siddende.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Uram, meg kell helyet.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Ya, berikan koperku.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Ya, berikan koperku.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Κύριε, πρέπει να είστε καθισμένοι.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- Сер, ви повинні сидіти.
- Hayırlı yolculuklar. - Sağ ol, bavulu ver.- سفرة آمنة - نعم، إعطيني الحقيبة
Her neyse, bavul bakmaya gelmiştim.على كل لقد جئت لارى الحقائب
Her neyse, bavul bakmaya gelmiştim.Azért jöttem, hogy bőröndöt nézzek. Nos...
Her neyse, bavul bakmaya gelmiştim.Τέλος πάντων, ήρθα να κοιτάξω μερικές βαλίτσες.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda. Gerçekten mi?Kukaan ei pakkaa niin kuin neiti.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda. Gerçekten mi?Personne ne fait les bagages comme vous.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda.- Keiner packt wie Sie, Miss Agda.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda.Nadie sabe hacer el equipaje como usted, Miss Agda.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda.Nimeni nu ºtie sã facã bagajele ca tine, d-nã Agda.
Hiç kimse sizin gibi bavul hazırlayamaz, Miss Agda.- Wirklich ...?
İneğe yaklaş, terliklerini bavuluna koy, duvarı görme, soruları yaşa, mucizeler topla.Apropie-te de vacă, pune și șlapii în bagaj, să nu vedeți zidul, trăiți întrebările, cultivați miracolele.
İneğe yaklaş, terliklerini bavuluna koy, duvarı görme, soruları yaşa, mucizeler topla.Avvicinati alla mucca, metti in valigia le infradito, non vedere il muro, vivi le domande, raccogli miracoli.
İneğe yaklaş, terliklerini bavuluna koy, duvarı görme, soruları yaşa, mucizeler topla.Geh an die Kuh ran, pack Deine Strandlatschen, Sieh nicht die Wand, lebe die Fragen, ernte Wunder.
İneğe yaklaş, terliklerini bavuluna koy, duvarı görme, soruları yaşa, mucizeler topla.소에게 다가가고, 여행을 떠날 짐을 싸고, 벽을 보지 말고, 질문을 하고,
İneğe yaklaş, terliklerini bavuluna koy, duvarı görme, soruları yaşa, mucizeler topla.Приближете кравата, опаковайте чехлите, не виждайте стената, живейте въпросите, събирайте чудеса.