Yerler artık bataklığa dönmüştü ve zor yürüyorlardı.Odbywał dni skupienia i wędrował po Gorcach.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Częste opady deszczy sprzyjają takim infekcjom.
Bataklığın çevresinde kil vb. su geçirmez katmanlar bulunur.W otoczeniu zbiornika występują łąki o charakterze wilgotnym.
Partizanlarla mücadelede Pripjet bataklıklarında görevlendirildi ve yaralandı.Uczestniczył w walkach z partyzantami, będąc kilkakrotnie ranny.
Hastalık rutubetli, bataklık ve sıcak bölgelerde diğer bölgelerden daha çok görülür.Większy udział w diecie w ciepłych regionach odgrywają gady i owady.
Çamurlu arazilerde veya bataklıklarda yiyecek araştırırlar.Poszukuje pożywienia w zakrzewieniach lub na ziemi.
Bataklık valabisi (Wallabia bicolor) Avustralya'nın güneydoğusunda yaşayan küçük bir tür.Svartsvansvallaby (Wallabia bicolor), en mindre art från sydvästra Australien.
Ayrıca dar paletli araçların bataklıkta hareket edebilecek pek şanslarıda yoktu.Lyckligtvis fanns inga personer på den skenande släpvagnen.
Geri kalan yaklaşık % 80'i çamur düzlüğü, sığlık ve tuz bataklıklardan oluşur.Ca 60% av den totala tillrinningen kommer via Hjulån och Laxån.
Bataklık kırlangıcıdan biraz daha büyüktür ve daha kısa-kuyruklu ve daha uzun bacaklıdır.Den är marginellt större än rödvingad vadarsvala och har något kortare stjärt och längre ben.
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.Spelet är ett gruppbaserat skjutspel som fokuserar mycket på taktik.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.De häckar även i mangroveträsk.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.På den tiden var området en sumpmark.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Värmeböljor går ofta hand i hand med torka.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Також трапляється в мангрових заростях.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Наприклад ຂ звучить як на початку складу і у кінці.
O kocasını az veya çok sevmek konusunda terbiyelidir, ama o bataklık insanını gerçekten önemsemeyebilir.Вона може бути просто вашою знайомою або подругою, факт вашого одруження не важливий.
Ayrıca haliçlerde ve mangrov bataklıklarında da bulunur ama deniz kıyısında görülmez.Також цей птах зустрічається в гирлах річок і мангрових заростях, але не на відкритому узбережжі.
İhaleli Batak Koz Maça Oyuncu Sayısı 4 kişi.Козел — картярська гра для чотирьох гравців.
2. Sahne: Sığ ve bataklık bir sahil gölü.Частина ІІ « На берегах Хоролу і Груні».
Kuzey bölgeler bataklıklarla kaplıdır.Решта острова покрита скелями.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.На той час була велика необхідність у бересті.
Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar.Його також описують як збирача душ.
Yani köyün adı Kırmızı bataklık demektir.Název osady znamená "červená řasa".
Göl suları derin olup kenarları sazlık ve bataklıktır.Jezero je mělké, dno je bažinaté a jílové.
Diğerleri ise mangrov bataklıklarından gelmektedir.Všechny 3 druhy jsou charakteristické kapradiny mangrovových porostů.
Okaliptus ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.Navíc, ložiska by byla i při průměrné těžbě 3 miliony barelů denně schopna vydávat ropu a živice po 400 let.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.Žije ve slaných jezerech.
Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar.Na východním pobřeží jsou veliké zálivy.
Alak sözü batak, balçık demektir. Toprak yaşamı simgeler. Moğolcada Alah öldürmek [3] demektir.Je spojen se slovesem dostat.
1830'da General Pavel Kiseleff, bataklığı boşaltarak, araziyi halka açık bir bahçe haline getirdi.În 1830, generalul Pavel Kiseleff a dispus secarea bălții și transformarea terenului într-o grădină publică.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Pentru moment, era mai sigur la țărm.
Argonotlar, günümüz şehirleri Vrhnika ve Ljubljana arasında, bataklıkla çevrili bir göl bulmuşlardır.Între orașele Vrhnika și Ljubljana, argonauții au găsit un lac înconjurat de o mlaștină.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.Cea mai mare parte a bazinului este valorificată agricol.
Batkın adı bataklıktan gelmektedir.Denumirea provine de la banană.
Anakaraya ulaşmayı başardıklarında, Sylvain kıyıya yakın bir yerde kum bataklığına batarak öldü.Mire sikerült visszatérnie, Ariadné holtan feküdt a tengerparton.
Diğer kısımları bataklık ve çamurdur.A többi rét és mocsár.
Ginza, 16. yüzyılda doldurulan eski bir bataklığın üzerine kurulmuştur.Ginza eredetileg egy mocsár volt, melyet a 16. században töltöttek fel.
Dağa tırmanırken bir bataklığa saplanıp kalır bu sırada aşağıdan ateş sesleri duyar.Felmászik egy hegyre, itt figyel fel rá, hogy a partról füst száll fel.
Bu kuş, bataklık kiraz kuşuna boyut olarak benzerdir, ama gagası daha uzundur.Ez a madár körülbelül akkora, mint a szarka (Pica pica), de a farka hosszabb.
Okavango Deltası ya da Bataklığı, Botsvana'da dünyanın denize dökülmeyen en büyük iç deltasıdır.Az Okavango-delta (más néven Okavango-mocsár) a világ legnagyobb szárazföldi deltatorkolata Botswanában.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.A temető nagy részét kiadták bérbe földművelésre.
Helikopter bir bataklığa düşer ve bataklıktan yollarına devam ederler.Sikerül lerázni az üldözőket és egy vonaton elszökni a mocsárba.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Ezen a területen egykor mocsár volt.
Böylece ova bataklıktan kurtarılmıştır.Tällä tavoin tämä heimo pelastettiin tuholta.
2. Sahne: Sığ ve bataklık bir sahil gölü.Diabaasi Teema 1. Korkea ja matala rannikko.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Löytöpaikka on ollut silloin ranta-aluetta.
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.Nyrkkeilytyyli on tärkeä osa taktiikkaa.
1950 yılında bataklıkların kurutulması ile ilgili kanun yayınlanmıştır.Vuonna 1950 poistettiin paitsiosääntö.
Ölü Bataklıklar'da hiçbir krallık veya şehir yoktur.Westerosissa ei ole kuninkaita eikä kaupunkeja.
Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar.Laidun on siellä parempaa kuin itärannikolla.
Otomobili bataklığa götürür ve gömülmesini sağlar.Se munii kasan päälle ja hautoo siinä.
Pripet bataklıkları çevresinde geniş bir alana yayılan turbalıklar son zamanlarda ıslah edilmiştir.Gros ventrein välillä lähes sukupuuttoon kuollut kieli on nykyään uudelleen elvytetty.
Köyün çevredeki birçok tuz bataklığı bulunmaktadır.Lähistöllä on useita suolajärviä.
Yoda, Dagobah gezegenindeki bataklıklarda saklanmaya gitti.Ο Γιόντα αυτοεξορίζεται στον βαλτώδη πλανήτη του Dagobah.
Okaliptus ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.Οι Καταριανοί καταναλώνουν μεγάλες ποσότητες νερού την ημέρα, χρησιμοποιώντας περίπου 400 λίτρα.
Çocuğun ayaklarını kesip, onu bir bataklığa attılar.Έδεναν τα χέρια και πόδια του κατηγορουμένου και τους έριχναν σε μία λίμνη.
Cadılar Bataklıklarda yaşamaktadır.Οι μάγισσες ζουν στα περιθώρια, στους βάλτους.
Yuvalarını sık bataklık bitkileri arasına, suyun yakınına yaparlar.Τα μόνιμα ακμαία τα συναντούμε κοντά στο νερό.
Bu nedenle bölgede bir sürü kanal, küçük ada ve bataklık bulunur.Γύρω από την πόλη βρίσκονται αρκετά ποτάμια, κανάλια και μικρά νησιά.