Avrupa'nın güneydoğusundan Asya'ya yayılan bölgede ve Afrika'da bataklıklarda ve sığ göllerde yaşar.Den yngler i et område fra det sydøstlige Europa til Asien og Afrika i sumpe og lavvandede søer.
Kuma ile Terek arasında birçok tuz gölü ve bataklık vardır.They also found more corn, and beans of various colours.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.En stor del af området blev efterfølgende udlagt til landbrugsformål.
Sarısu Gölü'nün kıyıları bataklık ve sazlıklardan oluşur.Det sydlige Djursland kystlinje består af bugter og vige.
Bu türün en çok mevcut olduğu yer, Ölü Bataklıklar ve Ölüler Yolu’dur.Her lever den mest af forrådnede plantedele og døde dyr.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Her gik kysten på det tidspunkt.
Geri kalan bölümü ise ya bataklık ya da çayırdır.Undersiden av sålen er gråbrun eller sølefarget.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Den er også registrert i mangrover.
13. yüzyılda nehir bataklığının üzerinde kale inşa edildi.Skipsbygging begynte langs elven på 1300-tallet.
Bu bariyerlerin arkasında uzanan bataklıklar bölgeyi bitkisel bir alandan açık denize dönüştürür.Dette for at sanden fra strendene skulle kunne flyttes inn over dyrket mark.
Cadılar Bataklıklarda yaşamaktadır.Kecoa-kecoa hidup di sarang-sarang.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.Hidup di lumpur air asin.
Yoksa tahta geçeceği için çok sevdiği bataklıktan ayrılmak zorunda kalacaktır.Ia menjadi marah karena pohon jarak yang ia sukai kini layu.
Bataklık, otsu bitkileri bol içerir.Anggur termasuk tanaman marga Vitis.
Popüler inancın aksine, evler su üzerinde değil, bataklık topraklarında inşa edildi.Trái ngược với niềm tin phổ biến, các ngôi nhà không được dựng lên trên mặt nước, mà chỉ là trên các đầm lầy.
Yoda, Dagobah gezegenindeki bataklıklarda saklanmaya gitti.Sống sót sau thảm hoạ, Yoda về ở ẩn ở hành tinh Dagobah.
Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.Dòng nước sau đó chảy ra khỏi đầm lầy và trở thành sông Luapula.
Islak saz bataklıklarında kuru bir yerde yuva yapar, 4-8 yumurtayı koyarlar.Chúng làm tổ trong một nơi khô ráo trên mặt đất hoặc trên cây bụi thấp, đặt 4-8 quả trứng.
Geri kalan yaklaşık % 80'i çamur düzlüğü, sığlık ve tuz bataklıklardan oluşur.Chừng 11% diện tích phá luôn ngập nước, còn 80% là bãi bùn, bãi triều và đầm muối.
Yani köyün adı Kırmızı bataklık demektir.Tên gọi của nó có nghĩa là sông trắng.
Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.Nero ra lệnh lấy hết tro tàn của đám cháy đổ ra đầm lầy Ostia.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Chỗ anh xuống là đầm lầy.
Yapı yeri (ilk seçildiğinde) şehir surlarının dışında ve bataklık bir topraktı.またこの地は越前水仙の発祥の地でもあり、群生地でもある。
Günümüzde şehrin bulunduğu alan eskiden bir bataklıktı.現在の水田地帯がかつて沼だったことによる。
Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar.鲸头鹳生活在非洲东部热带地区从苏丹共和国到赞比亚的巨大沼泽地区。
Yerler artık bataklığa dönmüştü ve zor yürüyorlardı.牠們的行動緩慢,抓力驚人,很難將牠們從樹枝上帶走。
Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar.因其形状,又称罄锤塔。
Yazın toprağın üst kısmının buzları çözülür ve zemin bataklık haline dönüşür.夏天時,表面的冰會溶化,令冰看來是白色的。
Hidra - Lerna bataklıklarında yaşayan dokuz başlı efsanevi bir canavar.히드라는 신화에 등장하는, 아홉 개의 머리를 가진 괴물이다.
Bataklıkta avlanabilir.바다사자를 사냥하기도 한다.
Yerler artık bataklığa dönmüştü ve zor yürüyorlardı.이때 방훈군은 야음을 틈타 은밀히 철수하여 성을 탈출하였다.
Diğer kısımları bataklık ve çamurdur.나머지는 스텝과 초원이다.
Dağı, bataklık ve sazlık yeri yoktur.대중교통은 없으며, 등산이 필요하다.
Bataklık valabisi (Wallabia bicolor) Avustralya'nın güneydoğusunda yaşayan küçük bir tür.왈라비아 또는 늪왈라비(Wallabia bicolor)는 캥거루과에 속하는 작은 유대류의 일종이다.
Kutlu geyiğin ardında denizi (veya bataklığı) geçerek Macar topraklarını keşfetmişlerdir.제방들을 지으면서 그들은 농사를 위하여 바다로부터 늪지대를 재주장하였다.
Son sahnede Marion’un arabasını bataklıktan vinç ile çıkartırlar.בסצנה האחרונה של הסרט, מראים את מכוניתה של מריון נגררת מהביצה.
1950 yılında Danimarka'daki Jutland Yarımadası'nda bir torf bataklığına gömülü olarak bulundu.הגופה נמצאה בביצת כבול בשנת 1950 בחצי האי יוטלנד שבדנמרק.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.הקפדה זו לעיתים גורמת להם לחלות.
Büyük Menderes Çivril Ovasını suladığı için ova bataklıktı.ידענו שזה היה הלוויתן הזה כי היה לו את הסנפיר הנפול.
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.אגודלים הוא משחק עם טקטיקה.
Bataklık bölgelerde dolaşır.Среща се в равнините.
En çok Florida bataklıklarında yaşar.Среща се само във влажните почви на Флорида.
Afrika'da tropikal bölgelerde bataklık ormanlarda bulunur.В Африка се среща в зоната на влажните тропични гори.
Bataklık mandaları özellikle Çin'de ve Güneydoğu Asya'da bulunurlar.По тъмните семена се произвеждат най-вече в Китай и Югоизточна Азия.
İngilizler yalnızca tepeye tırmanmak değil bir de bataklığı geçmek zorunda kalmışlardı.Не само те бягали от бялото нашествие.
Geri kalan yaklaşık % 80'i çamur düzlüğü, sığlık ve tuz bataklıklardan oluşur.Останалите 81 % представляват тинести наноси или солени блата.
19. yüzyılın başlarında bataklık kıyıları sadece bir avuç fakir köylüye ev sahipliği yapıyordu.U ranom devetnaestom stoljeću močvarne obale su bile dom samo nekoliko siromašnih seljaka.
Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar.Živi u tropskim dijelovima istočne Afrike, u močvarnim područjima od Sudana do Zambije.
En çok Florida bataklıklarında yaşar.Najviše ih je živjelo u Floridi.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Tada je to bilo močvarno zemljište.
Kıyı gerisinde lagün gölleri, bataklıklar bulunur.Kao i drugdje na jadranskoj obali, nazočni su gušteri.
Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar.Međutim, iznimke postoje prvenstveno duž istočne obale.
Tamamiyle bataklıktır.Područje je dosta močvarno.
Bu kurutulan bataklık arazide kurulan dördüncü yerleşkedir.Bila je to četvrti prekooceanski broda pronađen u ovom području.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Zarez označava da se neko slovo s početka ili kraja izbacuje iz rješenja.
Yani köyün adı Kırmızı bataklık demektir.Njeno ime znači Bijela rijeka.
Leyleksilerin hepsi bataklık ve sığ sulardaki yaşama uyum sağlamıştır.Druge su se prilagodile živjeti u plimnim bazenima.
Bu bölgede çok sayıda bataklık ve sazlık bulunmaktadır.Postoji još čitav niz kaštela i utvrđenja na ovom području.
Ağaçlıklı bataklıklarda ve diğer su yakınındaki ormanlık alanlarda yaşar.Žive kako u šumama tako i blizu vode.
Avrupa'nın güneydoğusundan Asya'ya yayılan bölgede ve Afrika'da bataklıklarda ve sığ göllerde yaşar.Vyskytujú sa od juhovýchodnej Európy po Áziu a Afriku v močiaroch a plytkých jazerách.