Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.Le sue acqua quindi fuoriescono dalle paludi come fiume Luapula.
Derin ve bataklık suları tercih ederler.Preferisce suoli profondi e umidi.
Bataklıkların kurutulmaya başlanmasıyla Pirinç üretimi süresiz olarak askıya alınmıştır.Durante la risalita dei fiumi smette di nutrirsi.
Bataklıkta avlanabilir.Caccia in banchi.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.Gran parte della Camargue esterna è stata drenata per fini agricoli.
Sulak ve bataklık yerlerde kolay yürüyebilirler.Fa piacere passeggiare nei prati puliti.
Geri kalan bölümü ise ya bataklık ya da çayırdır.Il rimanente territorio è a pascolo o a seminativo.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.È molto comune nelle Mangrovie.
İran sınırında büyük bataklıklar görülür.Vi furono anche molti casi di sconfinamenti sul confine iraniano.
Bataklıkları kurutarak tarım yapmaya çalışmışlar.I savellesi cercarono sempre di acquistare i terreni coltivati.
Son sahnede Marion’un arabasını bataklıktan vinç ile çıkartırlar.Il film si chiude con la scena della riemersione della macchina di Marion, ripescata dalla palude.
Böylece Toprak örtüsü ve bataklıklar donar.Non calma le piante da terra e i barbanvedi.
Burası bataklık olduğundan sivrisinekler çok fazladır, bir süre sonra azıkları biter.Se Mario salta su quelle tartarughe, esse esplodono dopo pochissimi secondi.
İhaleli Batak Koz Maça Oyuncu Sayısı 4 kişi.Il numero canonico di giocatori per partita è di quattro.
Çocuğun ayaklarını kesip, onu bir bataklığa attılar.Infine gli legarono delle pietre ai piedi e lo gettarono in mare.
Yani köyün adı Kırmızı bataklık demektir.Il nome della montagna significa dunque “montagna rossa”.
Birçok balıkçıl bu bataklıklarda yaşıyor.Много цапель живёт на этих болотах.
Enfeksiyon bataklıktan geldi.Зараза пришла из болота.
Popüler inancın aksine, evler su üzerinde değil, bataklık topraklarında inşa edildi.Вопреки расхожему мнению, свайные дома были возведены не на воде, а на болотистых берегах.
O ve Parsons ailesi bataklığın yanında yaşarlar.Он и его семья живут по соседству от семьи Симпсонов.
Burası, araştırma yapıldığı 1980'li yılların başlarında bataklıktı.В начале 1980-х там ещё можно было купаться.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Зачастую это существа, испускающие жар.
İngilizler yalnızca tepeye tırmanmak değil bir de bataklığı geçmek zorunda kalmışlardı.Джерри придётся не только побегать по парку, но и поплавать в воде.
Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.Затем вода из болот вытекает через реку Луапула.
Bataklık bölgelerde dolaşır.Протекает по Баварии.
Yuvalarını bataklığın sığ sularında veya bir tümseğin üzerinde yaparlar.Они живут у подножья горы Сумеру или в море вокруг неё.
Bataklık anlamından gelmekte.Противоположно по смыслу приливу.
Klibin başlangıcında Rihanna bir bataklığın içinden çıkarak şarkıya başlamaktadır.В начале кошмара Блейка появляется коза.
Trenle ormanlar, bataklıklar, volkanlar ve okyanuslara ve tarihi mekanlara yolculuk yapılabilinir.Туристы могут совершать походы к водопадам, по лесу, к историческим памятникам.
Sovyet tankları bataklığın yanındaki korulukta çok iyi gizlenmişti.Большинство голландских кораблей были хорошо укрыты в бухте.
Batak, taktiğe dayalı bir iskambil oyunudur.Игра представляет собой пошаговую тактическую ролевую игру.
Bu kurutulan bataklık arazide kurulan dördüncü yerleşkedir.Нынешняя башня является уже четвёртой, построенной на этом месте.
Geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bir bataklık hâline geldi.وعلى مر الزمان أصبح هذا الخليج الذي أُعِد للاحتفالات البحرية التقليدية مستنقعاً.
Bataklıklar ülkenin 1/6’ini kaplar.كتاب "سلسلة "هذه بلادنا 1.
Ginza, 16. yüzyılda doldurulan eski bir bataklığın üzerine kurulmuştur.بينت غينزا على مستنقع سابق كان قد أستخدم في القرن السادس عشر.
Kuzey bölgeler bataklıklarla kaplıdır.كانت الشواطئ الشمالية مغطاة ببردي.
Honey Island Bataklık Canavarı'nın kızıdır.ليلى بنت الصحراء.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.تعيش في مياه السخانات.
Bu nedenle bölgede bir sürü kanal, küçük ada ve bataklık bulunur.لهذا السبب، توجد بها العديد من البحيرات الصغيرة والمستنقعات والأنهار.
Genellikle bataklıklar sıtma vb. hastalık kaynağıdır.في الكلاب، غالباً ما يكون الصرع وراثيًا.
Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.A água depois flui para o rio Luapula.
O ve Parsons ailesi bataklığın yanında yaşarlar.Ele e seus três filhos lutam ao lado de Caspian.
Kimsesiz geçen yılların ardından bölge bataklığa dönüşmüştür.A região tornou-se, por algum tempo, uma terra de ninguém.
Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.Para prevenir o paludismo, Nero recolheu os entulhos do incêndio.
Amerikalılar ile Almanların arasında bir bataklık vardır.Sabes o que há entre polacos e alemães.
10 yıl boyunca Neva Nehri deltasında büyük bir bataklık alan ıslah edildi.Durante décadas se debate qual é o nascedouro do rio Uruguai.
Ormanlık, bataklık, savan ve açık alanlarda bulunabilir.Pode Ser Encontrado em Pastos, Florestas e Savanas.
Bu düzlük otlaklardan ve ormanlardan meydana gelir ve Büyük Allen bataklığı da bu ovadadır.Esta fruta ocorre em cerrados e cerradões, ao longo de todo o bioma Cerrado.
Mezopotamya Bataklıkları, Irak'ın güneyinde bulunan bataklıklardır.Estado de Aves aquáticas em Restaurada Sul do Iraque Pântanos.
Yerler artık bataklığa dönmüştü ve zor yürüyorlardı.Zij trokken ten strijde en maakten buit.
Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar.Ze komen voor in tropisch Oost-Afrika in uitgestrekte moerasgebieden van Soedan tot Zambia.
Lucian 'ın arkadaşları bataklıkta yaşayan kısa boylu Tony Parsons ve okul arkadaşı Mary 'dir.Lucien is bevriend met Tony Parsons, een kind uit het moeras.
Su atkuyruğu bazen bataklık atkuyruğu (E. palustre) ile karıştırılır.Het sediment (klei en silt) wijst op stilstaand tot zwakstromend water.
Okavango Deltası ya da Bataklığı, Botsvana'da dünyanın denize dökülmeyen en büyük iç deltasıdır.De Okavangodelta (of Okavangomoeras) in Botswana is de grootste binnenlandse delta ter wereld.
Diğerleri ise mangrov bataklıklarından gelmektedir.Deze komen van de boselfen van Demsterwold.
Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.Het water stroomt dan uit de moerassen als de Luapula.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Er zijn ook populaties die voorkomen in mangroves.
Yuvalar genellikle suya yakın ağaçlarda bazen de bataklıklarda ya da suda bulunan küçük adacıklardadır.Met name kleine kinderen verdrinken soms al in kleine plasjes water of in een ligbad.
Bataklığın büyük kısmı tarım amacıyla kurutulmuştur.Het moeras is deels drooggelegd mede voor landbouwdoeleinden.
Kuzey bölgeler bataklıklarla kaplıdır.Jej północna część była pokryta bagnami.