Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.그렇지만 불행하게도 늪에 빠졌고 나오지 못했죠.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Malang baginya, dia terjatuh dalam rawa dan tidak bisa keluar.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Malheureusement pour lui, il est tombé dans un marécage et n'a pas pu en sortir.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Na swoje nieszczęście, wpadł w bagno, z którego już się nie wydostał.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Ongelukkig voor hem, viel hij in een moeras en kon er niet meer uit komen.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Sfortunatamente per lui, è caduto in una palude e non è riuscito a uscirne.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Unglücklicherweise fiel er in einen Sumpf und konnte sich nicht befreien.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Δυστυχώς γι' αυτόν, έπεσε σ' ένα βάλτο και δεν μπορούσε να βγει.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.За негово нещастие, той е паднал в блато и не е успял да излезе.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.На свою беду он упал в болото и не смог из него выбраться.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.לרוע מזלו, הוא נפל לתוך ביצה ולא יכול היה לצאת.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.ولسوء حظه، وقع في مستنقع ولم يتتمكن من الخروج منه.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.不幸にも湿地帯に捕まって 抜け出せなくなりました そのため急速に骨が埋められ きれいに保存されたのです
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Anda bisa lihat dia berjalan bertelanjang kaki di tanah yang jelek dan becek dan lain-lain
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Bạn có thể thấy anh này đang đi chân đất trên nền đất gồ ghề, đôi khi còn lầy lội nữa, vân vân và vân vân.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Îl puteți vedea umblând în picioarele goale. pe un pământ ciudat, câteodată mlăștinos, și așa mai departe.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.맨발로 위험한 길과 때로는 늪지대 등을 걸어야 합니다.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Możecie zobaczyć go na boso na dziwnej ziemi, czasami na błotnistej ziemi, itd, itp.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Můžete jej vidět chodit bosého po nerovné, někdy i blátivé cestě, a tak dále.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Potete vederlo camminare scalzo su terreno sconnesso, talvolta su terreno paludoso, e così via.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Uno puede verlo caminar descalzo en un terreno horrible, a veces pantanoso, o incluso peor.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.U ziet dat hij blootsvoets loopt, op ongelijk, soms moerasachtig land. Enzovoort, enzovoort.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.Виждате, човекът ходи бос по неудобна, а понякога и в блатиста земя. И така нататък и така нататък.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.תוכלו לראות אותו הולך יחף על אדמה מסורבלת, לפעמים בביצות, וכדומה.
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.فانت ترأه يمشي حافياً علي ارضاً غير مستوية ,وربما في المستنقعات حتي , وما الى ذلك
Onu çıplak ayakla engebeli tarlalarda, bazen bataklığa benzer yerlerde yürürken görebilirsiniz.足場の悪い道やぬかるんだ道を 歩いています より重要なことに
- Puslu Çukur mu? - Diğerlerini yakaladığı bataklık.Das da vor uns ist Fog Hollow.
- Puslu Çukur mu? - Diğerlerini yakaladığı bataklık.-- لا ، أنا أقول لكم ، لا! -- لا تتوقف! لا!
- Puslu Çukur mu? - Diğerlerini yakaladığı bataklık.待つ。それは前に霧の中空です。
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Angin sendiri telah berhenti dan langit, biru cemerlang melengkung tinggi di atas Moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.A szél is elállt, és ragyogó, mély kék ég ívelt át a nagy mocsaras.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.De wind zelf had opgehouden en een briljante, diepblauwe lucht gebogen hoog boven de heide.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.El mismo viento había cesado y el cielo brillante, azul oscuro arco de altura sobre el páramos.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Gió chính nó đã chấm dứt và một bầu trời màu xanh rực rỡ, sâu cong cao trong moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.바람 자체는 정지했고 멋지고, 깊은 푸른 하늘은 이상의 높은 아치
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Le vent lui-même avait cessé et un brillant, ciel bleu profond cambrés élevé au cours des landes.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Lo stesso vento era cessato e brillante, blu profondo del cielo ad arco alta sopra la brughiera.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.O próprio vento cessou e um brilhante, céu azul profundo em arco de alta sobre o moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Tuuli itse oli lakannut ja loistava, syvän sininen taivas kaareva korkea yli moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vântul a încetat şi ea însăşi a avut un cer strălucitor, albastru arcuite peste mare moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Veter se je prenehalo in briljantno, globoko modro nebo obokani veliko preveč močvirij.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vietor sám prestal, a vynikajúci, temne modrej oblohy klenuté vysoko nad vresoviská.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vinden selv var ophørt, og en strålende, dyb blå himmel hvælvede højt over hede.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vinden själv hade upphört och en lysande, djupt blå himmel välvd högt över hedar.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vítr sám přestal, a vynikající, temně modré oblohy klenuté vysoko nad vřesoviště.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Wiatr się przestał i błyskotliwy, błękitne niebo wysklepione wysoko nad wrzosowiska.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Ο άνεμος ίδια είχε σταματήσει και μια λαμπρή, βαθύ μπλε ουρανό τοξωτά ψηλά πάνω από τις moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Ветер сам перестал и блестящие, темно-синие небо высоко над арочными болотистая местность.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Вітер сам перестав і блискучі, темно-сині небо високо над арочними болотиста місцевість.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Вятърът бе прекратено и брилянтна, дълбоко синьо небе, извита високо над бърда.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.הרוח עצמה חדלה ושמיים מבריק, כחול עמוק קשתי גבוה מעל
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.كانت الرياح نفسها وتوقفت ، السماء الزرقاء العميقة الرائعة يتقوس عاليا فوق
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.荒野。 、メアリーは、空を夢見ていませんでした決してないので
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli veBerichte sind in der ganzen Stadt kommen.
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli ve넌 말마시안 늪 깊숙히 들어가거라
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli ve Paul adında eski bir şövalyenin yardımını istemelisin.Devi andare in profondità nella palude Marmitian, e cercare l'aiuto di un cavaliere di nome Paul.
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli ve Paul adında eski bir şövalyenin yardımını istemelisin.Du skal gå helt ind i Marmitian Swamp, og søge hjælp hos en gammel ridder ved navn Paul.
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli ve Paul adında eski bir şövalyenin yardımını istemelisin.Kamu harus menyelusuri Marmitian Swamp, dan minta pertolongan ke ksatria tua bernama Paul.
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli veيجب ان تذهب عميقا فى مستنقع "سوامب"
Sen Marmitian Bataklığı'nın derinliklerine gitmeli veポールという老騎士の助けを求めてくれ