Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Kan du sätta en sävhank i hans nos eller borra en hake genom hans käft?
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Kan du sette en sivline i dens nese og gjennembore dens kjeve med en krok?
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.그것이 연 줄기 아래나 갈 밭 가운데나 못속에 엎드리니
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Kunt u hem met een touw door zijn neus in bedwang houden of zijn kaak met een pin doorboren?
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Líha pod tônistými stromami, v skrýši trsti a bahna.
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Pod cienistem drzewem lega w skrytościach trzciny i błota.
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Pod lotosovo drevje leže počivat, v skrivališča trstja in močvirja;
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Se culcă supt lotus, în mijlocul trestiilor şi mlaştinilor.
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Se recuesta debajo del loto en lo oculto del cañaveral y del pantano
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Sotto le piante di loto si sdraia, nel folto del canneto della palude
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Voitko kiinnittää kaislaköyden sen kuonoon ja väkäraudalla lävistää siltä posken?
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Zdali dáš kroužek na chřípě jeho, aneb hákem probodneš čelist jeho?
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Πλαγιαζει υποκατω των σκιερων δενδρων, υπο την σκεπην των καλαμων και εν τοις βαλτοις.
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.Ляга под сенчестите дървета, В съкровището на тръстиката, и в блатата;
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.תחת צאלים ישכב בסתר קנה ובצה׃
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.تحت السدرات يضطجع في ستر القصب والغمقة.
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.他 伏 在 蓮 葉 之 下 、 臥 在 蘆 葦 隱 密 處 、 和 水 窪 子 裡
Hünnap çalıları altında, Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.他 伏在 蓮葉 之下 、 臥 在 蘆葦隱 密處 、 和 水窪子裡
İşimiz bittiğinde. Aptal herif bataklıktan kaçmaya çalıştı.Cet imbécile pensait pouvoir s'échapper dans les marécages
İşimiz bittiğinde. Aptal herif bataklıktan kaçmaya çalıştı.Colegi stupid a încercat să scape prin mlaştini de Hollow pe timp de ceaţă.
İşimiz bittiğinde. Aptal herif bataklıktan kaçmaya çalıştı.De domme man probeerden te ontsnappen door de moerassen van Fog Hollow.
İşimiz bittiğinde. Aptal herif bataklıktan kaçmaya çalıştı.Глупав колеги се опитали да избягат блатата на мъгла Hollow.
İşte İsa'nın dirildiği an. Kömür madenleri bataklığa döndü.Zrobił się niezły kocioł.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.A jungiánus pszichoanalitikusok a szégyent a lélek mocsárvidékének nevezik.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Analiştii Jung numesc ruşinea mlaştina sufletului.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Các nhà phân tích tâm lý học gọi sự xấu hổ là đầm lầy của tâm hồn.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Gli junghiani definiscono la vergogna la palude dell'anima.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungiaanse analytici noemen schaamte het moeras van de ziel.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungianska analytiker kallar skam för själens sumpmark.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungianske analytikere kalder skam sjælens sumpland.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungilaiset kutsuvat häpeää sielun suoksi.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungovski analitiki sram imenujejo močvirje duše.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jungovští analytici nazývají stud močálem duše.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Jung'sche Analysten nennen Scham den Sumpf der Seele.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.융 심리학자들은 수치심을 영혼의 늪지대라고 표현했습니다.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Les jungiens appellent la honte les marécages de l'âme.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Los seguidores de Jung denominan a la vergüenza los pantanos del alma.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Os analistas da escola Jung chamam à vergonha o pântano da alma.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Psychoanalitycy szkoły Junga nazywają wstyd bagnem duszy.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Tí, ktorí analyzujú Junga, volajú hanbu močiar duše.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Οι γιουνγκιανοί αναλυτές αποκαλούν ντροπή τον βάλτο της ψυχής.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Послідовники Юнга називають сором болотом душі.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Юнговские аналитики называют стыд болотом души.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.Юнг-терапевтите наричат срама блатото на душата.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.המטפלים היונגיאניים מכנים את הבושה "אדמת הביצות של הנפש"
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.يطلق المحللين بأسلوب كارل يونج مسمى مستنقع الروح على العار.
Jungcu analistlere göre utanç ruhun bataklığıdır.恥を「魂のぬかるみ」と呼びます 今からそこに足を踏み入れましょう
Kömür madenleri bataklığa döndü.I minatori si impantanano per trasportare il carbone.
Kömür madenleri bataklığa döndü. Kömürün taşınması gerekti raylar işi kolaylaştırdıA bányászok csillével hurcolták a szenet, ezt könnyítették meg a sínek.
Kömür madenleri bataklığa döndü. Kömürün taşınması gerekti raylar işi kolaylaştırdıMijnwerkers werken hard om kolen te ontginnen, sporen maken het gemakkelijker.
Kömür madenleri bataklığa döndü. Kömürün taşınması gerekti raylar işi kolaylaştırdıMinerii se împotmolesc cu exploatarea cărbunelui, șinele o fac mai simplu.
Kömür madenleri bataklığa döndü. Kömürün taşınması gerekti raylar işi kolaylaştırdıOs mineiros cavam cada vez mais fundo, os carris simplificam a tarefa.
Kömür madenleri bataklığa döndü.Se desencadena el infierno.
Kömür madenleri bataklığa döndü.Углекопы работают крайне медленно, так как вынуждены тащить на себе добытый уголь.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.역할을 하는 해수소택지와 해변 망의 놀라운 지리적 특징들이 존재하고 있음을 확인할 수 있습니다.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.ומטריצה של ביצות מלח וחופים ששימשו כשוברי גלים טבעיים לאזורים המיושבים.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.ومصفوفة من المستنقعات المالحة والشواطئ التي خدمت تضعيف موجة الطبيعة لتسوية المرتفعات.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.自然の波を減衰させ 陸地での居住に役立っているのです。 私達は同時に
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Desafortunadamente para él, cayó a un pantano y no pudo salir.
Ne yazık ki bir bataklığa düşmüş... ...ve oradan çıkamamış.Din păcate pentru el, a căzut într-o mlaștină și nu a mai putut să iasă.