batıl ile cümle

batıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Cô ấy sống ở New York, nhưng cô không cố gắng trở thành một nghệ sỹ Tây phương.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Dia tinggal di New York, namun dia tidak pernah mencoba untuk menjadi seniman Barat.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Ea locuieşte în New York, dar nu încearcă să fie un artist vestic.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Ela mora na cidade de Nova Iorque, mas não tenta ser uma artista ocidental.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Elle vit à New York, mais elle n'essaye pas d"être une artiste occidentale.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.쉬린은 뉴욕에서 살지만 서양 예술가가 되려고 하지 않고
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.New York-ban él, de nem próbál nyugati művész lenni.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Sie lebt in New York City, aber versucht nicht, eine westliche Künstlerin zu sein.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Vive en Nueva York, pero no pretende ser una artista occidental.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Vive nella città di New York, ma non cerca di essere un'artista occidentale.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Ze woont in New York, maar tracht niet een westerse kunstenaar te zijn.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Ζει στη πόλη της Νέας Υόρκης αλλά δεν προσπαθεί να γίνει μια Δυτική καλλιτέχνιδα.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Она живёт в Нью-Йорке, но не стремится быть западным деятелем искусства.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.Тя живее в Ню Йорк, но не се опитва да бъде западен творец.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.היא גרה בניו יורק, אבל לא מנסה להיות אמנית מערבית.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.تعيش في مدينة نيويورك، لكنها لا تحاول أن تكون فنانة غربية.
New York'ta yaşıyor ama o batılı bir sanatçı olmaya çalışmıyor.どちらかと言えばイランの
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.Bohužel si myslím, musím říct, že si myslím, že přístup k Číně je ukázkou omezené západní mentality.
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.불행히도 제 생각에는 중국을 대하는 태도는
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.Na žalost, mislim, da je tako, da je naš odnos do Kitajske, odsev mišljenja nekega malega Zahodnjaka.
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.Niestety, myślę, że stosunek do Chin wypływa z zachodniej mentalności.
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.К сожалению, я вынужден сказать: мне кажется, отношение к Китаю формируется западной ментальностью.
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.На жаль, я думаю, я маю сказати, що я думаю ставлення до Китаю є щось типу маленької західної ментальності.
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.לצערי אני חושב, עלי להודות שאני חושב שהגישה כלפי סין
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.للاسف كما اعتقد وكما يتوجب ان اقول انه الانطباع تجاه الصين
Ne yazık mi bence, bu benim düşüncem, bizim Çin'e bakış açımız o malum Batılı tarafımızı yansıtıyor.私が思っていることを言わないといけませんが 中国に対する態度というものが 少し西洋精神だということなのです
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Byłem wtedy bardzo przesądny.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.En esa época yo era muy supersticioso.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Et, à l'époque, j'étais très superstitieux.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Hồi đó tôi còn rất mê tín.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Ik was toen erg bijgelovig.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.그 당시 저는 매우 미신을 믿는 편이어서
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.La momentul acela eram foarte superstițios.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Nessa altura, eu era muito supersticioso.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.Zu dieser Zeit war ich sehr abergläubisch.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.В то время я был очень суеверным.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.В той час я був дуже забобонним.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.По това време бях много суеверен.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.ובאותו זמן הייתי בעל הרבה דעות קדומות.
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.وفي ذاك الوقت كنت أؤمن بالخرافات كثيراً
O dönemlerde çok batıl inançlarım vardı.着陸時に - 当時はまだ昔の香港空港で
Ona büyük saygı duyar ve adına... Batılı Bilge deriz.Me kunnioitamme häntä, ja kutsumme häntä Lännen Viisaaksi.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.반면, 이건 미신이 저를 갖고 논다는 것을 가르쳐줬지요. 전 홍콩에서 정말 최악의 시간을 보냈거든요.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.Pe de altă parte, pentru că am avut o ședere îngrozitoare în Hong Kong.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.Por otro lado, ésto me enseñó a dónde me lleva la superstición porque realmente lo pasé fatal en Hong Kong.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.Por outro lado, também me ensinou como a superstição me apanhou, pois passei um tempo terrível em Hong Kong.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.Z drugiej strony, dostałem nauczkę dokąd prowadzą moje przesądy, ponieważ pobyt w Hong Kongu był okropny.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.Освен това, също ме научи докъде водят суеверията, защото си изкарах ужасно в Хонг Конг.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.מצד שני, זה גם לימד אותי לאן דעות קדומות מביאות אותי מפני שבאמת היה לי נורא בהונג קונג.
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.ومن جهة أخرى تعلمت إلى أين يوصلني إيماني بالخرافات فقد قضيت وقتاً مريعاً حقاً في هونق كونق
Öte yandan da batıl inançların beni nasıl etkilediğini gösterdi çünkü orada sahiden berbat zaman geçirdim.今回は本当に酷い香港滞在になったのです (笑い)
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Banyak pengarang merasakan tekanan ini, tapi pengarang non-Barat merasakannya lebih dari yang lain.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.De nombreux auteurs sentent cette pression, mais les auteurs non-occidentaux la ressentent plus fortement.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.이로 인해 많은 작가들은 부담을 느껴요. 비서양출신 작가들의 경우엔 그 정도가 더 심하죠.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Mnoho autorů ten tlak cítí, ale nezápadní autoři ho cítí silněji.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Molti autori sentono questa pressione, ma gli autori non occidentali lo sentono maggiormente.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Muchos autores sienten esta presión, pero los no occidentales la sienten aún más.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Muitos autores sentem esta pressão, mas os autores não ocidentais sentem-no de modo mais forte.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Mulţi autori resimt această presiune, dar asupra celor ne-occidentali apasă mai greu.
Pek çok yazar bu baskıyı hisseder, ama özellikle batılı olmayan yazarlar bunu çok daha ağır hisseder.Rengeteg író érzi ezt a nyomást, de a nem-nyugati írók még ennél is jobban érzik.

İlgili Sayfalar