Ana içeriğe geç
Sözlük

baston ile cümle

baston kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bastondan kurtulmak mı istiyorsun, kardeşim?Θέλεις να ξεφορτωθείς το καροτσάκι σου,αδερφή;
Bastondan kurtulmak mı istiyorsun, kardeşim?Искате ли да се отървете от тази проходилка, сестро?
Bastonundan kurtulmak istiyor.Dia ingin menyingkirkan tongkatnya.
Bastonundan kurtulmak istiyor.Ella quería deshacerse de su andador.
Bastonundan kurtulmak istiyor.Lei vuole fare a meno del deambulatore.
Bastonundan kurtulmak istiyor.Θέλει να ξεφορτωθεί το καροτσάκι της.
Bastonundan kurtulmak istiyor.Иска да се отърве от проходилката.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.A mala som bielu palicu v jednej ruke a kufor plný lekárskych záznamov v druhej.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Fehér bot volt az egyik kezemben és egy bőröndnyi kórházi lelet a másikban.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Ich hatte einen weissen Stock in der einen und einen Koffer voller medizinischer Berichte in der anderen Hand.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Ik had een witte stok in de ene hand en een koffer vol met medische dossiers in de andere hand.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.J'avais une canne blanche dans une main, et une valise pleine de dossiers médicaux dans l'autre.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.한 손엔 하얀색 지팡이를 짚고 있었고, 다른 쪽 손엔 서류가방 가득 병원기록들을 들고 있었지요.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Og jeg havde en hvid stok i en hånd og en kuffert fyldt med journaler i den anden hånd.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Saya memegang tongkat putih di satu tangan dan tas penuh dengan rekam medis di tangan lainnya.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Şi aveam un baston alb într-o mână şi o valiză plină cu rezultate și scrisori medicale în cealaltă.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Tenevo un bastone bianco in una mano e una valigetta piena di cartelle cliniche nell'altra.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Tenía un bastón blanco en una mano y un maletín con todos mis registros clínicos en la otra.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Tinha uma bengala branca numa mão e uma mala cheia de relatórios médicos na outra mão.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Và tôi có một cái gậy màu trắng trong một tay và một cái vali đầy những bản ghi chép y tế trong tay kia.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.W jednej ręce trzymałam białą laskę, a w drugiej, walizkę pełną dokumentów ze szpitala.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Είχα ένα λευκό μπαστούνι στο ένα χέρι και μια βαλίτσα γεμάτη ιατρικούς φακέλους στο άλλο.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.В одной руке я держала белую трость, в другой - чемодан переполненный документами с историей болезни.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.С едната си ръка се подпирах на бял бастун а в другата носех куфар с болнични изследвания.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.Я тримала в одній руці білу палицю, а в іншій - цілу валізу медичних записів.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.ביד אחת החזקתי מקל הליכה לבן וביד השניה - מזוודה מלאה מסמכים רפואיים.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.كنت أحمل عكازًا في يد وبالأخرى أحمل شنطة مملؤة بالسجلات الطبية.
Bir elimde beyaz bir baston diğerinde de raporlarımla dolu bir bavul vardı.医療書類でいっぱいのスーツケースを持っていました。 そこで、ご老人の方々は、
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Je suis ici aujourd'hui comme vous le voyez, je marche sans béquilles ni canne.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.그래서 보시는 것처럼 오늘 여기에 서있고, 목발이나 지팡이 없이 걷습니다.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Mă aflu astăzi în fața dvs. după cum puteți vedea, mergând fără cârje sau baston.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Por eso estoy parado hoy como ven, caminando sin muletas ni bastón.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Quindi oggi sono qui come potete vedere, e cammino senza stampelle o bastone.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.So stehe ich nun heute hier, wie Sie jetzt sehen, gehe ich ohne Krücke oder Stock.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Tak więc stoję tu dzisiaj i jak widzicie, chodzę bez kul czy laski.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Κι έτσι στέκομαι εδώ σήμερα όπως βλέπετε τώρα, περπατώντας χωρίς πατερίτσες ή μπαστούνι.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.И вот я стою перед вами, как видите, без костылей и без трости.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.Така че аз стоя тук днес както виждате сега, ходейки без патерици или бастун.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.אז אני עומד לפניכם היום כפי שאתם רואים, הולך ללא קביים או מקל הליכה.
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.وانا اقف اليوم اسير اليوم بدون عكازات .. ولا عصي
Bugün burda ayakta duruyorum sizinde gördüğünüz gibi, koltuk değnekleri veya bir baston olmadan yürüyorum.ご覧のように 松葉杖も杖もなしで歩けます 先週 18 ヶ月目のスキャンを受けました
Bu Motty umrunda değildi. Onun baston çiğnemeyi durdurdu ve ağzını açık oturuyordu.that Motty 마음 듯 않습니다. 그는 산책 - 스틱을 씹는 중지했다
Bu Motty umrunda değildi. Onun baston çiğnemeyi durdurdu ve ağzını açık oturuyordu.لا يبدو أن Motty إلى الذهن. وقال انه توقف عن مضغ المشي له العصا
Bu Motty umrunda değildi. Onun baston çiğnemeyi durdurdu ve ağzını açık oturuyordu.と彼の口を開けたままそこに座っていた。
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Atunci când crezi că e momentul să treci, întinde bastonul în faţă.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Jak będziesz chciała przejść, wystaw najpierw laskę przed siebie.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Keď si myslíš, že je čas ísť, iba vystrč palicu von pred seba.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Khi bạn nghĩ đã đến lúc phải đi, chỉ cần đưa cái gậy ra đó.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."네 생각에 갈 떄가 되었다고 생각할 때, 그 지팡이를 그곳으로 내밀어봐.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Når du tror det er tid til at gå, så bare stik stokken derud.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Quando achares que é altura, estica a bengala para a frente.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Quando pensi che sia ora di attraversare, metti fuori il bastone.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Quand tu sens que c'est le moment, brandis simplement la canne devant toi.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Saat kau rasa saatnya kau menyeberang, ulurkan tongkatmu.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Wanneer je denkt dat het tijd is om te gaan, steek dan je stok uit.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Wenn Du denkst, es ist Zeit zu gehen, streck einfach Deinen Stock aus.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Όταν νομίζεις ότι είναι η ώρα να περάσεις, ακούμπα το μπαστούνι εκεί έξω.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Когда решишь, что пора идти, первым делом ставь вперёд трость.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."Як ви надумаєте переходити, просто підніміть палицю.
"Geçmeyi düşündüğün zaman, bastonunu yola doğru uzat."כשתחליטי שהגיע הזמן לחצות, פשוט תושיטי את המקל.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod