Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.A Filiszteusok pedig eljövén, elszéledének a Réfaim völgyében.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Bo Filistynowie przyciągnąwszy rozpostarli się w dolinie Rafaim.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Då nu filistéerna hade fallit in i Refaimsdalen och där företogo plundringståg,
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.De Filistijnen verspreidden zich over het dal van Refaïm
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Filistejci so pa prišli in se razgrnili po dolini Refaimov.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Filistenii au venit, şi s'au răspîndit în valea Refaimiţilor.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.I Filistei giunsero e si sparsero per la valle di Rèfaim
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.블레셋 사람이 이미 이르러 르바임 골짜기를 침범하였는지라
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Kun filistealaiset olivat tulleet ja tehneet ryöstöretken Refaimin tasangolle,
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Les Philistins arrivèrent, et se répandirent dans la vallée des Rephaïm.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Los filisteos llegaron y se extendieron por el valle de Refaím
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.medens Filisterne kom og bredte sig i Refaimdalen.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Nebo když Filistinští přišli, a rozprostřeli se v údolí Refaim,
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Og filistrene kom og spredte sig utover i Refa'im-dalen.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Ora, os filisteus tinham vindo e feito uma arremetida pelo vale de Refaim.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Sementara itu orang Filistin sudah tiba di Lembah Refaim dan merampoki lembah itu
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Und die Philister kamen und ließen sich nieder im Grunde Rephaim.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Vả dân Phi-li-tin đã loán đến , tràn ra trong trũng Rê-pha-im .
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Vả dân Phi-li-tin đã loán đến, tràn ra trong trũng Rê-pha-im.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.Και ηλθον οι Φιλισταιοι και διεχυθησαν εις την κοιλαδα Ραφαειμ.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.И тъй филистимците дойдоха та нахлуха в долината Рафаим.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.И Филистимляне пришли и расположились в долине Рефаимов.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.ופלשתים באו ויפשטו בעמק רפאים׃
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.فجاء الفلسطينيون وانتشروا في وادي الرفائيين.
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.非 利 士 人 來 了 、 布 散 在 利 乏 音 谷
Filistliler gelip Refaim Vadisinde baskın yapmışlardı.非利士人 來 了 、 布散 在 利乏 音谷
Gabriel'in pelerini rüzgarda uçuşuyor, baskın yapmış gibi görünüyor.Il mantello di Gabriele ondeggia indietro al vento come lui discende.
Gazze'ye yapılan bir baskını araştırmak için kayıt yapıyorduk.Menyelidiki serbuan ke Gaza.
Gazze'ye yapılan bir baskını araştırmak için kayıt yapıyorduk.Une enquête sur une incursion dans la bande de Gaza.
Gazze'ye yapılan bir baskını araştırmak için kayıt yapıyorduk.Wir untersuchten eine Grenzverletzung Israels.
Gazze'ye yapılan bir baskını araştırmak için kayıt yapıyorduk.كان الفيلم يتناول غارة شُنت على غزة.
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Aby zatrzymać powódź łez, Które, zbyt dużo myślących o sobie sam,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Ak chcete zastaviť príliv slzy, ktorý, moc hneval sa tým, že je sama,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Če želite ustaviti poplave solze, Ki, preveč mislečimi, ki jih sama sam,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Chcete-li zastavit příliv slzy, kterýž, moc zlobil se tím, že je sama,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Để ngăn chặn ngập lụt nước mắt; Trong đó, quá nhiều có đầu óc mình một mình,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,For at stoppe oversvømmelsen af hendes tårer, som, alt for meget minded for sig selv alene,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,För att stoppa översvämning av hennes tårar, Vilket, för mycket sinnade själv ensam,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,눈물의 범람을 중지하려면, 혼자 혼자 너무 마음이 어떤,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Leállításához árvíz az ő könnyei, mely, túl sok gondolkodó a maga egyedül
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Om de inundatie van haar tranen te stoppen, welke, te veel gelijkgestemde door haarzelf alleen,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Para detener la inundación de sus lágrimas, lo que, demasiado mente por sí sola,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Para parar a inundação de suas lágrimas, o que, demasiado ocupado pelo sozinha,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Pentru a opri lacrimile de inundaţie; Ceea ce, prea mult de ea minte singur,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Per fermare l'inondazione delle sue lacrime, la quale, troppo mentalità da sola,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Pour arrêter l'inondation de ses larmes, qui, trop d'esprit par elle seule,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Um die Überschwemmung ihrer Tränen zu stoppen, was, zu viel Gleichgesinnten durch sich allein,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Untuk menghentikan genangan air matanya, Yang, terlalu banyak berpikiran sendiri saja,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Voit lopettaa tulva hänen kyyneliin, jossa myös paljon ajattelevia yksin yksin,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Για να σταματήσει η πλημμύρα των δακρύων της? Ποια, πάρα πολύ μυαλό από τον εαυτό της και μόνο,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,За да спрете наводнение от сълзите си, Което, твърде много мислещи само от себе си,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,Чтобы остановить затопление слезы, каких, слишком много настроенных сама одна,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,כדי לעצור את מבול הדמעות שלה, אשר, גם אופקים הרבה בכוחות עצמה בלבד,
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,لوقف غمر دموعها ، الذي ، أيضا الكثير من التفكير بنفسها وحدها ،
Gözyaşları su baskını durdurmak için yalnız başına çok fazla düşünen,社会で、彼女から入れることができる:今、あなたはこの速攻の理由を知っていますか。
Her durumda, baskın grup, insanların dikkatini çekmemiş olur.Dans chaque cas, le groupe dominant n'y prête pas attention.
Her durumda, baskın grup, insanların dikkatini çekmemiş olur.En cada caso, el grupo dominante no pone atención.
Her durumda, baskın grup, insanların dikkatini çekmemiş olur.In ieder van de gevallen wordt de dominante groep genegeerd...toch?
Her durumda, baskın grup, insanların dikkatini çekmemiş olur.In jedem dieser Fälle wird der dominierenden Gruppe keine Beachtung geschenkt.
Her durumda, baskın grup, insanların dikkatini çekmemiş olur.In ogni caso, non si presta attenzione alla maggioranza.