Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.فلنقول ان لون العين البنى سائد ولون العين الأزرق متنحى.
Bu yüzden marihuana satmaya başladı. Bir uyuşturucu baskını sırasında yakalandı.Do đó, anh bắt đầu bán cần sa và bị bắt trong một cuộc càn quét ma túy.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olan70〜80年代は圧倒的にラグーが売れていました
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olan80년대 초반, 캠벨 사는 라구에 대항할 프레고를 만들었습니다.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanA Campbell's criou a marca Prego.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanCampbell's je delal Prego in Prego je v začetku 80ih tekmoval z Ragujem,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanIch sos Prego na początku lat 80. konkurował z Ragu,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanקמפבל ייצרו את פרגו ופרגו, בתחילת שנות ה-80, התקשתה להתחרות בראגו,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanشركة كامبل صنعت منتجها بريجو, و بريجو كانت تكافح في الثمامنيات للبقاء امام راجو ,
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Hvis nogen slår til mod Radio Capital, er det nok ledelsesgruppen.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Jeśli Radio Capital ucichnie, a pani Bradley umrze, będzie to wina generałów.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Om nån slår till mot Radio Capital är det säkert befälsgruppen.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Upseerit, jos radioasemalla isketään ja rouva Bradley tapetaan.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Κατέλαβαν το Ράδιο Κάπιταλ, θα σκότωναν την κ. Μπράντλεϊ. Είναι έργο των αξιωματούχων!
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Если на радио будет налёт и госпожа Брэдли погибнет, значит, замешано руководство.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.A mobiltelefon a szabadság eszköze, s ugyanakkor az elnyomás eszköze.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Das Handy ist ein Instrument der Freiheit und ein Instrument der Unterdrückung.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.De mobiele telefoon is een instrument van vrijheid en een instrument van onderdrukking.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Điện thoại là phương tiện của tự do và cũng là phương tiện của áp bức.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.El celular es un instrumento de libertad y, a la vez, un instrumento de opresión.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Il telefono cellulare è uno strumento di libertà e uno strumento di oppressione.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.휴대 전화는 자유의 도구이면서 억압의 도구입니다.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Le téléphone portable est un instrument de liberté et un instrument d'oppression.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Mobil je nástrojom slobody a nástrojom utláčania.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Telefon jest narzędziem wolności i narzędziem opresji.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Telefonul mobil e un intrument al libertăţii şi un instrument al opresiunii.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Το κινητό τηλέφωνο είναι ένα εργαλείο ελευθερίας και ένα εργαλείο καταπίεσης.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобилният телефон е инструмент на свободата, но и на поттисничеството.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобильный телефон — это иструмент борьбы за свободу и одновременно — иснтрумент угнетения.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобільний телефон - інструмент свободи та інструмент утисків.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.הטלפון הסלולרי הוא כלי להשגת החירות וגם כלי לדיכוי.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.الهواتف النقالة هي أداة الحرية وأداة الظُلم.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.抑圧も生み出してしまう 道具なんです TEDは人々にとって
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.A gyerekeim azt szokták mondani, hogy az egyik szenvedélyem azért kicsit jobban meglátszik.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Copiii mei obişnuiesc să-mi spună că una dintre cele două pasiuni este ceva mai evidentă decât cealaltă.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Deti mi hovoria, že jednu z tých vášní na mne vidno viac.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.I miei figli di solito mi dicono che una di queste passioni è più evidente dell'altra.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler. (Kahkahalar)Con cái tôi thường nói với tôi rằng một trong những đam mê này nổi trội hơn mấy cái còn lại (Cười)
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.제 아이들은 이렇게 말하곤 합니다. 그 두가지 중 어느 한쪽에 아주 조금 더 열정적인 것 같긴 하다고요.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mé děti mi většinou říkají, že jedna z těchhle vášní je nápadnější.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Meine Kinder sagen mir immer, dass eine Leidenschaft ein bisschen offensichtlicher ist als die andere.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mes enfants me disent souvent qu'une de ces passions est un peu plus visible que l'autre.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mijn kinderen zeggen me meestal dat één van beide passies wat beter zichtbaar is dan de andere.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mis hijos me dicen que por lo general una de esas pasiones es un poco más evidente que la otra.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Moje dzieci zazwyczaj mówią mi, że jedna z tych pasji jest trochę bardziej oczywista. (Śmiech)
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Os meus filhos costumam dizer-me que uma destas paixões é um bocado mais visível do que a outra.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Τα παιδιά μου συνήθως μου λένε πως το ένα πάθος φαίνεται περισσότερο από το άλλο.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Мои дети обычно говорят мне, что одна страсть более очевидна, нежели другая.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Моите деца обикновено ми казват, че една от тези страсти е малко по-очевидна от другата.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.הילדים שלי אומרים לי בדרך כלל שאחת האהבות האלה נראית יותר לעין מהשניה.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.أطفالي عادة يخبروني بان احد هذه الرغبات واضح اكثر بقليل من الاخر
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.一つ目はわかるけど 二つ目は。。。と言います (笑)
Çünkü, ego bazlı seçimlerimiz sezgisel tavsiyelere baskın çıkıyor.El corazón intuitivo-energético es aquello que la gente ha asociado con su "voz interior".
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Apunta directamente a su frente, sólo cuando quieras que la presión se libere, lo vamos a intentar otra vez.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Chỉ thẳng vào trán anh ấy. Chỉ khi nào bạn muốn bỏ sức ép đi, chúng ta hãy thử lại nào.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Indica direct spre fruntea lui, doar cand vrei ca presiunea sa fie eliberata, vom incerca din nou.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.정확히 이마를 가리키시구요. 압력을 약하게 하실 때만 손을 올리시구요, 자 다시 하겠습니다.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Mutasson pontosan a homlokára. Csak, amikor azt szeretné, hogy megszűnjön a nyomás, most próbáljuk megint.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Pointez directement vers son front, seulement quand vous voulez que la pression se relâche, on va le refaire.
Direkt olarak onun alnına işaret et, sadece baskının gitmesini istediğin zaman bir daha deneyeceğiz.Punti alla sua fronte, solo quando vuole allentare la pressione, riproviamo.