Bu üçü içinde savaşıyor gibi tartışmak baskın olandır.議論について語ったり 考えたりする時に
Büyük B'nin frekansının %70 olduğunu biliyoruz, bu durumda yüzde kaçı homozigot baskın olabilir? - -Nun, wir wissen, dass die Häufigkeit des B Allels 70 % ist, welcher Anteil wird also homozygot dominant sein ?
Büyük B'nin frekansının %70 olduğunu biliyoruz, bu durumda yüzde kaçı homozigot baskın olabilir? - -Víme, že frekvence alely B je 70 %, takže jaké procento alel bude dominantně homozygotní (BB)?
Büyük B'nin frekansının %70 olduğunu biliyoruz, bu durumda yüzde kaçı homozigot baskın olabilir? - -Wiemy, że częstość występowania allelu "B" to 70%, ilu z tych ludzi jest homozygotami dominującymi?
Büyük B'nin frekansının %70 olduğunu biliyoruz, bu durumda yüzde kaçı homozigot baskın olabilir? -Знаем, че честотата на алела В е 70%, така че какъв процент ще бъдат с хомозиготен доминантен генотип?
Büyük B'nin frekansının %70 olduğunu biliyoruz, bu durumda yüzde kaçı homozigot baskın olabilir? -حسنا,نعرف ان تكرار آليل ال B هو 70% اذن ما هى نسبة متماثل الزيجوت السائد؟
Büyük ihtimalle doğru; çünkü toplumumuzun çoğunluğunda erkek baskınlığı söz konusu.사실 인간의 문명은 거의 남성이 차지했었습니다
Büyük ihtimalle doğru; çünkü toplumumuzun çoğunluğunda erkek baskınlığı söz konusu.Protože většině populaci na Zemi velí muži.
Büyük ihtimalle doğru; çünkü toplumumuzun çoğunluğunda erkek baskınlığı söz konusu.Хенри VIII.
Büyük ihtimalle doğru; çünkü toplumumuzun çoğunluğunda erkek baskınlığı söz konusu.ربما تكون حقيقة, لأن اغلب حضارتنا هى سيادة للذكور.
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.Así que vamos a decir que son dominantes ojos marrones y azul son recesivas. Quería hacerlo en azul.
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.그럼 갈색 눈이 우성 형질이며 파란색 눈이 열성 형질이라고 해 봅시다 ---
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.Laten we zeggen dat bruine ogen dominant zijn en blauwe zijn recessief.
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.Quindi diciamo che il marrone è dominante e il blu è recessivo. --
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.Załóżmy, że oczy brązowe są cechą dominującą, a niebieskie recesywną (ustępującą).
Bu yüzden kahverengi gözlü baskın olduğunu söyleyelim ve mavi resesif.فلنقول ان لون العين البنى سائد ولون العين الأزرق متنحى.
Bu yüzden marihuana satmaya başladı. Bir uyuşturucu baskını sırasında yakalandı.Do đó, anh bắt đầu bán cần sa và bị bắt trong một cuộc càn quét ma túy.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olan70〜80年代は圧倒的にラグーが売れていました
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olan80년대 초반, 캠벨 사는 라구에 대항할 프레고를 만들었습니다.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanA Campbell's criou a marca Prego.
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanCampbell's je delal Prego in Prego je v začetku 80ih tekmoval z Ragujem,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanIch sos Prego na początku lat 80. konkurował z Ragu,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanקמפבל ייצרו את פרגו ופרגו, בתחילת שנות ה-80, התקשתה להתחרות בראגו,
Campbell Prego'yu üretiyordu ve Prego, 80'lerin başında, 70'ler ve 80'lerin baskın spagetti sosu olanشركة كامبل صنعت منتجها بريجو, و بريجو كانت تكافح في الثمامنيات للبقاء امام راجو ,
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Hvis nogen slår til mod Radio Capital, er det nok ledelsesgruppen.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Jeśli Radio Capital ucichnie, a pani Bradley umrze, będzie to wina generałów.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Om nån slår till mot Radio Capital är det säkert befälsgruppen.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Upseerit, jos radioasemalla isketään ja rouva Bradley tapetaan.
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Κατέλαβαν το Ράδιο Κάπιταλ, θα σκότωναν την κ. Μπράντλεϊ. Είναι έργο των αξιωματούχων!
Capital Radyo'ya baskın yapılır ve Bayan Bradley ölürse bunun arkasında yüksek rütbelilerin olduğu kesin.Если на радио будет налёт и госпожа Брэдли погибнет, значит, замешано руководство.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.A mobiltelefon a szabadság eszköze, s ugyanakkor az elnyomás eszköze.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Das Handy ist ein Instrument der Freiheit und ein Instrument der Unterdrückung.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.De mobiele telefoon is een instrument van vrijheid en een instrument van onderdrukking.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Điện thoại là phương tiện của tự do và cũng là phương tiện của áp bức.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.El celular es un instrumento de libertad y, a la vez, un instrumento de opresión.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Il telefono cellulare è uno strumento di libertà e uno strumento di oppressione.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.휴대 전화는 자유의 도구이면서 억압의 도구입니다.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Le téléphone portable est un instrument de liberté et un instrument d'oppression.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Mobil je nástrojom slobody a nástrojom utláčania.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Telefon jest narzędziem wolności i narzędziem opresji.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Telefonul mobil e un intrument al libertăţii şi un instrument al opresiunii.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Το κινητό τηλέφωνο είναι ένα εργαλείο ελευθερίας και ένα εργαλείο καταπίεσης.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобилният телефон е инструмент на свободата, но и на поттисничеството.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобильный телефон — это иструмент борьбы за свободу и одновременно — иснтрумент угнетения.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.Мобільний телефон - інструмент свободи та інструмент утисків.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.הטלפון הסלולרי הוא כלי להשגת החירות וגם כלי לדיכוי.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.الهواتف النقالة هي أداة الحرية وأداة الظُلم.
Cep telefonu, özgürlüğün bir aracı fakat aynı zamanda baskının da bir aracı.抑圧も生み出してしまう 道具なんです TEDは人々にとって
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.A gyerekeim azt szokták mondani, hogy az egyik szenvedélyem azért kicsit jobban meglátszik.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Copiii mei obişnuiesc să-mi spună că una dintre cele două pasiuni este ceva mai evidentă decât cealaltă.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Deti mi hovoria, že jednu z tých vášní na mne vidno viac.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.I miei figli di solito mi dicono che una di queste passioni è più evidente dell'altra.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler. (Kahkahalar)Con cái tôi thường nói với tôi rằng một trong những đam mê này nổi trội hơn mấy cái còn lại (Cười)
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.제 아이들은 이렇게 말하곤 합니다. 그 두가지 중 어느 한쪽에 아주 조금 더 열정적인 것 같긴 하다고요.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mé děti mi většinou říkají, že jedna z těchhle vášní je nápadnější.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Meine Kinder sagen mir immer, dass eine Leidenschaft ein bisschen offensichtlicher ist als die andere.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mes enfants me disent souvent qu'une de ces passions est un peu plus visible que l'autre.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mijn kinderen zeggen me meestal dat één van beide passies wat beter zichtbaar is dan de andere.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Mis hijos me dicen que por lo general una de esas pasiones es un poco más evidente que la otra.
Çocuklarım bana her zaman bu tutkularımdan birinin diğerinden daha baskın olduğunu söyler.Moje dzieci zazwyczaj mówią mi, że jedna z tych pasji jest trochę bardziej oczywista. (Śmiech)