Ülkede, Ortodoks mezhebi Katolikliğe nazaran daha baskındır.Postna postava v pravoslavju je dosti strožja kot v katolištvu.
1 milyon sivil baskınlar sonrasında tahliye edildi.Po končanih napadih je bilo evakuiranih približno en milijon civilistov.
Yang, Tang kuvvetlerinin kaleye baskınlarını geri çevirmesiyle krallığı koruyarak saygınlık kazanmıştır.Kralj, ki se boji kardinalove moči, se na tihem veseli zmage.
İlk olarak baskın grupla yapılan kıyaslamaların boyutu değiştirilebilir.Najprej naj se izračuna število spremenljivk.
23 Ocak 1913'te Bâb-ı Âli Baskını ile hükümetin devrilmesi üzerine görevden ayrıldı.23. maja 1913 mu je bavarska vlada izdala dovoljenje za opravljanje zdravniškega poklica.
17 vakıf ve derneğe yapılan baskınlarda gözaltına alınan 26 kişiden 7'si tutuklandı.Vsaj sedem od devetih opozicijskih predsedniških kandidatov je bilo aretiranih.
Bildirinin yayınlanmasının akabinde 30 silâhlı protestocu Erebuni polis karakoluna baskın düzenledi.Organizator je demonstracije prekinil, nakar je policija pridržala okoli 30 protestnikov.
Osmanlı tarihçileri bu müthiş baskını Sırp Sındığı olarak anmaktadırlar.Nenemški zgodovinarji cenijo njegovo modro nenapadalnost.
Göçebe-göçer kültürü, hayvancılık ve tarım kültürü baskındır burada.Danes se v vasi prepletajo kultura, ekološko kmetijstvo in turizem.
Saray baskınında öldürüldü.Nužudytas per rūmų perversmą.
Örneğin bu durum, evlerin baskına uğramalarıyla kendini belli eder.Pavyzdžiui, gali gėdytis kviestis pažįstamus į namus svečiuotis.
En baskın özelliği kıskançlığıdır.Pagal Jante, išskirtinumas kelia pavydą.
Bu baskın tarzı sefer yüzünden I. Darius Atina ve Eretria'yı yakıp yıkmaya yemin etmiştir.Už tai Darijus I prisiekė atkeršyti Atėnams ir Eretrijai.
Ana madde: Bastille Baskını 14 Temmuz 1789'da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler.Lygiai po metų, 1789 m. liepos 14 d., Paryžiuje užimta Bastilija.
Başlangıçta yerli dinler baskındı.Pradžioje tai darė vietiniai pastoriai.
Koalisyonun baskın partisi ve öncüsü Dava Partisi'dir.Lietuvos politinių kalinių ir tremtinių sąjunga turi paramos gavėjo statusą.
Bu baskında da Hamit birkez daha kolundan vurulur.Dar sykį nuspaudus nuleistuką šautuvas vėl iššauna.
1 milyon sivil baskınlar sonrasında tahliye edildi.Vėliau kai kuriuos streikus numalšino Pilietinė milicija.
1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkûmları serbest bıraktı.1971 m. kartu su kitais politiniais kaliniais pabėgo iš Punta Carretas kalėjimo.
Bu baskın sonuçta Vichy hava kuvvetleri toplam 179 uçak kaybetti.Sealjuures kaotas Drevic 179 sõdurit.
Bu baskın tarzı sefer yüzünden I. Darius Atina ve Eretria'yı yakıp yıkmaya yemin etmiştir.Sellest teada saades vandus Dareios, et põletab Ateena ja Eretria maatasa.
1990 - Polis, Kadıköy'de bir eve baskın düzenledi.1990 – avati Paikuse Politseikool.
Otel baskınında Suzi tarafından öldürüldü.Ta tapeti Dubai emiraadis oma hotellitoas.
40 yıl sonra Saylonlar 12 koloniye baskın yaptı.Pärastpoole olevat neist 40 koloniseerinud Sardiinia.
Kış mevsimi ile ilkbaharda taşkınlar nedeniyle pek çok su baskını yaşanmıştır.Seepärast oli kevadel soojade ilmadega peale talveunest ärkamist seal näha palju madusid.
Bu baskın genel olarak çok aşırı bulunarak eleştirilmiştir.Selliseid väiteid on peetud tugevalt liialdatuteks.
Örneğin, yedi günlük, yedi aylık ya da yedi yıllık dönemlerin varlıkların gelişiminde baskın rolleri vardır.Siiski kulus seitse aastat, seitse kuud ja seitse päeva kirikuuuste avamiseni.
Tsunami nedeniyle meydana gelen su baskınları başka bölgelerden yardım gelmesini zorlaştırdı.Et tsunami oli teed lõhkunud, oli abi andmine raskendatud.
Bu çalışmaları sırasında, o dönemde baskın akım olan neoklasizm ekolüne tercih ettiği canlılığı keşfetti.Nii otsustas ta oodata, kuni protestantluse idee Liivimaal rohkem juurdub.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -1 500 lat temu rolnictwo zdominowało Afrykę Subsaharyjską.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -1 500 років тому, сільське господарство панувало на територіях Африки, південніше Сахари.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -Asi tak pred 1500 rokmi, poľnohospodárstvo dominovalo veľkou väčšinou Subsaharskej Afriky.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -Do období před 1 500 lety dominovalo zemědělství ve většině subsaharské Afriky.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -Hace 1.500 años agricultura dominó la mayor parte del África subsahariana.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -לפני כ 1.500 שנים החקלאות היתה נפוצה ברוב השטח מדרום לאיזור התת-סהרה,
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -من 1500سنة مضت, هيمنت الزراعة على معظم بلدان أفريقيا جنوب الصحراء الكبرى.
1.500 yıl önce , Saharan Afrikasında tarım baskındı. -しかし、農業に適していないカラハリ砂漠では、 狩猟民族の生活が残りました。
2006 yılında toplam OTP harcamalarının %77,5’inden sorumlu olup, bütçenin baskın bölümünü oluşturmaktadır.Ez teszti ki a költségvetés túlnyomó részét: 2006-ban a KAP összes kiadásainak 77,5%-át képviselte.
2006 yılında toplam OTP harcamalarının %77,5’inden sorumlu olup, bütçenin baskın bölümünü oluşturmaktadır.Je to dominantní část rozpočtu a odpovídala za 77,5 % celkových výdajů SZP v roce 2006.
2006 yılında toplam OTP harcamalarının %77,5’inden sorumlu olup, bütçenin baskın bölümünü oluşturmaktadır.Това е преобладаващата част от бюджета, равна на 77,5% от общите разходи на ОСП през 2006 г.
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.30년이 지나서, 랩 음악은 대중 문화의 지배적인 음악의 형태가 되었습니다. 대기업에서는 절대로 나올 수 없는 일입니다.
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.30 lat później muzyka rap dominuje w kulturze masowej. Nie powstałaby w wielkich firmach.
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.30 שנה לאחר מכן, מוזיקת הראפ היא המוזיקה השלטת בתרבות הפופולרית -- לעולם זה לא היה בא מהחברות הגדולות.
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.O 30 let později je rap dominantním hudebním žánrem popkultury -- a nikdy by nevzešel od velkých společností.
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.بعد 30 سنة موسيقى الراب هي الموسيقى المهيمنة في البيئة الشعبية و لم تأتي أبدا من شركات كبيرة
30 yıl sonra, rap popüler kültürün baskın bir müzik türü asla büyük firmalardan ortaya çıkmazdı.ラップはポピュラー音楽の主流になった 大企業からは生まれなかった 3つ目のポイントはプロ級の素人と
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.1990年からその後20年間のことです こちらを見て下さい
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.A ambiguidade moral torna-se uma ideia dominante na televisão desde 1990 e durante os 20 anos seguintes.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Ambiguitas moral menjadi steno yang dominan di televisi dari tahun 1990 sampai 20 tahun kemudian.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Ambiguitatea morală devine tiparul dominant în televiziune, din 1990, pentru următorii 20 de ani.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Die moralische Ambiguität wird im Fernsehen ab 1990 für die folgenden 20 Jahre immer dominanter.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Moralna dwuznaczność staje się myślą przewodnią w telewizji - od 1990 przez następne 20 lat.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Morele ambiguïteit wordt vanaf 1990 20 jaar lang, de dominante 'meme' op televisie.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.도덕적 모호성은 TV의 지배적인 밈(meme)이 됩니다. 1990년부터 그 후 20년간 말이지요.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Η αμφιλεγόμενη ηθική κυριαρχεί στην τηλεόραση από το 1990 και για τα επόμενα 20 χρόνια.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.Моральна невизначеність стає стереотипом на телебаченні з 1990 і наступпні 20 років.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.עמימות מוסרית הופכת לתפיסה השלטת בטלוויזיה משנת 1990 למשך 20 השנים הבאות.
"Ahlaki belirsizlik" 1990 yılından başlayarak sonraki 20 yıl boyunca baskın bir unsur oluyor.الغموض الأخلاقي يصبح المهيمن في التلفزيون من عام 1990 و على مدى السنوات ال 20 المقبلة.
Ama ana problem Büyük Britanya'nın o dönemde dünyadaki en baskın donanmaya sahip olmasıydı.Ale głównym problemem było to, że Wielka Brytania miała w tym czasie dominującą na świecie flotę.
Ama ana problem Büyük Britanya'nın o dönemde dünyadaki en baskın donanmaya sahip olmasıydı.Das größte Problem war, dass Großbritannien die dominierende Seemacht der Welt hatte.